BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM. İşte bu, BİSMİLLÂH’ın hakîkî çevirisi! Bilir: ‘“Kitab ilmine sâhib olan birisi!”’ İSMİLLÂH ‘A’ ile ‘S’; BİSMİLLÂH ‘B’ ile ‘S’! ‘B’ gelince kaybolur ‘A’! Çok mühim hâdise! ‘A’ bir’dir; yâni ALLAH! ‘B’ iki; yansımış bir! HAK ‘“Gayb”’ olur gelince temsilcisi! Çek tekbir!

KIYAMETNAME KİTABI

Üstad M.H. Uluğ Kızılkeçili

2/9/20268 min oku

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

BİSMİLLÂH’tır Kur’ân’ın kilidinin şifresi!
Formülünün VELÎ’ye âittir deşifresi!

Tüm sırları yok olur, Kur’ân çevrilse eğer!
Kitab’ı bilir: ‘“Kitab bilgisine sâhib er!”’

‘BERÂ’E Sûresi’nin başında yok BİSMİLLÂH!
‘B’ harfiyle başlayan bir tek sûre bu billâh!

Demek ki ‘B’ harfiymiş BİSMİLLÂH’ın şifresi!
‘B’ bilinmeden hayâl formülün deşifresi!

BERÂ’E Sûresi’nin ‘TEVBE’ öteki adı!
RESÛL bunu tebliğe, bak, ÂLÎ’yi yolladı!

ÂLÎ’yi seçmesinin hikmeti derin, gayet:
‘“Emâneti ehline veriniz!”’ diyor âyet!

RESÛL istedi, buna herkesin aklı ere;
ÂLÎ gidip sûreyi okudu kâfirlere!

BERÂ’E ‘son uyarı’ demek, ‘and’ı bozana!
Hâinse evlâdını affetmez baba, ana!

İlk bu sûreyle KÂBE kâfire yasaklandı;
Unutmuşlar idi ilk atalarına andı!

Öteki adı TEVBE, demektir: Tevbe edin!
‘“Fıtratınıza and”’ı hatırlayın! Budur dîn!

‘B’ ile başlamakta Tevrât da, baksana be!
ALLAH’ın RAHÎM olan ERRAHMÂN ismidir ‘B’!

İşte bu, BİSMİLLÂH’ın hakîkî çevirisi!
Bilir: ‘“Kitab ilmine sâhib olan birisi!”’

İSMİLLÂH ‘A’ ile ‘S’; BİSMİLLÂH ‘B’ ile ‘S’!
‘B’ gelince kaybolur ‘A’! Çok mühim hâdise!

‘A’ bir’dir; yâni ALLAH! ‘B’ iki; yansımış bir!
HAK ‘“Gayb”’ olur gelince temsilcisi! Çek tekbir!

Yâni temsilcisiyle HAK perdeler kendini!
Temsilci fıtratıdır; işte bu ‘“HANÎF DÎN”’i!

Perdeyi açıp tapmak haddi değil kimsenin!
Temsilciye tapmazsan İblîs’tir adın senin!

‘B’, BÂ diye okunur; ‘ALLAH’sız çıkmaz sesi!
Zîrâ her an ‘A’ üfler ‘B’ye hayât nefesi!

‘B’den hemen sonra, bak, ‘S’ gelir BESMELE’de!
‘S’, SÎN okunur; sen de MUHAMMED’e ‘“YÂ SÎN”’ de!

Zîrâ HAK MUHAMMED’i çağırır ‘“Ey S!”’ diye!
‘“YÂ SÎN”’ Sûresi’dir, bak, ölüye ilk hediye!

Ölene ‘anne’ adı ile verilir telkin;
Zîrâ ona MUHAMMED anne olmuştur ilkin!

Toprak rahmindekine ‘“RAHÎM”’ şefâat eder;
‘Ey Toprak babası B! Sen ÂLÎ’sin! Affet!’ der!

‘“ALLAH’ın fıtratı”’dır ERRAHMÂNİRRAHÎM, bil!
MUHAMMED ÂLÎ ayna; o fıtrata mukâbil!

Bu ‘ikiz zâtı’ ile HAK her şeyi etti halk;
Kalbinde saklıdır O! Onu bul, kabrinden kalk!

Ölüm ile kalkarsan bedeninde sen eğer,
RABB’ini görüp dersin: ‘Fıtratımış o meğer!’

Kendi fıtratını kul kendisi bulabilir;
Hangi hayâtta kalkar ölü, yalnız HAK bilir!

