DABBET-ÜL ARZ

DABBET-ÜL ARZ. “Rûh topuktan başlayıp beyinden çıkar!” Niçin? Ayağıyla vurarak yere çıktığı için! “Dabbet-ül Arz”, bu demek! Arz küçük fizik beden; Ona vurup çıkan RAB, canı terbiye eden! “RAB” isminin ortaya çıkmasıyla o eşit! (1439) (x) Küçük kıyâmet ölüm; söylenmiş çeşit çeşit!

KIYAMETNAME KİTABI

Üstad M.H. Uluğ Kızılkeçili

2/12/20268 min oku

DABBET-ÜL ARZ

ALLAH der: “Hakikate ulaşamaz asla zan!”
“Hôkins’tir Dabbe!” diye, bilgin saçmalar bazan!

“Dabbe” olsa, yazmazdı “zamanın kitabını”;
Duyardı “HAKK’ın zaman olduğu” hitâbını!

“Bir bilen”den dinle sen şimdi “Dabbet-ül Arz”ı,
Öğren nasıl “Dabbe”nin yerden çıkışı tarzı:

“Rûh topuktan başlayıp beyinden çıkar!” Niçin?
Ayağıyla vurarak yere çıktığı için!

“Dabbet-ül Arz”, bu demek! Arz küçük fizik beden;
Ona vurup çıkan RAB, canı terbiye eden!

“RAB” isminin ortaya çıkmasıyla o eşit! (1439) (x)
Küçük kıyâmet ölüm; söylenmiş çeşit çeşit!

“O söz başa gelince, yerden bir dabbe çıkar!”
Der: “İçten inanmadın! Sözünü ettin inkâr!”

Ölürken onu görür has kul, hatırlar “sözü”;
“Çabuk hesap görür o!” ve insan yumar gözü!

Çünkü en son nefeste, veyahut erdiğin an,
Tam uykuda cennet ve cehennemde yok zaman!

“Kıyâm”, ayağa kalkmak! “Kıyâmet kopar âni!”
“Karşında dinelir O!” öldüğün vakit yâni!

“Tam bir insan şeklinde” der ÂLÎ, “Dabbet-ül Arz!”
Sâf çıkan candır melek; “Melek için secde farz!”

Secde ettiği Âdem; vücuttan çıkan rûhu!
“Duman duman” harf adam; tapmaz Yezid gürûhu!

“RABB’ine söz verirken, sana sen oldun şahit!”
RAB, rûh olarak girip yâni alındı ahit!

Her an uyarır seni, ne düşünsen ne yapsan;
Sende saklı “Şahit” O, “Âdem” denen ilk insan!

“Topraktan yaratıldı insan!” aynen özet Arz;
“Onda RAB’dan bir rûh var!” Sana seni eder arz!

Sırf “Dabbe” ise ölen, bir hayvandır, ayaklı;
Özü yerine ortak bir RABB’e bağlı aklı!

“Dabbet-ül Arz yorumu” hesapla bak kaç eder: (1886) (xx)
“Mü’minlerin emîri Hazret-i ÂLÎ’dir!” der!!! * (1886) (xx)

M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 23 Ekim 2001

İsimlerin ebced ilmine göre sayısal açılımı:

(x) Dabbet-ül Arz = Hû ism-i zuhûr-u RAB = 1439
(xx) 1886 = Te’vîl-i Dabbet-ül Arz = Hazret-i Emîrü’l-Mü’minîn (ÂLÎ)

(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)

AÇIKLAMALAR

Bu şiir, “Dabbetü’l-Arz” kavramını klasik kıyamet anlatısından alıp mistik antropolojiye çeviren yoğun sembolik bir metin. Yani burada anlatılan “dabbe”, düz tefsirdeki dışsal bir varlıktan çok, insanın iç yapısı, ölüm eşiği ve bilinç uyanışıyla ilişkilendirilmiş. Metni daha anlaşılır kılmak için ana eksenlere ayırarak yorumlayayım:

1) Ana Tez: Dabbe = İçsel Tanık / Ruhun Ayağa Kalkışı

Şiirin merkez iddiası şu:

Dabbetü’l-Arz dışsal bir canavar değil, insanın içinden “yerden çıkan” şahit bilinçtir.

