ALLAH’IN FITRATI
ALLAH’IN FITRATI. Melek bilir ALLAH’ın verdiği “bir tek ismi”! “Her ismi” öğrenemez, insân olmadan cismi! İnsân olarak doğsun, “Fıtrat” içine girer! Onu dinlerse kâlbde, HAKK’ın sırrına erer!
KIYAMETNAME KİTABI


ALLAH’IN FITRATI
“Görmediğim ALLAH’a ben tapmam!” diyor ÂLÎ!
HAK diyor: “HANÎF DÎNÎ bilmez çoğu ahâli!”
Gayb’a îmân etmekle onlar iktifâ eder!
ALLAH, insânda saklı fıtratı için “GAYB” der!
Bu yüzden: “Gayb’ı ancak ALLAH biliyor!” Niçin?
“Kendi fıtratı!” Zaten bildiği onun için!
“Fıtratını” bulan kul olur ALLAH’a yakın!
Zîrâ “Fıtrat”, ALLAH’a en yakın şeydir, bakın!
“Kendi öz gen’i” adı ALLAH’ın, yâni “Fıtrat”!
O formüle göre der o kendisine: “Yarat!”
Yarattığı her şeyde kendi geni gömülü!
Ölmeden kendinde bul o “yaratım formülü!”
ALLAH gibi ölümsüz sen de yarat kendini!
“İslâm dini”nin adı bu yüzden “Fıtrat dini!”
“ALLAH’ın fıtratı”dır asıl; kopyalanamaz!
“ALLAH’tan başka ilâh bu nedenle olamaz!”
Bizde iki tür gen var: ALLAH gen ve hayvân gen!
“ALLAH gen”den sorumlu insân, olunca ergen!
“Gayb’ı bilmezsin” dedi ALLAH meleğe niçin?
Melekte tam fıtratı bulunmadığı için!
Melek bilir ALLAH’ın verdiği “bir tek ismi”!
“Her ismi” öğrenemez, insân olmadan cismi!
İnsân olarak doğsun, “Fıtrat” içine girer!
Onu dinlerse kâlbde, HAKK’ın sırrına erer!
Cibril, insân şeklinde RESÛL’e âyet verdi!
RAHMÂN, “iki eliyle” MUHAMMED’i severdi!
“RABB’iniz değil miyim?” diye sorarken RAHMÂN,
Âdem kılığındaydı: “Secde et! Olma pişman!”
Her atom bir melektir; insân olmak amacı!
İnsâna çıkana dek her kalıpta var acı!
“İlk Âdem’de” ALLAH’ın tüm isimleri mevcûd!
Yâni “HAKK’ın fıtratı” olmuştu bütün vücûd!
Bu ikiz cinsli Âdem cennete konulmadı!
“Bir tek nefis” Kur’ân’da bu İlk Âdem’in adı!
Bundan çıkan Havvâ ve Âdem cennetten indi!
“Fıtratını” örterek Arz’da beden edindi!
“Fıtrat”, “Gayb”a dönüştü; lâzım oldu “HANÎF DÎN”!
Her gelen nebî dedi: “Kendinizi fethedin!”
“Gayb”ın açığa çıkar; öldün veya erdin mi?
Borç aldığın vücûdu sâhibine verdin mi?
“GAYB”, “vücûddan çıkınca” “apaçık imâm” denir!
“Bu imâm arkasında gidip hesab ödenir!”
“O ilk ve Son” denen Zât “İmâmdır”, ALLAH değil!
ZÂT “ilk ve son” olamaz; sıfat sırrına eğil!
ALLAH’ın her bir ismi “Fıtrat”ına bürünür!
RAHMÂN, RAHÎM, RÛH, ÂDEM, İMÂM diye görünür!
“Senden çıkan Fıtratın” secdeye dâvet eder!
Ondan başka her kime taparsan ALLAH “Şirk” der!
Herkese ALLAH kendi “FITRAT”ıyla bağlandı!
Herkes içti özüyle; ona “Seslenme andı!”
“Zekeriyâ’nın gizli seslenmesi!” İşte bu!
“Seslen! ‘YAHYA’nı çıkar!’ Ol EHLİBEYT mensubu!”
Zîrâ ALLAH’tan farklı değil “kendi fıtratı”!
