ARZ’IN ÖZGEÇMİŞİ
ARZ’IN ÖZGEÇMİŞİ. “Yedi temel kattan bil!” Oluştuğu için Arz, Kâbe’yi yedi defa tavaf etmek oldu farz! İki ara kat ise yedi kat için bağlaç; Şeytan taşlayıp koşma, bunlar için gözü aç! “Kara taş” ile başlar Kâbe’yi tavaf! Niçin? Arz soğurken donan “ilk nokta” olduğu için!
KIYAMETNAME KİTABI


ARZ’IN ÖZGEÇMİŞİ
I
Sıfır ZÂT’tır! Bir ALLAH! Dokuz sayının sonu!
Dokuz, Âdem demektir! İyi irdele onu!
ALLAH gibi kimseyi ortak etmez kendine,
“ALLAH’ın fıtratı o!” Eşittir “HANİF DİN”e!
Katmanının dışında dokuz’a ne eklesen,
En sonunda dokuz’un dışında bulursun sen:
Dokuz artı beş on dört! On artı dört eşit beş!
Eklediğin kovuldu! Dokuz’a olmadı eş!
Ona eklenmek için ol dokuz’un katmanı!
Dokuz istiyor yani, dokuz’u yansıtmanı!
Meselâ yedi kere dokuz, altmış üç eder;
Altı artı üç, dokuz! HAK ona “Hoş geldin!” der!
“RAHMÂN ilk Arz’ı, sonra yedi göğü yarattı!”
İkinci yaratılan, “Ay!” denilen sırattı!
Ay hep yüzünü döner, tavaf ederken Arz’ı;
Açıklar bize niçin, neye hac yapma farzı!
HAK der: “İnsandan daha zor yaratmak âlemi!”
En zoru Arz’ı inşâ! Esrârını çöz emi!
“HAKK göklere iki gün, Arz’a dört gün ayırdı!”
Melekler karşısında insanları kayırdı!
Arz madem ilk oluştu, Arz’dadır ilkin eren;
Haklı öyleyse “Ona secde emrini veren!”
İlk eren zat ikizdir; MUHAMMED ÂLÎ adı!
RAHMÂN bunlardan önce kimseye yansımadı!
Âdem ayni Arapça, hem de İbranicede;
İlk Âdem’e: “ALLAH’ın sen en yüce adı de!”
Âdem sözcüğüne “E” ekle, toprak demektir;
Toprak Havvâ oluyor, çünkü “E” dişi ektir!
Toprak annemiz AHMED, babamız ÂLÎ Âdem;
“EBÛ-T-TURÂB”, “toprağın babası” demek madem!
Bu lâkabı ÂLÎ’ye bizzat MUHAMMED verdi;
“Kalbi mühürsüzlerin!” Sadece aklı erdi!
“Kâfir tanık olmadı!” Bak, “öz doku”na eğil;
HAKK’a yardımcı olan tanık, seyirci değil!
Âlem yaratılırken “Yüceler” oldu tanık;
Zira onlardı kendi fıtratına uyanık!
“ÂLÎN!” Hem “Yüceler!” hem “En evvelkiler!” demek;
Terbiyemize verdi “En eskiler” çok emek!
Bu yüzden oldu bunlar secde etmekten muaf;
Âdem: “Bunlardan tekrar ruh alınca oldu af!”
II
“Hepinize denk olan insanım” der MUHAMMED!
Bunda var onun gizli kimliğine alâmet!
HAK derken: “Sen olmasan yaratmazdım âlemi!”
Onu sen kendin gibi bir insan sanma emi!
HAK onun hakkında der: “O her âleme rahmet;
Adını her anarken mutlak ona selâm et!”
Selâm et sen ALLAH’ın fıtratına, misline;
Niyaz et! “RAHÎM olan RAHMÂN” Arş’ına ine!
Tüm insanlara eşit MUHAMMED tek başına;
Yeyip içtiğin her şey ile girer aşına:
Bu Arz, bu toprak; zira onun kutsal vücudu!
Onu öpmektir halkın HAKK’a olan sücûdu!
“Gölgen bile istesin, istemesin secdede!”
Yalvarır Arz’a, onu kaldırıp insan ede!