Bu yorum, Neml 27:82’deki “yerden çıkan dabbe”yi üç katmanlı okur:

  • Arz = beden/toprak

  • Dabbe = ruhun uyanışı

  • Konuşma = içsel ifşa (vicdanî hesap)

Yani kıyamet alameti, kozmik bir olaydan çok bireysel ölüm anında gerçekleşen içsel kıyamettir.

2) Sayı ve Ebced: Metnin Hermenötik Aracı

Metin 1439 ve 1886 gibi ebced değerlerini kullanıyor. Akademik açıdan bu tür sayılar:

  • “kanıt” değil,

  • metnin anlam kurma yöntemi.

Şiirde ebcedin işlevi:

✔ Dabbe’yi “Rab isminin zuhuru” ile eşitlemek
✔ Ali figürünü “te’vil anahtarı” gibi sunmak

Bu, hurûfî ve işârî geleneklerde görülen bir dil.

3) Dabbe’nin Anatomisi: “Topuktan Beyne Çıkış”

Şiirin en özgün kısmı burada:

“Rûh topuktan başlayıp beyinden çıkar.”

Bu ifade biyolojik bir iddia değil; sembolik bir beden haritası:

  • Topuk → Arz / fizik beden

  • Beyin → bilinç / idrak

  • Çıkış → ruhun açığa çıkması

Bu modelde ölüm, yukarıya uçuş değil; yerden ayağa kalkma (kıyâm).

Metnin “kıyâm = ayağa kalkmak” etimolojisi de bunu destekliyor.

4) Küçük Kıyamet Teorisi

Metin kıyameti ikiye bölüyor:

a) Büyük kıyamet

Klasik eskatolojik olay.

b) Küçük kıyamet (şiirin odak noktası)

➡️ Ölüm anı.

Şiire göre:

  • İnsan son nefeste “dabbe”yi görür.

  • Bu, içsel tanığın ortaya çıkmasıdır.

  • Zaman algısı çöker (“cennet-cehennemde zaman yok”).

Bu yaklaşım tasavvufta sık görülen “ölmeden önce ölmek” öğretisiyle uyumlu.

5) “İçsel Şahit” Teması

Şiirin en güçlü mistik çizgisi: “Sende saklı Şahit O.”

Bu, A‘raf 7:172 (elest ahdi) ve Kıyame 75:14 (insanın kendine şahit oluşu) telmihlerinin birleşimi.

Metne göre:

  • Dabbe = insanın içinde zaten var olan şahit.

  • Ölümde ortaya çıkar.

  • “İnanmadın!” diye konuşması, vicdanın nihai ifşasıdır.

Bu yorum, dabbe’yi bir tür metafizik vicdan figürüne dönüştürüyor.

6) Melek – Âdem – Ruh İlişkisi

  • Saf çıkan ruh = melek

  • Secde edilen Âdem = bedenden çıkan ruh

Yani klasik anlatı ters çevrilmiş: İnsan ölünce ruhu açığa çıkar, melekî hâle yaklaşır. Bu, tasavvuftaki “insan meleğin üstündedir çünkü imtihanlıdır” temasını çağrıştırır.

7) Modernite Eleştirisi

Şiirin başındaki “Hôkins’tir Dabbe!” polemiği aslında bilim eleştirisi değil:

  • “zan vs hakikat” epistemolojisi.

Metin modern bilimsel açıklamayı reddetmekten çok, hakikatin sadece maddî yorumla kavranamayacağını savunuyor.