İçindeki ÂLÎ’dir ALLAH’ın tek sıratı!
“Bir tek kişi diriltmek gibi kıyâmet!” Niçin?
Kulu “kendi fıtratı” sorguladığı için!
“Fıtrattır!” Her hücrenin bağlı olduğu merkez!
Çemberinden koptu mu, Azrâil olur her kez!
Kopmadan çıkarsa o, Cebrâil olur adı!
Titreşim sayısına denir “onun kanadı!”
“Fıtratın”dır yine, bil; Mikâil ve İsrâfil!
Körün fil tarifi çok; hiçbiri değildir fil!
ALLAH ZÂT, “Fıtrat” sıfat; işte bu sır ezelî!
“Ok atarken ALLAH’ın oldu, RESÛL’ün eli!”
“ÂL-i MUHAMMED” demek “ELİF LÂM MİM”; kitâb bu!
Hidâyet istersen ol EHLİBEYT’in mensûbu!
“Bıyıkları terlemiş bir genç” çıktı mirâçta!
Bu gencin kimliğini öğren, gözünü aç da!
Böyle gencin Arapça “Şabb-ı emred”dir ismi! (548)
“O, yüzü HAK ikrâmlı İmâm ÂLÎ’nin cismi!” (548)
“Döne döne saldıran aslan”, öteki adı! (643)
“Beşerin babasının ismi!” Anımsa “And”ı!
“Haydar” (aslan) ile “ÂLΔnin ismi o, eşit! Niçin? (222)
Hem şeffaf hem de fizik aslan da; onun için!
Karın, göğüs düzeyi; baş iri, saçlar yele!
Bilek pazıdan farksız; bir kükremesin hele!
Aslan gibi yukarı çıkıktı iki omuz!
Aslan burcunda doğdu; tam 29 Temmuz!
Adı ESEDULLAH’tır; yâni Tanrı aslanı!
RESÛL miraçta gördü “gücü müdhîş” olanı!
“ALLAH gücü sırf yüce ÂLÎ’dedir” der âyet!
Pençesiyle parçalar, “evet” denmezse şâyet!
Masonlar “vaftiz” yapar “aslan pençesi” ile!
O aslanın adı ne? Onlar nereden bile!
Aynı “aslan pençe”si İsâ’yı Mesîh yaptı!
“Vaftizci Yahya” varken hepsi İsâ’ya taptı!
Hâlbuki İsâ kendi, “Yahya İlyas idi!” der!
“Zekeriyâ evlâdı Yahya”, “ERRAHMÂN” eder! (329)
Niçin Hızır, İlyas’la hep anılır bir çeşit?
“HAZRET-İ İMÂM ÂLΔ ve “HIZIR” çünkü eşit! (1600)
“Pençe”, Farsça “beş” demek; âilesi “Aslan”ın!
Yele gibi gür saçlı “Samson” sizde; uyanın!
ÂLÎ’dir! Aslan burcu erenlerinin başı!
Arzın Zühâl devrinde RAHMÂN’dan yaptı aşı!
Zühâl devridir Arzın üç önceki evrimi!
Reenkarnasyon ile ALLAH yapar devrimi!
Zühâl devrinde maden bilincindeydi insân!
Aslan erenlerinden akıldır Arz’a ihsân!
Aslan burcunun ismi Arapça “Burc-u Esed”!
“ÂLΔ demek! Kur’ân’da bil: “KAF H Y AYN SÂD”!
Bu beş harfin toplamı “EB İMÂM ÂLΔ eder! (195)
ALLAH bize “Babanız”, yâni “İMÂM ÂLΔ der!
Esed ve Dünyâ aynı; altmış beş ikisi de!
“RAB”, İbrânîce “Adni”; o da altmış beş ede!
ÂLÎ Kâbe’de doğdu! Kâbe, el-Beyt; yâni ev!
“İnsânların RABB”inin ismine denk; onu sev!
İbrânîce “B” harfi “beyt” olarak okunur!
Kâbe “B” harfi imiş; ÂLÎ için ne onur!
Zîrâ Hazret-i ÂLÎ: “Ben B harfiyim” dedi!
B, ALLAH’ın “ERRAHMÂN” olan ismi, ebedî!
El-Beyt aynı zamanda Beyt âilesi demek!
EHLİBEYTTİR “Fıtratın”; bulmaya sarf et emek!