“Sana yarattım yedi göğü” der ALLAH! Niçin?
Yedi sema halk oldu, RESÛL yani Arz için!
“Yedi göğün benzeri bu yüzden olmuştur Arz!”
Mîrâca çıkmak için Arz’a inmek oldu farz!
“Yedi gök iki günde, Arz dört günde oldu halk!”
Göklerin iki misli Arz! Bu sırrı çöz de kalk!
Yedi gökte melekler var, Arz’da ise Âdem;
“Melekler arşı taşır!” MUHAMMED Arş’tır madem!
“Melekler hiç durmadan MUHAMMED’i zikreder;
Bizi de Arz’a indir, insan kılığında!” der!
“Çıkanı ve ineni ALLAH bilir” der âyet;
İki çeşit mîraç var, dikkat edersen şayet:
Biri Arz’a inmekle, biri göğe çıkmakla;
İnerken ve çıkarken sakın güvenme akla!
Ölen Arz’a inemez, havadan hafif teni;
Kör uçuşu yapar, yok çünkü toprak anteni!
AY’a çıkmak için de yer çekimidir mâni;
Ne çıkabilir ne de o inebilir yani!
Yükünü her attıkça bir gezegene çıkar;
Tekrar melek olmakta insana yoktur çıkar!
“Sağken kör, ölünce de demek kalacaktır kör!”
Toprak bedende çünkü toprağa oldu nankör!
III
Arz’ın içine giren olur bir “GAYB ERENİ!”
Esrârını açıklar Kâbe’nin boyu eni!
“Mikro Kâbe” şeklinde toprağın zerreleri;
Toprak ile de abdest alır İslâm’ın eri!
“Yedi temel kattan bil!” Oluştuğu için Arz,
Kâbe’yi yedi defa tavaf etmek oldu farz!
İki ara kat ise yedi kat için bağlaç;
Şeytan taşlayıp koşma, bunlar için gözü aç!
“Kara taş” ile başlar Kâbe’yi tavaf! Niçin?
Arz soğurken donan “ilk nokta” olduğu için!
Arz çekirdeği ise kara taşın timsali;
Orda HASAN, HÜSEYİN, FÂTMA, MUHAMMED ÂLÎ…
“Yunus balık karnında mîraç yaptı” der RESÛL;
“Benimkinden aşağı sanmayın! Aynı usûl!”
Arz’ın karnı olmalı balık karnından maksat;
“Yuttuğu diri çıktı!” ve Yunus aldı ruhsat!
Papa şapkası balık ağızlı; Yunus, Mesih!
“Korunmuş kitab” Arz’dır, girenler olur “Rasih!”
Kendi eren giremez Arz katmanına! Niçin?
Üst şeffaf ten havadan hafif olduğu için!
Bulunca Arz içine o seyahat edeni,
Transla yoğunlaşır en üst şeffaf bedeni!
“Yer çekimi”nin etki mesafesine girer;
Nihayet Arz içine dalarak “GAYB”a erer!
M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
İZMİR / 10 Ağustos 2000
(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)
Dipnotlar
“Sıfır/Zât” vurgusu ve tevhid dili: Metindeki “Sıfır ZÂT’tır! Bir ALLAH!” ifadesi, klasik kelâm–tasavvuf geleneğinde Tanrı’nın “mutlaklık/benzersizlik” (vahdâniyyet) fikrini şiirsel-mistik bir matematik imgesiyle kurar. Bu tarz “sayısal sembolizm”, İslâmî metinlerde olduğu gibi (özellikle hurûfî/işârî okumalar), Yahudilikte gematria; Hindu geleneklerinde kozmik sayı düzenleri (yuga vb.) gibi sistemlerde de görülür; ancak anlam zorunlu bir matematiksel doğruluk değil, hermenötik bir ‘işaret dili’ üretir.
1. “Hanîf din” – fıtrat ilişkisi: Metin “ALLAH’ın fıtratı… Hanîf din” eşleştirmesi kuruyor. Kur’anî bağlamda “fıtrat” ve “hanîf” (tek Tanrı’ya yöneliş) ilişkisi, tarihsel olarak İbrahimî gelenekle irtibatlı bir “ilk yöneliş/tevhid prototipi” şeklinde okunur. (Bu dipnot, metnin kendi ifadesini kavramsal zemine oturtur.)