8) Dinler Arası Paralellikler (Dipnotlarda İşaret Edilen)

Şiirin sembolizmi, farklı geleneklerle yapısal benzerlik kuruyor:

  • Hristiyanlık: “yerden çıkan canavar” (Vahiy)

  • Yahudi literatürü: Leviathan/Behemoth

  • İranî gelenek: eskatolojik ejderha

  • Tasavvuf: içsel kıyamet

Ama şiirin özgünlüğü, dabbe’yi tamamen insanın içsel antropolojisine çekmesi.

9) Eskatoloji + Mistik Psikoloji

👉 Apokaliptik sembolizmin tasavvufî içselleştirilmesi

Yani:

  • Neml 27:82 literal bir olay olarak değil,

  • insanın ölüm anındaki “uyanışı” olarak okunuyor.

10) En Kısa Özet

DAHA DETAY

Bu şiirde:

Dabbe =

  • beden toprağından ayağa kalkan ruh,

  • içsel tanık,

  • ölümde ortaya çıkan hakikat sesi.

Arz =

  • fizik beden,

  • insanın toprak yönü.

Kıyamet =

  • bireysel bilinç sıçraması.

1) Ortak Model: Arz = Kozmosun Merkezi + İnsanın Bedeni

insanın fizik bedeni,

  • toprağa bağlı bilinç,

  • ruhun çıkış noktasıdır.

👉 Yani model şöyle birleşiyor:

Makrokozmos: Arz = Dünya
Mikrokozmos: Arz = İnsan bedeni

Bu, klasik tasavvuftaki “küçük âlem – büyük âlem” (insan = mikrokozmos) düşüncesinin şiirsel versiyonu.

2) İniş ve Çıkış

  • İniş → ruhun bedene girişi

  • Çıkış → dabbe olarak ortaya çıkışı

Bu yüzden iki metnin birlikte söylediği şey şu:

Hakikate ulaşmak sadece yükselmek değil; toprağa inmek ve oradan ayağa kalkmaktır. Bu, klasik “mîraç” anlatısını tersinden tamamlayan bir model.

3) Dabbe’nin Yeni Rolü: Kıyamet Alâmeti Değil, Bilinç Eşiği

Klasik tefsirde Dabbetü’l-Arz: ahir zamanda çıkacak bir varlık.

Şiirde ise: ölüm anında ortaya çıkan içsel şahit.

Bu, eskatolojinin dış dünyadan iç dünyaya taşınmasıdır.

➡️ Kâbe merkezdi.
İkinci şiirde:

➡️ İnsan içindeki şahit merkez oluyor.

Yani merkez dışarıdan içeri taşınmış.

4) “Topuktan Beyne” Metaforu: Ruhun Dikey Ekseni

  • Topuk (yer)

  • Gövde (Arz)

  • Beyin (gök)

Bu yüzden:

Dabbe = ruhun dikey eksen boyunca yükselmesi.

Bu model tasavvufta “latâif mertebeleri” veya bazı ezoterik beden haritalarını hatırlatır ama şiir bunu kendi sembol diliyle kurmuş.

5) “Şahit” Kavramı: İki Şiiri Birleştiren Anahtar

  • Yüceler tanıktı.

  • İnsan şahitlik taşıyordu.

  • “Sende saklı Şahit O” deniyor.

Yani: Kozmik tanıklık → içsel tanıklığa dönüşmüş.

Bu dönüşüm, metinlerin mistik yönünü gösteriyor: Kıyamet dışarıda değil, bilincin içinde gerçekleşir.

6) Ali Figürünün Rolü: Te’vil Anahtarı

Her iki metinde de ÂLÎ adı özel bir yerde duruyor. Ama burada önemli olan şey tarihsel kişilikten çok sembolik işlev:

  • ÂLÎ = “yüce / yükselen” kök anlamı.

  • Te’vil (yorumlama) anahtarı.