Hakkını helâl etmez, yoksa MUHAMMED sana!
“Kendi nefsinden bile yakındır O insâna!”
ÂLÎ için de RESÛL: “O nefsim” diyor mâdem,
MUHAMMED ile ÂLÎ olmalıdır “İlk Âdem”!
Aslan burcunu Güneş Rûhu idâre eder!
Tevrât Güneş’e “ELYON”, yâni yine “ÂLΔ der!
“Pazar” günü kutsaldır Hıristiyanlar için!
Güneş, Pazar gününün RABB’i olduğu için!
“Birine benzetildi Îsâ! O asılmadı!”
“Benzetildiği zâtın” bilin, ÂLÎ’dir adı!
“ÂLÎ’nin kimliğini açıklarsam,” der RESÛL,
“Hıristiyanlar ona oğul der!” Usul usul!
“Kitab ehli, ölürken Îsâ’ya imân eder!”
“Kitab”, ÂLÎ! Seveni son nefeste ÂLÎ der!
“Herkes elhamdülillâh diye kabrinden çıkar!”
“Fıtratını” ölürken görüp edemez inkâr!
“Cumartesi gününe” Zühâl gezegeni RAB!
“Yahûdi o gün secde etmezse” hâli harab!
Yahûdi Tanrısına taparken “Yehova” der!
YEHOVA, ZÜHÂL, ÂDEM; her biri kırk beş eder!
RAHMÂN! O, Ebû Tâlib oğlu ÂLÎ’nin adı!
Bir farkla aynı sayı; hiçbir kuşkum kalmadı!
CÂFER-Î SÂDIK ile BEKTAŞ’tır “Müezzin”im! (723)
ÂLÎ’nin sırrı bitmez; ama bitti izinim!
M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 12 Haziran 1999
(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)
İsimlerin ebced ilmine göre sayısal açılımı:
“HÛ İSMİ ÂLÎ İBNİ EBİ TÂLİB” = 328 = 329 = “ERRAHMÂN”
(Not: Ebced ilminde +1 veya −1 yakın olduğundan tam kabul edilir.)
Türkçe Akademik Dipnotlar
[1] Fıtrat (Kur’ân 30:30) ve “yaratılış düzeni”
Metindeki “Fıtrat ALLAH’a en yakın şeydir” ve “İslâm dininin adı… fıtrat dini” iddiası, Kur’ân’daki fıtrat kavramının “insanın yaratılıştan getirdiği yönelim/kuruluş” şeklinde okunmasına yaslanır. Klasik tefsirlerde fıtrat; “İslâm”, “ilk yaratılış”, “doğal yönelim” vb. anlam katmanlarıyla tartışılır.
Dinlerarası benzerlik: Hristiyanlıkta “doğa yasası / doğal vicdan” (natural law) geleneği; Stoacı miras ve Kilise babaları üzerinden “insanın içinde iyiye yöneliş” fikrini kurar (kavramsal paralellik).
[2] “Gayb”ı Allah’ın bilmesi: epistemoloji ve ‘içkin sır’ dili
Metnin “ALLAH insanda saklı fıtratı için ‘GAYB’ der” çizgisi, gaybı yalnız “dışarıdaki bilinmez” değil, insanın kendine bile kapalı boyutu olarak kurar. Bu, modern din psikolojisinde “içsel derinlik/örtük yönelim” temalarıyla yan yana getirilebilir (fakat şiir bunu vahyî/teolojik dille kurar).
Dinlerarası benzerlik: Yahudilikte sod (ezoterik “sır”) katmanı; Hristiyan mistisizminde “kalbin iç odası”; Hindu geleneklerinde ātmanın “örtülü” bilgisi gibi içsel hakikat söylemleriyle yapısal benzerlik taşır.
[3] Hanîf kavramı: şirk karşıtı yönelim ve İbrâhimî çizgi
Metindeki “HANÎF DÎNÎ bilmez çoğu ahâli” ve “Hanîf din lazım oldu” söylemi, Kur’ân’daki hanîf kavramını “şirkin zıddı / tevhid yönelişi” şeklinde okuyan ana damarla uyumludur. Hanîfliğin Kur’ân’daki kullanımı, meallerde ve kavram tarihçesinde akademik olarak incelenmiştir.
