BRAŞİT (BERESHIT)

BRAŞİT (BERESHIT). “Bra”, yarattı demek; “yaratan” demek hem de! Yani ona hem fiil, hem de fiil-isim de! Tevrât’ın ilk sözcüğü “BRAŞİT!” bir bilmece; “Kitap O! Oku onu harf harf ve hece hece!” “Şit!” altı demek; “Bra” ise onu yaratan! “Altı günde olmuştur her şey”, “Ol!” dediği an!

KIYAMETNAME KİTABI

Üstad M.H. Uluğ Kızılkeçili

2/9/20269 min oku

BRAŞİT

“Braşit bra Alhim” diye başlar ilk âyet!
Sırrı çözersin doğru çevirir isen şayet!

“Bra”, yarattı demek; “yaratan” demek hem de!
Yani ona hem fiil, hem de fiil-isim de!

Tevrât’ın ilk sözcüğü “BRAŞİT!” bir bilmece;
“Kitap O! Oku onu harf harf ve hece hece!”

“Şit!” altı demek; “Bra” ise onu yaratan!
“Altı günde olmuştur her şey”, “Ol!” dediği an!

“Braşit!” öyleyse demek “Rabbü’l-âlemîn!”
“ALLAH’ın fıtratı” O; ÂLÎ – MUHAMMED EMİN!

“Braşit!” “Raş” artı “Beyt”; yani hem baş, hem de ev!
Mutlaka tavaf etmek o yüce evi, ödev!

“Braşit” özne; “Bra” fiil; tümleç “Elohim”!
Doğru çevirmek için ilk âyeti bu mühim!

“Ön tümleç eki” yokken, Elohim tümleç; niçin?
“Ön ek” hep gerek değil belirsiz tümleç için!

“Yeri, gökleri” yaptı derken bak, var ön eki!
“Ön tümleç ek”, belirli tümlece şart illâ ki!

Rabbü’l-âlemîn, yani Elohimler yaratan!
Elohimlerden ise çıktı Âdem, ilk atan!

Elohim hakerenler öyleyse; ALLAH değil!
Bu çok önemli sırrın üstüne lütfen eğil!

İsmi belirli yapar “AT” ön eki; niçin?
İbranice “A” ilk harf, “T” son harf; onun için!

Hem Mesih hem de ÂLÎ “Ben ilkim ve sonum” der!
Her ikisi de aynı noktadır; bilen ender!

Tevrât’ın şifresini Şimon’a İlyas verdi;
“Ondan bir rûh”la Îsâ “Mesih” sırrına erdi!

Tevrât’ta ilk iki harf “B R”! Yansıt, oku: RAB!
İbrânicede “Yüce!” “ÂLÎ O!” EBUTTURAB!

Braşit altı harf; “O, altı günde yarattı!”
Cismin altı boyutu, altı günden murattı!

“Ses en ilk” der İncil de; onu ölmeden işit!
O ses boş bir söz değil; “Ol!” emrine O eşit!

Braşit’in ortası “Aş”; “Aş” ateş demek!
Geriye “Brit” kalır: “Sözleşme”, “borç ödemek!”

“Braşit! Ateş ile söz vermeden!” ibaret!
Îsâ’nın ateş ile vaftizi bu; net, gayet!

Yahya’nın kıvılcımı Îsâ’yı Mesih yaptı;
Kendindeki ÂLÎ’yi görüp Âdem’e taptı!

O an Îsâ, Yahya’nın kimliğini anladı:
“Bundan önce İlyas’tı”, dedi, “Yahya’nın adı!”

“Îsâ öldürülmedi!” “Benzetildi Âdem’e!”
Ona secde et; HAK O! “ALLAH’ın oğlu!” deme!

Sanma; kuş gibi yere gaga vurmaktır secde!
“Alnını yere koydu İsmâil!”, gelip vecde!

İbrâhim’in “Yanmadan ateşe girmesi” bu!
Olunur “HAKK’ın dostu”, “Kitap ilmi” mensubu!

