BEDDUA (THE MALEDICTION)
BEDDUA (THE MALEDICTION).‘Gözlerinin nûru da kör kâlbi gibi olsun!’ ‘Bedeni, nefsi gibi, habis tümörle dolsun!’ ‘En iğrenç kalıpları giysin gelip gittikçe!’ Ve ‘“ALLAH’ın lâneti hep üzerine olsun!”’
KIYAMETNAME KİTABI


BEDDUA (THE MALEDICTION)
Dînsiz der: ‘Yakamazken bir anne evlâdını,
Kulunu yakabilen, alsın sadist adını!’
‘AHMED’se zengin kart dul ve çocukla evlendi!’
‘Hak etti jigolo ve sübyancı isnâdını!’
Ebû Leheb, ölmüşken, ‘“Eli kurusun”’ diye,
Bir âyet var! Namazda hâlâ okunur! Niye?
Ebû Leheb, simgesi çünkü her bir dînsizin!
Onu şöyle lânetler melekler her saniye:
‘Gözlerinin nûru da kör kâlbi gibi olsun!’
‘Bedeni, nefsi gibi, habis tümörle dolsun!’
‘En iğrenç kalıpları giysin gelip gittikçe!’
Ve ‘“ALLAH’ın lâneti hep üzerine olsun!”’
Ya bedduâ hükmünü bekler! Olup harâbe!
Ya af diler RESÛL’den! Ve HAKK’a eder tövbe!
Yoksa karşılar onu cehennem kapısında,
O ‘“ON DOKUZ ZEBÂNΔ’, denilen korkunç ebe!
M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
İZMİR - 12.10.1998
(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)
ON DOKUZ ZEBÂNÎ
Şiirde geçen “ON DOKUZ ZEBÂNΔ ifadesi, Kur’an içindeki Müddessir Sûresi 30 ayetine doğrudan gönderme yapmaktadır. Ayette yer alan “ʿAleyhā tisʿate ʿaşar” yani “Üzerinde on dokuz vardır” ifadesi, klasik İslâm tefsirlerinde cehennemin görevli melekleri şeklinde yorumlanmıştır. Ancak bâtınî, işârî ve ezoterik yorum geleneklerinde bu sayı yalnızca literal bir melek sayısı olarak görülmemiş; kozmik düzenin, insan nefsinin ve ilâhî matematiğin sembolik anahtarlarından biri kabul edilmiştir.
Ezoterik yorumlara göre 19 sayısı, yaratılışın gizli ölçülerinden biridir. Özellikle “Bismillâh” (Bismillāh / “Allâh’ın adıyla”) ifadesinin Arapça yazımında 19 harf bulunduğuna dair yaklaşım, bu sayının vahiy, kader ve kozmik dengeyle ilişkilendirilmesine yol açmıştır. Böylece 19; yalnızca cehennemle değil, aynı zamanda ilâhî düzen, ruhsal denge ve metafizik hesap kavramlarıyla bağlantılı hâle gelmiştir.
Şiirdeki bedduâ motifi de bu bağlamda yalnızca öfke veya intikam söylemi değildir. Ezoterik okumaya göre insan, hakikatten uzaklaştıkça kendi iç cehennemini kurar. Buradaki zebânîler dışsal varlıklar olmaktan çok; nefsin yıkıcı güçlerini temsil eder. Kibir, inkâr, haset, öfke, tamah ve ruhsal körlük gibi karanlık eğilimler, insanı içten içe tüketen metafizik kuvvetler hâline gelir. Bu nedenle şiirde geçen “Gözlerinin nûru da kör kâlbi gibi olsun!” ifadesi fiziksel körlüğü değil, tasavvuftaki “basîret körlüğü”nü yani hakikati göremeyen ruh hâlini simgeler.
Hurûfîlik ve çeşitli bâtınî geleneklerde 19 sayısı ayrıca harf kozmolojisiyle ilişkilendirilmiştir. Arap alfabesinin 28 harfi, göksel katmanlar, ay menzilleri ve insanın ruhsal mertebeleriyle birlikte yorumlanmış; 19 ise bu sistem içinde görünmeyen düzenleyici sayı olarak değerlendirilmiştir. Bazı yorumcular 1 rakamını vahdetin yani birliğin sembolü, 9 rakamını ise tamamlanmanın işareti kabul ederek 19’u “birliğin kemâle ulaşmış tezâhürü” şeklinde açıklamıştır.
Şiirin sonunda yer alan tövbe vurgusu da ezoterik açıdan önemlidir. Çünkü tasavvufî düşüncede cehennem yalnızca ölüm sonrası bir mekân değil; insanın hakikatten kopuş hâlidir. Buna karşılık tövbe, merkeze ve hakikate dönüş anlamına gelir. Bu yüzden şiirdeki “Ya af diler RESÛL’den! Ve HAKK’a eder tövbe!” dizesi, zebânîlerden kurtuluşun dışsal bir cezadan kaçış değil, içsel dönüşümle mümkün olduğunu anlatır.
Sonuç olarak şiirdeki “ON DOKUZ ZEBÂNΔ imgesi; literal cehennem melekleri, nefsin yıkıcı yönleri, kozmik sayı düzeni, harfsel kader anlayışı ve ruhsal çözülme süreçleriyle bağlantılı çok katmanlı bir sembol olarak okunabilir. Böylece şiir yalnızca bir bedduâ metni olmaktan çıkar; insanın iç karanlığı, inkârın metafiziği, ruhsal körlük ve ilâhî adalet üzerine ezoterik bir alegoriye dönüşür.