Dinlerarası benzerlik: “Saf tektanrıcılık” vurgusu, Yahudilik ve İslâm’da güçlü; Hristiyanlıkta tektanrıcılık içindeki “mesiholoji” tartışmaları farklı bir eklem üretir.
[4] “Elest” misakı (A‘râf 7:172): ‘Seslenme andı’ ve primordial sözleşme
Metindeki “Seslenme andı”, “Zekeriyâ’nın gizli seslenmesi” ve “RABB’iniz değil miyim?” çağrışımları, A‘râf 7:172’nin tefsir geleneğindeki “mîsâk/elest” yorum hattına dayanır. Bu ayetin “literal/rivayet merkezli” ve “temsîlî/yorum merkezli” okuma biçimleri akademik literatürde ayrıştırılır.
Dinlerarası benzerlik: Yahudilikte Sina ahdi; Hristiyanlıkta “Yeni Ahit”; Bahâî literatüründe de “primordial covenant” teması (teolojik dil farklı olsa da “ön-sözleşme” motifi ortak bir arketip gibi çalışır).
[5] “Ok atarken… Allah attı” (Enfâl 8:17): ilahî fiil–insan fiili ilişkisi
Metnin “Ok atarken, ALLAH’ın oldu, RESÛL’ün eli” alıntısı, Enfâl 8:17’deki atıf/nisbet yapısıyla ilgilidir: fiil insanda gerçekleşir ama nihai kudret Allah’a nisbet edilir. Bu ayetin dilsel/üslup ve kelâmî yorumları modern çalışmalarda ele alınır.
Dinlerarası benzerlik: Hristiyanlıkta “lütuf–irade” tartışmaları (Augustinus/Pelagius hattı), benzer bir “insan fiili–ilahî etkinlik” gerilimini taşır.
[6] “Melek/atom” dili: kozmik ajanlar ve doğa düzeni
Metindeki “Her atom bir melektir” gibi ifadeler, doğanın “ajanlar/ruhânî varlıklar” diliyle açıklanmasına örnektir. Bu, geç antik ve ortaçağ kozmolojilerinde görülen “ara-varlıklar” şemalarıyla benzeşir: doğa düzeni yalnız mekanik değil, anlam yüklü/mertebeli görülür.
Dinlerarası benzerlik: Neoplatoncu ara-ontolojiler; Zerdüştî kozmolojide düzen–bozuluş güçleri; Hindu-Budist kozmolojilerde “varlık sınıfları” (deva, asura vb.) gibi.
[7] Ebced/harf–sayı hermenötiği: İslâm dünyasındaki kullanımlar ve sınırlar
Metindeki parantezli sayılar ve “ebced ilmi” notu, Arap harflerine sayısal değer atayan abjad/ebced sisteminin “tarih düşürme” ve simgesel yorumlarda kullanımına dayanır. Bu sistemin tarihî kullanımları (özellikle kitabe/tarih düşürme) akademik çalışmalarda incelenmiştir.
Önemli akademik kayıt: Ebcedin “tarih düşürme/şiirsel şifre” gibi kültürel kullanımı ile “kesin akîde delili” olarak kullanımı arasında metodolojik fark vardır; şiirdeki kullanım ezoterik-hermenötik bir tercih olarak okunmalıdır.
Dinlerarası benzerlik: Yahudilikte gematria (harf–sayı yorumları) yapısal açıdan benzer bir pratik alanıdır (kavramsal paralellik).
[8] Hanîf–fıtrat ilişkisi: “öz/yaratılış” ile “tevhid yönelişi”nin eklemlenmesi
Metin, “fıtrat”ı hanîf çizgiyle birleştirerek, tevhidi “insanın iç kurulumunun dili” gibi okuyor. Bu tür eklemlenmeler, modern ilahiyat literatüründe fıtratın “anlam arayışı” ve “doğal yöneliş” ekseninde yorumlanmasıyla temas eder.
Dinlerarası benzerlik: “İnsan doğası/yaratılışı” üstünden dinî yöneliş temellendirme, birçok gelenekte (doğal teoloji, doğal yasa, dharma) farklı biçimlerde görülür.