2. “Arz’ın önce yaratılması / günler” (Fussilet 41:9–12): Metindeki “göklere iki gün, Arz’a dört gün” vurgusu Kur’an’daki Fussilet 41:9–12 pasajıyla ilişkilidir; klasik tefsirlerde bu “gün” ifadeleri literal zaman mı, safha mı tartışmasına açıktır ve “iki + dört + iki” hesabının nasıl anlaşılacağına dair yorum farkları vardır. Bu temayı görmek için 41:9–12’nin tefsirleri ve metin çevrimleri birlikte okunur.
3. “Yedi gök” kozmolojisi ve dinler arası paraleller: “Yedi gök”, İslâmî kozmografide çok yaygın bir şema olup Yahudi apokaliptik literatürde ve bazı geç antik yakın-doğu kozmolojilerinde de katmanlı gök tasavvurları görülür. Metin, bu “katman” fikrini insan–âlem analojisiyle şiirleştirir. (Karşılaştırmalı okuma için: yedi gök fikrinin Kur’an’daki kullanımı ve tefsir literatürü).
4. “Ay”ın Arz’ı “tavaf etmesi” ve ritüel analoji: Metin, ayın yörüngesel dolaşımını “tavaf” ile eşleştirerek kozmik hareketi ritüele bağlar. Bu tür eşleştirmeler, dinler tarihinde “mikrokozmos–makrokozmos” ve “ritüelin kozmik düzeni temsil etmesi” temalarıyla birlikte incelenir; literal bilimsel iddiadan çok sembolik bir köprüdür.
5. Tavafın dinler arası mukayesesi (Yahudilik–İslâm): Ritüel çevresel dolaşım (circumambulation), yalnızca İslâm’da değil, Yahudi ritüel pratiği ve metinlerinde de (ör. kutsal mekân çevresinde dolaşım teması) tartışılmıştır. Karşılaştırmalı bir akademik çalışma, Yahudilik ve İslâm’daki çevresel dolaşımı sembolizm üzerinden ele alır.
6. Hinduizm ve Budizm’de çevresel dolaşım (pradakshina / stupa): Kutsal merkez etrafında dolaşım, Hindu tapınaklarında ve Budist stupalarda yaygın bir pratik olup “merkez” etrafında kozmik düzeni bedene yazma (ritüel bedenleşme) biçiminde yorumlanır. Stupa geleneği ve “circumambulation”ın kutsal alan üretimiyle ilişkisi modern akademik tartışmalarda ele alınır.
7. “Merkez / eksen” (axis mundi) fikri: Metindeki “merkez” ve “dönmeyen döndüren” imgesi, dinler tarihinde “dünyanın merkezi/omphalos/axis mundi” düşüncesiyle güçlü akrabalık taşır: kutsal mekân, gök-yer bağlantısı olarak kavranır (Meru, Haraberezaiti, “yeryüzünün göbeği” temaları vb.). Bu çerçeve Eliade üzerinden klasikleşmiş bir karşılaştırmalı dinler tarihi kavramıdır.
8. Kâbe’nin “kozmik merkez” yorumları: Metin, Kâbe’yi “mikro/makro merkez” olarak okuyor. Akademik literatürde Kâbe’nin merkezîliğine dair farklı disiplinlerden (teoloji, antropoloji, mekân çalışmaları) yorumlar bulunur; ancak bazı güncel metinler (özellikle popüler-ampirik karışımlı çalışmalar) bilimsel iddia düzeyi açısından temkinle değerlendirilmelidir.
9. “Kara taş” ve başlangıç noktası sembolizmi: Metin, Hacerü’l-Esved’i “ilk nokta/soğuma” gibi kozmogonik bir simgeye dönüştürüyor. Dinler tarihinde “taş” (betyl/baetylus) kültleri, kutsal taşın “göksel köken” veya “ahit işareti” olarak görülmesi (Semitik geleneklerde dâhil) sık rastlanan bir motiftir; metin bunu İslâmî ritüele içkin bir “kozmos dili”ne çevirir.