Mîrâçta bak, MUHAMMED yıkandı ateş ile;
“Yaklaşamadı ona Sînâ’da Mûsâ bile!”

Omurilik tutuşup açılır üçüncü göz;
İlk hücrede dirilir “Ateş insan”, yani öz!

O vakit “ilk hücrenin” “Nokta” ve “Baş”tır adı;
Mûsâ’ya ALLAH “İsmim Baş!” der; bilge anladı!

Zira nokta başlangıç; bütün harflerin başı!
“Yeşil ağaç”tan çıkan ilk kıvılcım; HAK aşı!

“Yeşil ağaç” öyleyse demek ateş ağacı;
Kökten özsu yukarı gitmez ise, ne acı!

“Braşit” sözcüğünde B’den sonra gelir “Raş”;
“Baş” demek; kimliğini onun çözmeye uğraş!

“Braşit”, “başta” demek; neyin başında ama?
“Zamanın” deme sakın; “Bilge” güler adama!

Çünkü bir kere çizgi ileri geri gider;
İnsan geriye “ezel”, ileriye “ebed” der!

Hep zamanla sınırlı “ezel” de, bak “ebed” de;
Sen “ezel” ve “ebede” zaman dışındaki de!

Bu yüzden ALLAH ile içindeki ölümsüz;
Her şeyi beynin değil, kalbin süzgecinden süz!

“Zamansızlık üstüne and içersin HAK gibi!”
Her nebî ile çağdaş “Kitap ilmi sâhibi!”

“Ölen yüz yıl yaşasa, birkaç gün yaşadım” der;
“Daha da az yaşadın” diye düzeltir PEDER!

BRAŞİT “Nokta” demek; zamansızlık başında!
“Bıyıkları terleyen hep o gencin yaşında!”

Her vizyonda kızılbaş var; göz alev, saç beyaz;
“Eskilerin eskisi” atan O! Adını yaz!

En başta ev mimârın bak başının içinde;
Ne yıkılır ne eskir; rûh gibi ölümsüz de!

Tevrât’ta bak, ALLAH’ın rûhu yaratılmadı!
“Ş”, yani ateşe denk; çünkü o rûhun adı!

Yan yana yanan üç mum “Ş”! Bak İbranicede!
Bu üçüze “Bilgeysen!” HAK MUHAMMED ÂLÎ de!

Zira üç yüz demek “Ş”! Sıfırı at, kalır üç!
“Ş”! Ebu Tâlib oğlu İmâm ÂLÎ; inkâr güç!

“Ş” harfi Yehova’ya inince “Kurtarıcı”;
Yani “YEŞUE” olur; bulamazsan çok acı! (x)

“B HBRAM” sözüyle son bulur bak son âyet;
“Yaratılınca onlar” demek; şifreli gayet!

“BHBRAM”la aynı “BABRHM” harfleri;
“İbrahim tarafından” demek; çöz, git ileri:

“İbrahim tarafından yaratılınca onlar!”
Demek istiyor yani son söz; kalp şöyle anlar:

İlk evreni yaratmış olan öz İbrahim’dir!
Tevrât’ta “BRAŞİT” O; hem “RAHMÂN” hem “RAHÎM”dir!

“İbrahim’in dinine dön” emri var AHMED’e!
Sen o dine, sendeki baban ile annen de!

İçine bakıp buldu İbrahim de kendini;
“HAK dost” oldu; kendini bilmektir “HANÎF DİN”i!

“İbrahim önünde” ve “ABRHM” bak aynı söz!
And içip secde eder ona, ondan çıkan öz!

Son âyette ilk sözcük “HAK”! Acaba bu niçin?
“İlk söz” verilirken “HAK” tanık olduğu için!

HAK’tan sonraki sözcük “T” harfi; simgesi haç!
“Mesîh olma” sözüdür; verilen söz! Gözü aç!

Son şifre “B ABRHM” demektir; “B İBRAHİM”!
İbrahim ÂLÎ imiş; bunu bilmez Elohim!