[9] Zodyak/Aslan burcu ve İslâm sanat-bilim tarihinde astrolojinin yeri
Metindeki “Burc-u Esed (Leo)” ve gezegen günü (Cumartesi–Zühâl) gibi unsurlar, İslâm dünyasında astrolojinin Greko-Romen mirasla alınması, Arapça adlandırılması ve özellikle ortaçağ sanatında “talismanik/astrolojik ikonografi” üretmesi bağlamında okunabilir. Bu, “astrolojinin dinî meşruiyeti”nden ayrı olarak tarihî-kültürel bir olgudur.
Dinlerarası benzerlik: Geç antik Akdeniz dünyasında astroloji, Yahudi, Hristiyan, Hermetik ve İslâmî çevrelerde farklı derecelerde dolaşmıştır; kültürel ortak havza güçlüdür.
[10] “Şirk” eleştirisi ve içsel yönelişin putlaşması
Metinde “Senden çıkan fıtrat secdeye davet eder; ondan başkasına taparsan şirk” hattı, ibadeti “içsel hakikatin yönü” olarak okur. Hanîf kavramı üzerine çalışmalar, şirki reddetme/tevhid yönelişini kavramsal merkez olarak ele alır.
Dinlerarası benzerlik: Peygamberî geleneklerde (Yahudi peygamberleri, İsa’nın ahlâk eleştirileri) “dışsal tapınma–içsel dönüşüm” gerilimi sıkça vurgulanır.
[11] “Shekinah/Sekine” paraleli (metinde geçmese de kavram haritası için)
Metnin “koruyucu çember / içkin ilahî yakınlık” dili, Yahudi geleneğindeki Shekhinah (ilahî huzurun dünyada “ikamet etmesi”) kavramıyla karşılaştırmalı okunabilir; Shekhinah’ın koruyucu/beraberlik boyutu üzerine modern akademik tartışmalar vardır.
Not: Bu dipnot, metinde “Sekine” kelimesi geçmediği hâlde, senin önceki çeviri terminolojin (Sekine (Shekinah)) ile uyumlu karşılaştırmalı çerçeve sunmak içindir.
[12] “Yahya–İlyas / Hızır–İlyas” eşleştirmeleri: gelenekler arası dolaşım
Metnin Yahya/İlyas ve Hızır/İlyas eşleştirmeleri, farklı dinî geleneklerde aziz/veli figürlerinin “birbirine eklemlenmesi” (syncretic hagiography) örneği gibi çalışır. Bu alan, din antropolojisinde “figür transferleri” ve “ortak kutsal tipolojiler” başlıklarında ele alınır.
Dinlerarası benzerlik: Yahudilikte Elijah; Hristiyanlıkta Elijah–John the Baptist ilişkilendirmesi; İslâm’da İlyas–Hızır anlatıları; bunların yerel dindarlıkta birbirine yaklaşması.
Dinlerarası Benzerlik Özeti (Metnin “ortak motif” haritası)
İçsel kuruluş / doğal yöneliş (fıtrat) → dinî hakikat: İslâm’da fıtrat; Hristiyanlıkta doğal yasa/doğal vicdan; Hint geleneklerinde dharma/ātman söylemleri.
Primordial sözleşme (misak/ahd): Elest (A‘râf 7:172) ile Sina/New Covenant gibi “köken ahdi” motifleri.
İlahî fiil–insan fiili gerilimi: Enfâl 8:17 gibi nisbet dili ↔ lütuf–irade tartışmaları.
Harf–sayı yorumları: Ebced ↔ gematria gibi ezoterik okuma pratikleri (metodolojik sınırlar önemli).
Astrolojik sembolizm: Ortaçağ Akdeniz–İslâm havzasında zodyak ikonografisi ve gezegen-gün eşleştirmeleri.
İçkin ilahî huzur: Shekinah temasıyla “yakınlık/koruma” benzeri söylemler.
MELEK-ATOM
“Melek/atom” dili, metafizik ile bilimsel tasviri ortak bir sembolik çerçevede buluşturmaya çalışan yorumlayıcı bir anlatım biçimi olarak düşünülebilir. Bu dilde “melek” kavramı kozmik düzeni sağlayan bilinçli/ilkesel ajanları, “atom” ise doğa yasalarının fiziksel taşıyıcılarını simgeler. Aşağıda bu yaklaşımı akademik bir çerçeveyle özetliyorum:
1) Kavramsal Çerçeve: Sembolik Bir Dil Olarak “Melek/Atom”
Teolojik düzeyde: Melekler, düzen kuran ve ilâhî emri gerçekleştiren varlıklar olarak tasvir edilir.