‘“HAKK’ın fıtratı”’ da HAK; ezelîdir HAK gibi!
Anayasası ile aynı yasa sâhibi!

‘“Bu yüzden hiç değişmez ne yasası ne kendi!”’
Hep nokta yazan kalem; ne mürekkep tükendi!

Arapça’da nokta ‘B’! ÂLÎ ‘“NOKTA BENİM”’ der!
İki ‘A’ kesişirse merkezi nokta eder!

Yâni ALLAH yansırsa kendine ÂLÎ çıkar!
İblîs ALLAH’ı tasdik, Âdem’i eder inkâr!

‘“Benden veyâ RAHMÂN’dan iste! Fark yok!”’ der ALLAH!
RAHMÂN HAKK’ın sûreti; madem yok iki İLÂH!

‘“Benden veyâ RAHMÂN’dan iste! Fark yok!”’ der ALLAH!
RAHMÂN HAKK’ın sûreti! Mâdem yok iki İLÂH!

Fıtratı yirmi dokuz isminden ibârettir!
Kendi ismini bul da kalbde tecellî ettir!

Her harf bir yüce zâtın HAK ismi için remiz!
Bunlarla yönetilir âlemde her küremiz!

Her ismini yansıtan, yansıyan gibi eşsiz!
Ona MUHAMMED ÂLÎ deyip secde ediniz!

O, İblîs gibi deme: ‘“Secde ALLAH’a mahsus!”’
Ya Âdem’i bil, konuş; ya da bilmiyorsan sus!

‘“Arş”’a ALLAH değil de ‘“RAHMÂN oturdu!”’ Niçin?
‘“ALLAH dağa inince dağ toz olduğu”’ için!

Bu yüzden ‘“Yer ve göğü RAHMÂN yaratabildi!”’
‘“Âlemin aslı fıtrat! İBRÂHİM bunu bildi!”’

Her yerde olan ALLAH ne diye dağa insin?
HAKK’ın yüzü ERRAHMÂN, mümkün mü arşa binsin?

ALLAH inmez! Kaldırır O perdesini bir an;
Atomları sıfırlar hemen, sessiz haykıran!

RAHMÂN inemez! HAK’tan ayrılamaz fıtratı!
Zîrâ RAHMÂN’dır HAKK’ın görünen ilk suratı!

‘“RAHMÂN istivâ eder!”’ O mıknatıslar kutbu!
Bir şeyi ekseninden ses emrine almak bu!

Merkez noktasından O terâziler her cismi!
Müsâvî tartma demek ‘“istivâ etme”’ ismi!

‘“İstivâ”’ hattı merkez, ‘“her şeyin bâkî yüzü!”’
RAHMÂN’a bağlı, yâni cismin RÛH denen özü!

RAHMÂN sonsuz titreşir; ses ve radyasyon evi!
RAHÎM onu boşaltıp sâkin kılar bu devi!

Toprak hattı gibi O; ‘“Sekîne”’ öbür adı!
Dişiye bundan iyi bir ad bulunamadı!

İki zıt ÂDEM vardır: Nûr Âdem, Toprak Âdem!
Nûr Âdem HAK’tır; ‘“HAKK’ın sûretinde O”’ mâdem!

‘“O HAK sûreti”’ çizer ‘“İsimler!”’ Fıtrat adı!
Fıtrat sûretindeki cennete konulmadı!

HAK cennete konur mu? Cennet O’nun kendisi!
‘“Âlemlere rahmet O!”’ Âlemin efendisi!

‘“Her şeyi HAK adına halk edip verir isim!”’
Fıtrat’ına bürünür, yâni O’nun her cisim!

‘“Yer ve gök bitişikken ayırır!”’ Odur ‘“FÂTIR!”’
‘“EL FÂTIR”’ ismi ile FÂTMA’yı hatırlatır!

Zîrâ FÂTMA ayırır MUHAMMED ve ÂLÎ’yi!
Biri ‘“Arz”’, ötekisi ‘“Semâ”’ olur! Ne iyi!

FÂTMA birleştirir ayırdığını tekrâr!
HASAN HÜSEYİN doğar! Bu fıtrat’a ver ikrâr!

HASAN RESÛL’e benzer, ÂLÎ’ye HÜSEYİN!
Namazda temiz giysi farz! EHLİBEYT’i giyin!

İnsânın semâsı RÛH, bedeni ise ARZ!
Rûhu kendine benzer yansıtana secde farz!