M. H. Uluğ Kızılkeçili
Ankara – 27.09.2000

(x) İbranicede Yehova = YEUE
İbranicede Kurtarıcı = YEŞUE

Dipnotlar

[1] “Berēʾšît” (בְּרֵאשִׁית) sözcüğünün grameri: “Berēʾšît” çoğu dilbilimciye göre tamlamalı/construct bir biçimdir; bu yüzden çeviri tartışmaları “In the beginning…” ile “When/At the beginning of …” gibi seçeneklere açılır (Gen 1:1–3 sentaksı). Bu tartışmanın klasikleşmiş bir akademik özeti için bkz. Moskala (2011).

[2] “Bra = yarattı / yaratan” iddiası: İbranice bārāʾ (בָּרָא) Gen 1:1’de fiildir (“yarattı”). “Yaratan” (isim-fiil/partisip) formu ise başka kalıplarla kurulur; metindeki “hem fiil hem fiil-isim” okuması şiirsel-yorumlayıcıdır, standart dilbilgisi açıklaması değildir. (Gen 1:1–3 sentaks tartışması)

[3] “Şit = altı” iddiası (linguistik not): İbranice “altı” שֵׁשׁ (šēš) şeklindedir; “šît” bu anlamın standart karşılığı değildir. Dolayısıyla “Bra-šît = altı günde yaratma” türü çözümlemeler filolojik olmaktan çok etimolojik oyun/gematria–midraşik okuma kategorisine girer (aşağıdaki [10]–[11] ile bağlantılı).

[4] “Elohimler yaratan / Elohimlerden Âdem çıktı” iddiası: ʾĕlōhîm biçimsel olarak çoğul görünümlü olsa da Tanah’ta çoğu kez tekil fiil uyumu ile İsrail’in Tanrısı için kullanılır; bağlama göre “tanrılar/ilahî varlıklar” anlamı da alabilir. Yani “çoğul biçim = ontolojik çok-tanrıcılık” sonucu zorunlu değildir; bu, dilsel biçim ile teolojik okuma arasındaki farktır.

[5] Gen 1:1’deki “אֵת / ʾēt” (AT) meselesi: Metindeki “AT ön eki ismi belirli yapar; A ilk harf T son harf” kurgusu, akademik dilbilgisinde Gen 1:1’deki ʾēt’in ‘belirli nesne belirteci’ (definite direct object marker) olduğu açıklamasının yerine geçmez. Bu parçacık çoğu kez çevrilmez; işlevi sentaktiktir. Gesenius (§117) bu konunun klasik kaynağıdır.

[6] “AT = ilk ve son” (aleph–tav) ve Hıristiyan tipolojisi: “aleph–tav”ı (את) “Alfa–Omega/Mesih”e bağlayan yorumlar özellikle bazı mesihçi okumalarda görülse de, dilbilgisel olarak Gen 1:1’deki ʾēt’in ana işlevi nesne belirtecidir (bkz. [5]). Tipolojik/teolojik okuma ile filolojik açıklamayı ayırmak gerekir.

[7] “İlk ve Son” unvanı: dinlerarası bağlam: Hıristiyan metin geleneğinde “Alfa ve Omega” (Vahiy geleneği) Tanrısal egemenliği ifade eder; İbranice “aleph–tav” ile benzerlik, harfler üzerinden ‘kapsayıcılık’ sembolizmi düzeyinde kurulabilir; fakat bu bağ, Gen 1:1’deki ʾēt’in dilbilgisel işlevinden bağımsızdır.

[8] “Baş + ev (raş+beyt) = tavaf” benzetmesi: “beyt/ev” ve “baş/başlangıç” üzerinden kurulan bu bağlantı, sembolik-analojik bir dinlerarası okumadır (Kâbe tavafı = merkez etrafında dönme). Akademik açıdan bu, filolojik kanıt değil, hermenötik (yorum kurma) stratejisi sayılır.

[9] “Zamanın başı değil” (bereshit tartışması): “Bereshit ‘zamanın başı’ olmak zorunda değil” düşüncesi, modern tefsir tartışmalarındaki “construct state” okumasıyla kısmen örtüşebilir; ancak hangi çevirinin tercih edileceği Gen 1:1–3’ün tüm sentaksına bağlıdır.