10. “Yedi tavaf” ve “yedi katman” arasında kurulan bağ: Metin, Arz’ın “yedi temel kat”ı ile tavaftaki “yedi dönüş”ü bağlar. Bu, dinler tarihindeki “kutsal sayıların ritüeli örgütlemesi” temasına girer; sayı sembolizmi Yahudilik–Hristiyanlık–İslâm üçgeninde (7 gün/7 kat/7 mühür vb.) zaten güçlüdür.
11. “Ebû Turâb” (Ali’ye verilen lakap) – kaynaklı rivayet: Metindeki “EBÛ-T-TURÂB” açıklaması, Ali’ye bu lakabın Hz. Muhammed tarafından verilmesi anlatısıyla uyumludur; Sahih Muslim’de geçen rivayette “Ebû Turâb” lakabının Ali’ye en sevimli isimlerden olduğu zikredilir.
12. Lakabın tarihsel dolaşımı ve erken dış kaynak izleri: “Ebû Turâb” lakabının erken dönem dış kaynaklarda görünmesine dair modern akademik çalışmalar (İslâm’ın erken tarihini “başkalarının gözünden” inceleyen yaklaşımlar gibi) bu tür lakapların dolaşımını tarihsel bir veri olarak ele alır. Bu, metindeki motifin sadece iç rivayet geleneğiyle değil, tarih yazımıyla da konuşabileceğini gösterir.
13. “Lawlâka…” (Sen olmasaydın âlemi yaratmazdım) ifadesi – sıhhat tartışması: Metindeki “Sen olmasan yaratmazdım âlemi” motifi, yaygın bir tasavvufî söylem olsa da “Lawlâka…” lafzıyla gelen rivayetin hadis otantisitesi konusunda ihtilaflar vardır; akademik/eleştirel hadis çalışmaları, metin–sened kriterlerinin nasıl kurulduğunu ve modern dönemde bu kriterlerin nasıl tartışıldığını gösterir. Bu nedenle bu cümle metinde öğreti/yorum olarak okunmalı; “sahih hadis” kesinliğiyle değil, “manevî anlam” düzleminde değerlendirilmelidir.
14. Hadis otantisitesi meselesinin yöntemi: “Bir rivayet popülerse doğrudur” türü bir varsayım akademik düzlemde geçerli değildir; hadis tenkidinde rivayet zinciri, metin varyantları, tarihsel bağlam ve literatür içi dolaşım birlikte tartışılır. Bu yaklaşım, metindeki bazı yüksek yoğunluklu iddiaları “mistik şiir dili” olarak konumlamaya da yardımcı olur.
15. Yunus (Jonah) kıssası ve “balık karnı” yorumu (İslâm–Kitab-ı Mukaddes): Metin, Yunus’un “balık karnında mîraç” yaptığı gibi şiirsel bir genişletme getiriyor. Yunus kıssası hem Kur’an’da hem Kitab-ı Mukaddes’te yer alır; İslâmî literatürde Yunus’un anlatısı, tövbe ve ilahî rahmet temalarıyla işlenir ve “sembolik iç dünya/karanlık/rahim” okumalarına da açıktır. Karşılaştırmalı çerçevede Yunus figürü, “peygamberlik, tövbe, ilahî merhamet” ekseninde ele alınır.
16. “Balık karnı = Arz’ın karnı” eşitlemesi ve mitolojik tipoloji: Metindeki “balık karnı”nı “Arz’ın karnı”na çevirmek, dinler tarihindeki “yeraltı inişi / karanlıkta dönüşüm / yeniden doğuş” tipolojisine yakındır (İnisiyasyon anlatıları, yeraltı yolculukları). Bu, metnin “mîraç”ı sadece göğe yükseliş değil, iniş olarak da kurmasıyla uyumludur.
17. “İki çeşit mîraç: inmek ve çıkmak” – mistik hermenötik: Metin, mîraç temasını çift yönlü bir eksen (iniş/çıkış) şeklinde kuruyor. Bu, tasavvufta “seyr ü sülûk”un bazen “nüzûl–urûc” kavramlarıyla anlatılmasına paralel bir şiirsel kurgudur. (Bu dipnot, metnin iç mantığını dinî düşünce tarihindeki bir dile bağlar.)