RÛH kâlbdeki ÂDEM’dir! Benzer o HAK fıtrat’a!
İşte bu Âdem biner ‘can’ denen toprak ata!

Yâni can toprak Âdem, RÛH ise ışık Âdem!
Temiz deniz kirliyi arıtmak ister her dem!

Çamura bulaşmış su kendini arıtamaz!
Önce gerekir can’a oruç, zikir ve namaz!

Isınıp buhar olur RÛH’a yaklaştıkça can!
Birleştiğinde duyar vuslat üstü heyecân!

İşte bu cem’dir! Cumâ günü kılınan namaz!
Kâlb ALLAH’ın cem evi! Bu Câmi’ye giren az!

‘Cumartesi dinlendi HAK’ der Mûsevî güruh;
Bilmez! Cumâ üflendi toprak Âdem’e cana rûh!

Yâni ALLAH adına işi yüklendi ‘“Bizler!”’
Hepsi ‘ortak özleri’ HAKK’ın emrini izler!

Besmele ‘“on dokuz”’ harf; ayrı yaz, yirmi iki!
‘Yirmi iki nokta’nın bunlar simgesi, bil ki!

Nokta mâdem ki ÂLÎ, bu noktalar ‘“ÂLİN”’dir!
Secde emri veren bu ‘“YÜCELER”’i sen indir!

‘HAK adına’ demektir çektiğin her BESMELE!
Kendini anladıysan kendini verme ele!

HAKK’ın kendinden başka yok sunacağı ihsân!
Bu ihsânı hak eder Uluğ, hâlince insân!

ALLAH Gayb’dır! ERRAHMÂN, ERRAHÎM’e bürünür!
HAK, MUHAMMED ÂLÎ’nin sûretinde görünür!

Bu nazmımız ALLAH’ın ‘ALTMIŞ ALTI’ sayısı!
On Muharrem’de verdik! Zikret Altı Mayıs’ı!

M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
10 MUHARREM 1419
ANKARA – 06 Mayıs 1998

(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)

DİPNOTLAR

I. BESMELE, HARF VE KOZMİK SES

1. Şiirde “B harfi”nin anahtar olarak sunulması, tasavvufta özellikle hurûfî ve işârî tefsir geleneğinde görülen harf merkezli kozmolojiye dayanır. Harfler yalnız dilsel birim değil, “varlık titreşimleri” olarak yorumlanır. Benzer anlayış Kabala’da İbrânî harflerin yaratıcı güçler sayılmasıyla paraleldir.

2. “Bâ harfi”nin nokta sembolüyle ilişkilendirilmesi, İslâm ezoterizminde Hz. Ali’ye atfedilen “Ben Bâ’nın altındaki noktayım” sözüyle ilişkilendirilir. Kabala’da buna benzer biçimde yaratılışın başlangıcı yod noktasıyla temsil edilir.

3. “Sesle yaratılış” düşüncesi şiirde Besmele üzerinden kurulmuştur. Hristiyanlıkta Logos öğretisi (“Başlangıçta Söz vardı”), Hinduizm’de “Om” titreşimi ve Hermetik gelenekte “Vibration Doctrine” aynı arketipin farklı ifadeleridir.

II. Fıtrat, Hanîf Din ve Kozmik İnsan

4. Şiirde geçen “fıtrat” kavramı İslâm düşüncesinde insanın yaratılıştaki saf doğasını anlatır. Bu, Vedanta’daki Atman, Gnostik gelenekteki “ilâhî kıvılcım”, Stoacılıkta ise Logos spermatikos ile karşılaştırılabilir.

5. “Hanîf din” vurgusu, İbrâhimî tektanrıcılığın arketipik kökenine işaret eder. Yahudi-Hristiyan geleneğinde bu, İbrahim’in monoteizmi; İslâm’da ise fıtrata dönüş olarak yorumlanır.

III. MUHAMMED – ÂLÎ İKİLİĞİ VE KOZMİK ÇİFTLİK

6. Şiirde “ikiz zât” olarak verilen yapı, tasavvufta nûr-ı Muhammedî öğretisinin genişletilmiş yorumlarına benzer. Hermetik gelenekte bu, Güneş-Ay ikiliği; Hinduizm’de Shiva-Shakti; Kabala’da Tiferet-Malkut dengesi gibi kozmik çiftliklerle paralel okunabilir.