[10] Gematria/harf sembolizmi ve akademik sınır: Metindeki “harf harf, hece hece; şifre” vurgusu, Yahudi geleneğinde midraş ve özellikle kabalistik pratiklerle (gematria, notariqon vb.) ilişkilendirilebilir; fakat akademik yöntemde bunlar “tarihsel-linguistik anlam”ın değil, “yorum geleneği”nin verisi olarak ele alınır. Gematria’nın klasik örnekleri ve çerçevesi için bkz. özet kaynak.

[11] “Bereshit’in 70 yorumu” (Tikkunei Zohar): “İlk kelimenin çok katmanlı yorumu” fikrinin zirve örneklerinden biri, Tikkunei Zohar’ın bereshit üzerine 70 yorum geleneğidir; bu doğrudan “tek doğru etimoloji” değil, “metnin çok sesliliği” ilkesidir.

[12] “Aş = ateş” ve “Eş/’ēš” ayrımı: İbranice “ateş” standart olarak אֵשׁ (ʾēš) şeklindedir. Metindeki “aş ateş demek” iddiası, Türkçe okunuşla yapılan bir ses benzerliği olabilir; fakat filolojik düzeyde dikkat ister. (Bu tür ses-etimoloji oyunları, kabalistik yorum dilinde görülebilir; bkz. [11].)

[13] “Brit = sözleşme/ahit”: berit (בְּרִית) İbranice’de “ahit/antlaşma”dır; metindeki “Brit kalır: sözleşme” çizgisi bu açıdan gelenekle uyumludur. Buradan “ateşle vaftiz”e geçiş ise artık Hıristiyan teolojik sembolizmi alanına girer (bkz. [14]).

[14] “Ateşle vaftiz” (Yahya–Îsâ) ve Hıristiyan kaynak ufku: “Ateş” ve “vaftiz” imgeleri Yeni Ahit’te (özellikle Vaftizci Yahya söylemi) güçlüdür; metindeki bağlama yerleştirme, Hıristiyan sembol diliyle okuma örneğidir. Bu noktada filoloji yerine metinlerarası tefsir çalışır.

[15] “Ses en ilk / ‘Ol’ emri” ve yaratılışın sözle oluşu: Yahudi ve Hıristiyan geleneklerinde yaratılışın “söz/konuşma” ile gerçekleşmesi (Gen 1’de “Tanrı dedi ki…”) ana temadır; Hıristiyanlıkta Logos teolojisiyle, İslam’da ise “kün fe-yekûn” (ol der ve olur) formülüyle benzer bir “ilahî söz” paradigması bulunur. Gen 1’in sözle yaratma vurgusu için karşılaştırmalı okuma (iki yaratılış anlatısı vb.) örnek notlar:

[16] “Secde kuş gibi gaga vurmak değildir” (ibadet jesti semantiği): Metin, “secde”yi bedensel bir teslimiyet jesti olarak vurguluyor. Dinler tarihinde proskynesis/secdede beden dili (alnı yere koyma, eğilme, diz çökme) farklı geleneklerde farklı teolojik anlamlar yüklenerek görünür; burada yapılan, İslamî beden diliyle İncil/Tevrat sahnelerini kültürel-yorumlayıcı biçimde eşleştirmektir (filoloji değil ritüel antropolojisi ekseni).

[17] “Îsâ öldürülmedi; benzetildi” (Kur’an 4:157) — akademik tablo: Kur’an 4:157’deki “öldürmediler/çarmıha germediler; şubbiha lahum” ifadesinin nasıl anlaşılacağı (tarihsel olayın inkârı mı, fail iddiasının reddi mi, algısal/yorumsel bir düzeltme mi) modern akademide canlı bir tartışmadır. Konuya akademik giriş için Reynolds’un çalışması ve Cambridge’deki değerlendirme çerçevesi:

[18] “Şubbiha lahum”un yorumu: ‘göründü’ mü ‘öyle sanıldı’ mı?: Bazı araştırmacılar “şubbiha lahum”u “onlara öyle göründü/öyle sanıldı” şeklinde, anlatının algı/iddia düzeltimi olarak ele alır; bu, klasik “substitution” (başkasının yerine) teorisinden farklıdır. Brill referans maddesi bu tartışmanın kavramsal zeminini özetler.