18. “Melekler arşı taşır / Muhammed Arş’tır” gibi özdeşlikler – mecaz düzeyi: Metindeki bu tür özdeşlikler, kelâmî düzlemde literal kabul edilmez; daha çok işârî/tasavvufî mecaz olarak okunur. Bu ayrım, metnin “şiirsel-teolojik” tonunu doğru yerde tutmak için önemlidir.
19. “Toprak/insan” ilişkisi ve kutsal toprak fikri (dinler arası): Metnin “Arz/toprak”ı kutsal beden–secde–öpmek motifleriyle ilişkilendirmesi, pek çok gelenekte görülen “kutsal toprak/kutsal mekân” temasını çağrıştırır: Yahudilikte “Kutsal Topraklar” teolojisi; Hristiyanlıkta kutsal mekân hac kültürü; İslâm’da haram bölge ve hac; Hinduizm’de tirtha (kutsal geçit/menzil) düşüncesi gibi.
20. “Merkeze yöneliş”in ritüel psikolojisi ve mekân örgütlenmesi: Hac/ziyaret ritüellerinde kalabalık, mekân düzeni ve tekrar hareketi (tavaf gibi) üzerine sosyal-bilimsel çalışmalar, ritüelin bireysel deneyimle (kaygı/huşû/aidiyet) ilişkisini inceler. Metindeki “kozmos–ritüel” paralelliği, bu tür araştırmalarla birlikte antropolojik bir düzleme de taşınabilir.
21. Metindeki sayısal indirgeme (“14 → 5” vb.) ve ‘dışarıda kalan’ fikri: Şiirdeki sayısal oyun, teolojik bir “ortak koşma/dışarıdan ek” eleştirisi üretmek için kullanılıyor. Bu, dinler tarihinde “merkez dogma etrafında sınır çizme” (ortodoksi/heterodoksi ayrımı) mekanizmasının şiirsel bir anlatımı olarak okunabilir.
22. Genel karşılaştırmalı din metodolojisi notu: Metindeki semboller (sayısal dizgeler, kozmik merkez, iniş-çıkış, kutsal toprak) dinler arası benzerlikler taşır; fakat akademik karşılaştırmada “aynıdır” demekten çok, işlevsel benzerlikler (ritüel, mekân, sayı, kozmoloji) ile tarihsel-kavramsal farklılıkları birlikte göstermek esastır. (Bu dipnot, bütün dipnot setinin metodolojik çerçevesidir.)
Ayetler
1️⃣ “Göklere iki gün, Arz’a dört gün” – Yaratılış Safhaları
Şiirde:
“HAKK göklere iki gün! Arz’a dört gün ayırdı!”
👉 İşaret edilen ayet:
Fussilet Suresi 41:9–12
Arz’ın dört günde, göklerin iki günde düzenlenmesi anlatılır.
Ana tema:
Arz’ın hazırlanması
Yedi göğün düzenlenmesi
2️⃣ “Yedi gök” ifadesi
Şiirde:
“RAHMÂN ilk Arz’ı, sonra yedi göğü yarattı!”
“Sana yarattım yedi göğü…”
👉 İşaret edilen ayetler:
Bakara 2:29
Mülk 67:3
Nuh 71:15
Ana anlam:
Yedi kat gök sistemi
Kozmik düzen
3️⃣ “İnsana secde emri”
Şiirde:
“Ona secde emrini veren!”
👉 İşaret edilen ayetler:
Bakara 2:34
A‘raf 7:11
Hicr 15:29
Sad 38:72
Tema:
Âdem yaratıldığında meleklere secde emri
4️⃣ “Her ismi Âdem’e öğretme”
Şiirde dolaylı olarak geçen:
“Her ismini öğretti ÂDEM’e…”
👉 Ayet:
Bakara 2:31
Tema:
İlahi isimlerin öğretilmesi
İnsan bilgisi ve temsil yetisi
5️⃣ “O her âleme rahmettir”
Şiirde:
“O her âleme rahmet…”
👉 Ayet:
Enbiyâ 21:107
“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
6️⃣ “Çıkanı ve ineni Allah bilir”
Şiirde:
“Çıkanı ve ineni ALLAH bilir der âyet!”