Bilimsel düzeyde: Atomlar ve temel parçacıklar, fiziksel evrende düzeni mümkün kılan yapı taşlarıdır.
Sembolik okuma: “Melek” → düzenleyici prensip; “atom” → o prensibin maddî tezahürü.
Bu yaklaşım, ontolojik bir iddia olmaktan ziyade yorumlayıcı bir metafor olarak ele alınmalıdır; yani atomların gerçekten “melek” olduğu söylenmez, fakat düzen fikri bu dille anlatılır.
2) Kozmik Ajanlar: Yasa, Süreç ve İşleyiş
“Melek/atom dili”nde kozmik ajan kavramı üç seviyede düşünülür:
a) Yasa (Law)
Fizikte: Doğa yasaları (çekim, elektromanyetizma vb.)
Metafizikte: İlâhî emir veya kozmik düzen fikri
b) Süreç (Process)
Atomik etkileşimler, enerji dönüşümleri
Melek tasvirlerinde geçen “görev” ve “işlev” anlatıları
c) İşleyiş (Operation)
Fiziksel evrende nedensellik zinciri
Kozmik düzenin sürekliliği
Bu modelde melekler, kişisel varlıklar olmaktan çok “işlevsel ilkeler” olarak okunur.
SHEKINAH-SEKİNE-SPENTA ARMAITI
Shekinah (Şekinah / Şekina), Yahudi mistisizmi ve özellikle Kabalistik düşüncede Tanrı’nın dünyadaki immanent (içkin) varlığını ifade eden bir kavramdır. İbranice kökü š-k-n (“yerleşmek, ikamet etmek”) olup “ilâhî huzurun yerleşmesi” anlamını taşır.
1) Teolojik Tanım
Klasik Yahudi düşüncesi: Shekinah, Tanrı’nın kendisi değil; Tanrı’nın insanlarla birlikte “bulunuş” hâlidir.
Tapınak geleneği: Kudüs Tapınağı’nda hissedilen kutsal varlık, yani ilâhî yakınlık fikri.
Sürgün teolojisi: Halk sürgünde olsa bile Shekinah’ın onlarla beraber olduğu düşünülür.
2) Kabalistik Perspektif
Kabalada Shekinah genellikle dişil sembolizm ile ilişkilendirilir ve Sefirot sisteminde çoğu zaman Malkhut (Krallık) ile özdeşleştirilir.
Ana özellikler:
İlâhî ışığın dünyaya en yakın katmanı
Kozmik düzen ile maddî âlem arasında köprü
Birleşme (Tiferet–Malkhut) teması: göksel ve dünyevî uyum
3) Mistisizmde “Sekine” ve Paralel Okumalar
Senin önceki metinlerinde geçen “sekine beden” kavramı ile Shekinah arasında sembolik paralellik kurulabilir:
KavramGelenekAnlamShekinahYahudi mistisizmiİlâhî huzurun dünyada ikametiSekîne / Sekinahİslamî tasavvufKalbe inen sükûn ve ilâhî yakınlıkSpenta Armaiti (senin önceki şeman)Zerdüştî yorumToprak/tevazu ile bağlantılı kutsal prensip
Bu paralellikler tarihsel eşitlik anlamına gelmez; daha çok fenomenolojik benzerliktir: ilâhî varlığın “yakınlaşması”.
4) Kozmik Ajan ve Doğa Düzeni Açısından Yorum
“Melek/atom dili” bağlamında Shekinah şöyle okunabilir:
Metafizik düzey: Kozmik düzenin dünyaya temas noktası
Sembolik düzey: İlâhî enerjinin yoğunlaştığı alan
Felsefî düzey: Transcendent olanın immanent hâle gelişi
Bu yüzden bazı modern yorumcular Shekinah’ı, evrenin düzenleyici yapısının “yaşanabilir hissi” olarak betimler.
5) Akademik Not
Shekinah, Tanrı’dan ayrı bir varlık değildir; teolojik olarak “Tanrı’nın görünür etkisi” veya tecellîsi şeklinde anlaşılır. Bu ayrım, mistik sembolizm ile teolojik monoteizmi dengelemek için önemlidir.