[19] “Omurilik tutuşur, üçüncü göz açılır” ve kundalinî literatürü: Metindeki “omurilik/ateş/üçüncü göz” hattı, Hint dinleri ve modern yoga geleneklerinde “kundalinî uyanışı/enerji yükselişi” anlatılarıyla benzeşir. Akademik literatürde bu deneyimler hem fenomenolojik hem klinik sonuçları açısından incelenir; “mutlak biyolojik mekanizma” gibi sunulması ise bilimsel açıdan temkin gerektirir.

[20] Kundalinî deneyiminin dinlerarası karşılaştırması: Benzer “bedensel-enerjetik” tecrübe anlatıları Budist meditasyon, Hıristiyan mistisizmi ve farklı tefekkür geleneklerinde de rapor edilir; bu yüzden karşılaştırma, “aynı ontoloji” iddiası kurmadan, deneyim tipolojisi düzeyinde yapılır. (Kundalinî deneyimlerini meditasyon örnekleriyle birlikte ele alan çalışma)

[21] “Tevrat şifresini Şimon’a İlyas verdi” gibi isnatlar (tarihsel-eleştirel not): Şimon bar Yoḥai’ye atıflar (Zohar geleneği) ve İlyas figürü etrafında kurulan isnatlar, çoğu zaman geç dönem mistik geleneğin otorite kurma stratejileridir; akademik çalışmada bunlar “tarihsel olgu” değil “geleneğin kendi kendini meşrulaştırma dili” olarak okunur.

[22] “Yehova=YEUE / Kurtarıcı=YEŞUE” notu (transliterasyon ve etimoloji): Metnin dipnotundaki eşleştirmeler (YHWH, Yehoshua/Yeshu’a vb.) transliterasyon düzeyinde farklı geleneklerde değişir; bunları değerlendirirken (i) Masoretik noktalama, (ii) tarihî telaffuz rekonstrüksiyonları, (iii) Grekçe/Latince aktarım katmanları ayrı ayrı dikkate alınmalıdır.

[23] “Tüm dinlerle karşılaştırma” için sağlam eksen önerisi: Bu metnin merkezindeki ana eksen “başlangıç/yaratılış + ilahî söz + ateş/ışık + kurtuluş/mesihîlik + ezoterik bilgelik”tir. Bu eksende:

  • Yahudilik: bereshit’in peshat–midraş–kabbala katmanları ([1], [11])

  • Hıristiyanlık: Logos/vaftiz/mesihî unvanlar ([14]–[15])

  • İslam: kün fe-yekûn ve 4:157 okuma farklılıkları ([17]–[18])

  • Hint dinleri: kundalinî/ajna (üçüncü göz) deneyim dili ([19]–[20])

  • İranî dinler (Zerdüştlük): ateşin ritüel-merkeziliği (tematik paralel; ontoloji farklı)

  • Çin gelenekleri (Dao): “adlandırılamayan başlangıç/Dao” (başlangıç dilinin sınırı; yöntemsel paralel)
    karşılaştırması yapılabilir. (Burada amaç “eşitleme” değil “tematik harita”dır.)

[24] Akademik yöntem uyarısı (çok katmanlı okuma): Metindeki birçok önerme aynı anda üç düzleme aittir:
(i) Filoloji/dilbilgisi (ör. ʾēt’in nesne belirteci olması [5])
(ii) Geleneksel yorum/mistisizm (ör. Tikkunei Zohar’ın 70 yorumu [11])
(iii) Modern senkretik- ezoterik sentez (kundalinî + Tevrat şifresi + tarih üstü kimlikler [19]–[21])
Dipnotlandırmada bu düzlemler ayrılmazsa, “şiirsel yorum” yanlışlıkla “tarihsel-dilsel kanıt” gibi okunur.