7. “Arz ve Semâ” ayrımı, Neoplatonik emanasyon modeline benzer bir yukarı-aşağı ontolojisi kurar. İslâm felsefesinde Fârâbî ve İbn Sînâ’nın akıllar hiyerarşisi bu sembolizme yakındır.

IV. RAHMÂN – RAHÎM VE İLÂHÎ SIFATLAR

8. Rahmân ve Rahîm ayrımı, ilâhî merhametin iki boyutu olarak ele alınır: evrensel merhamet ve özel rahmet. Hristiyan teolojisinde Tanrı’nın “Grace” (lütuf) ve “Mercy” (merhamet) ayrımıyla karşılaştırılabilir.

9. “Rahmân’ın istivâ etmesi” ifadesi şiirde kozmik eksen olarak yorumlanmıştır. Kabala’da Keter’in merkezîliği, Budist mandalalarda merkez noktasının kutsallığıyla analoji kurulabilir.

V. NOKTA, MERKEZ VE KOZMİK GEOMETRİ

10. Nokta sembolü, İbn Arabî geleneğinde “vahdet noktası”dır. Hermetik geometri ve Pisagorcu monad öğretisi de evrenin tek bir merkezden genişlediğini savunur.

11. Şiirde “iki A’nın kesişmesiyle nokta oluşması” ifadesi, mistik harf matematiğinin bir örneğidir; Kabala’daki sefirot diyagramlarında merkezî birleşim noktalarıyla paralel düşünülebilir.

VI. İKİ ÂDEM VE KOZMİK ANTROPOLOJİ

12. “Nûr Âdem / Toprak Âdem” ayrımı, tasavvufta ruhsal ve maddî insan katmanlarını anlatır. Gnostik metinlerde “ışık insanı” ve “toprak insanı”, Hindu Samkhya’da Purusha-Prakriti ikiliği bu modelle benzeşir.

13. Ruhun gök, bedenin arz olarak verilmesi, Platonik dualizmin İslâmî yorumlarına yakın bir metafizik yapı kurar.

VII. ORUÇ, ZİKİR, NAMAZ VE ARINMA MODELİ

14. Şiirde arınmanın üç aşamalı anlatımı (oruç-zikir-namaz), tasavvufta nefs tezkiyesinin temel araçlarıdır. Budist meditasyon, Hristiyan hesychasm geleneği ve Hindu tapasya pratikleriyle karşılaştırmalı okunabilir.

VIII. ZAMAN, GÜN VE KOZMİK TAKVİM

15. Cumâ ve Cumartesi karşılaştırması, farklı dinlerde haftanın kutsal günlerine yapılan göndermedir. Yahudilikte Şabat, İslâm’da Cumâ; her ikisi de zamanın kutsallaştırılması fikrini temsil eder.

IX. SAYI SEMBOLİZMİ: 19, 22, 66

16. “Besmele 19 harf” vurgusu, modern numerolojik tefsirlerde sıkça ele alınmıştır; ancak klasik tefsirlerde kesin bir doktrin olarak kabul edilmez.

17. “22 nokta” ifadesi, İbrânî alfabesinin 22 harfiyle paralel okunabilir; Kabala’da bu harfler yaratılışın temel araçları sayılır.

18. “66 sayısı” Allah lafzının ebced değeridir. Tasavvufta sayıların sembolik kullanımına dair geniş bir literatür bulunur.

X. FATIR, FATMA VE YARATILIŞ AYRIMI

19. “Fâtır” ismi Kur’ân’da yaratılışın açılması/yarılması anlamını taşır. Hindu mitolojisinde kozmik yumurtanın bölünmesi, Hermetik metinlerde ilk ayrışma, Kabala’da tzimtzum sonrası emanasyon kavramı bu ayrım fikriyle karşılaştırılabilir.

🜁 GENEL SONUÇ (AKADEMİK OKUMA)

Şiirin sembolik sistemi üç ana eksen etrafında kuruludur:

  • Harf-sayı metafiziği (Ebced, hurûfî sembolizm)

  • Kozmik insan modeli (Nûr Âdem – Toprak Âdem)

  • Rahmân merkezli emanasyon kozmolojisi

Bu yapı:

  • İslâm tasavvufu

  • Yahudi Kabala’sı

  • Hristiyan mistisizmi

  • Hindu ve Budist kozmolojiler

  • Hermetik-Neoplatonik felsefe

ile kavramsal paralellikler taşır; ancak şiir bunları özgün bir sentez hâline getirir.