👉 İşaret edilen ayet:
Hadid 57:4
“Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir.”
7️⃣ “Sağken kör, ölünce de kör”
Şiirde:
“Sağken kör, ölünce de demek kalacaktır kör!”
👉 Ayet:
İsrâ 17:72
“Bu dünyada kör olan, ahirette de kördür…”
8️⃣ “Melekler arşı taşır”
Şiirde:
“Melekler arşı taşır!”
👉 Ayet:
Hâkka 69:17
“O gün Rabbinin Arş’ını sekiz melek taşır.”
9️⃣ “Yedi göğün benzeri Arz”
Şiirde:
“Yedi göğün benzeri… Arz!”
👉 Ayet:
Talak 65:12
“Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.”
🔟 “Yunus – balık karnı”
Şiirde:
“Yunus balık karnında…”
👉 Ayetler:
Saffat 37:139–144
Enbiya 21:87
Tema:
Hz. Yunus’un balık tarafından yutulması
1️⃣1️⃣ “İnsan yaratmanın zorluğu / Âlem” teması
Şiirde:
“İnsandan daha zor yaratmak âlemi…”
Bu ifade birebir ayet değildir ancak şu ayetlerle ilişkilidir:
Gafir 40:57
“Göklerin ve yerin yaratılması insanın yaratılmasından daha büyüktür…”
Şiir burada ayetin anlamını ters yönlü mistik yorumla genişletiyor.
🧭 Özet — Metinde Geçen Ana Ayet Haritası
Metindeki Kur’an telmihleri en çok şu temalar etrafında toplanıyor:
✔ Yaratılış safhaları (41:9–12)
✔ Yedi gök kozmolojisi (2:29, 67:3, 65:12)
✔ Âdem ve secde (2:31, 2:34)
✔ Rahmet peygamberi (21:107)
✔ Kozmik iniş–çıkış (57:4)
✔ Körlük metaforu (17:72)
✔ Yunus kıssası (21:87, 37:139)
KOZMOGONİ-ANTROPOLOJİ-RİTÜEL
Metin, “ARZ” (yeryüzü/toprak) temasını kozmogoni + antropoloji + ritüel teori üçgeninde kuran, yoğun işârî (sembolik) / sayısal bir şiir. Düz okuma ile değil; “metnin kendi iç mantığına” göre işleyen bir kozmos-dil kuruyor. Aşağıda, metni hem içeriden (şiirin mantığı), hem dışarıdan (akademik okuma) yorumluyorum.
1) Ana Tez
Metnin omurgası şu önerme:
Arz, sadece “mekân” değil; ilâhî düzenin bedenselleştiği “merkez”tir.
Bu yüzden:
“İniş” (Arz’a dönmek) bir tür mîraç,
Hac/tavaf, kozmik yörüngelerin ritüel kopyası,
Toprak, insanın “anten”i; yani hakikate bağlanan organ.
Metnin “biyografi” dediği şey de aslında Arz’ın fiziksel tarihi değil; kozmik/ruhsal kimlik dosyası.
2) I. Bölüm: Sayı Diliyle Tevhid ve Sınır Çizme
a) “Sıfır/Zât – Bir/Allah”
“Sıfır ZÂT’tır!” formülü, tevhidi “tasvir edilemez öz” fikriyle kuruyor: Zât = belirlenimden arınmışlık. “Bir Allah” ise birliğin sembolü.
b) “Dokuz/Âdem” ve “Dışarıdan eklenenin kovulması”
Dokuzun “kapanış/son” oluşu (tek haneli dizinin sonu) üzerinden Âdem’e sembolik rol verilmiş: insanın tamamlayıcılığı.
“9’a dışarıdan eklenenin 9’a eş olmaması” söylemi teolojik olarak şuna hizmet ediyor:
Şirk eleştirisi (Allah’a ortak koşma)
“Ekleme” değil “katman olma” şartı: benzemek/ayna olmak (yani “dokuzu yansıtmak”)
Bu, klasik “tevhid-sınır” çizme dilinin sayısal metaforla yeniden kurulmuş hâli.
c) “7×9 = 63 → 6+3=9”
Bu tarz indirgeme, metinde “hakikate kabul” iması: “Hak ona hoş geldin der.”
Bunu matematik iddiası gibi değil, sembolik tutarlılık testi gibi kullanıyor.
d) “Arz önce / yedi gök sonra”
Metin, Bakara 2:29 ve Fussilet 41:9–12 hattındaki “yaratılış safhaları” tartışmasını şiirsel bir öncelik tezi için kullanıyor:
Arz önceyse, ‘ilk eren’ de Arz’dadır.
Burada artık kozmoloji, velâyet merkezli bir okuma için zemin oluyor.
3) II. Bölüm: Peygamber Kozmolojisi ve “İki Tür Mîraç”
Bu bölümde metin, Hz. Muhammed’i “insan gibi görünen” ama kozmik işlev taşıyan bir merkez olarak kuruyor.
a) “Hepinize denk olan insanım” paradoksu
“Eşitlik” ifadesiyle “gizli kimlik” beraber veriliyor:
Görünüşte insan
Hakikatte merkez/rahmet/Arş sembolü
b) “Lawlâka” motifi: kozmik merkez dili
Metin bunu, “âlemin anlamı peygamberî merkez” fikrine bağlıyor. Hadis sıhhati tartışmasından bağımsız olarak şiirde işlevi: kozmosun mihverini kurmak.
c) “Arz = kutsal vücut / toprağı öpmek = sücûd”
Bu, yüksek yoğunluklu bir ritüel antropolojisi:
secde = sadece bedensel hareket değil, kutsal merkeze teslimiyet
toprağın öpülmesi = merkezle temas
Teolojik düzlemde literal alınırsa problemli; ama metin bunu açıkça mecaz/işaret dili olarak örgütlüyor.
d) “İki mîraç: iniş ve çıkış”
Metnin en özgün hamlesi burada:
Çıkış: klasik mîraç imgesi
İniş: Arz’a dönmek, toprağa inmek, bedene inmek
Bu, tasavvufî “urûc–nüzûl” (yükseliş–iniş) mantığıyla uyumlu bir şiirsel kurgu.
e) “Toprak anteni” ve “körlük”
“Arz’a inememek = bedensiz hafiflik = kör uçuş” söylemi:
“toprağa nankörlük” = ontolojik kopuş
“körlük” = manevî körlük (İsrâ 17:72 telmihi)
Metinde yerçekimi bile ahlâkî/ruhsal metafora çevrilmiş: ağırlık = bağ.
4) III. Bölüm: Kâbe, Yedi Katman ve Mikrokozmos
a) “Mikro-Kâbe: toprağın zerreleri”
Bu, mikrokozmos–makrokozmos fikrinin zirvesi:
Kâbe merkezse, toprak parçacığı da merkez işareti taşır.
Böylece Arz’ın her zerresi “kutsal mekân”a benzer bir potansiyel taşır.
b) “Yedi katman → yedi tavaf”
Ritüelin sayısı, kozmolojinin sayısıyla eşleniyor. Bu, dinler tarihinde çok yaygın bir yapı: kutsal sayı ritüeli örgütler.
c) “Kara taş = ilk nokta / çekirdek”
Hacerü’l-Esved’i kozmogonik “ilk donma noktası”na bağlaması şiirsel bir kozmogoni. Burada tarihsel iddia değil, “başlangıç noktası” sembolizmi var.
d) “Yunus’un balık karnı = Arz’ın karnı”
Bu, klasik “karanlıkta dönüşüm / yeraltı inişi” tipolojisi:
balık karnı = rahim/yeraltı
iniş = dönüşüm
çıkış = izin/ruhsat
Metin, mîraç temasını böylece “göğe çıkış”la sınırlamaz; yerin içine inişe de taşır.
5) Metnin Dili: İşârî Teoloji + Kozmik Antropoloji
Metnin retoriği üç araçla çalışıyor:
Sayısal sembolizm: tevhid/sınır çizme
Kozmik analoji: Ay–tavaf, katman–ritüel
Merkez metafiziği: Arz–Kâbe–İnsan–Peygamber–Arş ekseni
Bu yüzden metni “bilimsel kozmoloji” gibi okumak metni küçültür; asıl türü:
mistik-kozmo-poetik (kozmogoni şiiri).