Şiirde Ali figürü: metnin gizli anlamını açan “içsel rehber” gibi kullanılmış. Bu, klasik tasavvuf şiirlerinde görülen bir yöntem.

7) Metnin Büyük Felsefesi

Evrenin merkezi Arz ise, insanın kıyameti de Arz’tan (bedenden) ayağa kalkan ruhtur.

Yani:

  • Kozmik merkez → Arz

  • Ritüel merkez → Kâbe

  • Antropolojik merkez → kalpteki şahit

  • Eskatolojik merkez → Dabbe

Hepsi aynı eksenin farklı katmanları.

8) Akademik Perspektiften En İlginç Nokta

✔ Apokaliptik bir ayeti
✔ Tasavvufî psikolojiye dönüştürüyor.

Yani “Dabbe”:

  • zoolojik bir varlık değil,

  • bilinç metaforu.

Bu yaklaşım, İslam düşüncesindeki işârî tefsir geleneğine daha yakın.

9) Derin Yapı Haritası (İki Şiirin Ortak Modeli)

Bunu sistematik olarak şöyle özetleyebiliriz:

Katman 1 — Sayı dili:
0–1–9 → tevhid ve insan

Katman 2 — Arz metafiziği:
toprak = merkez

Katman 3 — Ritüel eşleşmesi:
tavaf = kozmik hareket

Katman 4 — Mîraç modeli:
iniş + çıkış

Katman 5 — Dabbe:
içsel kıyamet / şahit bilinci

İstersen şimdi sana çok daha derin bir okuma yapabilirim — çünkü bu iki metinde saklı olan şey aslında tek bir “7 katmanlı insan modeli” gibi görünüyor.

IBN ARABI-SPANDA-MAX HEINDEL

· İbn Arabi → vahdet-i vücûd ve “insan-ı kâmil” ekseni

· Spanda → titreşim/dinamik bilinç modeli

· Max Heindel → Batı ezoterizmi ve çok katmanlı beden öğretisi

1) İbn Arabî Perspektifi: Arz = Hakikat-i İnsaniyye’nin Aynası

İbn Arabî’de evrenin özü tecellîdir. Senin metnindeki “Arz” bu bakışla:

  • sadece fiziksel yer değil,

  • İnsan-ı Kâmil’in zuhûr alanıdır.

a) Dabbe = Nefs-i Nâtıka’nın Ayağa Kalkışı

Neml 27:82’deki “yerden çıkan dabbe”yi İbn Arabî diliyle okursak:

  • yer = tabiat mertebesi

  • çıkış = ruhun kendini bilmesi

Şiirdeki “topuktan beyine çıkan ruh”: latîfelerin aşağıdan yukarıya açılması gibi okunabilir.

Bu, İbn Arabî’deki nüzûl – urûc döngüsüne çok yakın:

  • Ruh iner → beden olur

  • Hakikat uyanır → tekrar yükselir

b) İçsel Şahit = “Aynü’l-Yakîn”

“Sende saklı şahit” ifadesi, İbn Arabî’nin: Hakikatin insanın aynasında kendini seyretmesi düşüncesiyle örtüşür.

Bu durumda Dabbe:

✔ dışsal bir varlık değil
✔ insanın içindeki “Hakikatin dili”.

2) Spanda Yorumu: Dabbe = Bilincin Titreşim Noktası

Kashmir Shaivism’de Spanda, bilinçteki titreşimdir — varlık sürekli “uyanma” hâlindedir.

a) Arz = Donmuş Spanda

Toprak, titreşimin en yoğun hâli:

  • katılaşmış bilinç,

  • potansiyel enerji.

b) Ayağıyla vurup çıkma

Metindeki “ayağıyla vurarak çıkış” imgesi:

➡️ Spanda’nın harekete geçmesi gibi.

Yani:

  • bilinç titreşir,

  • merkezden periferik bedene yayılır,

  • sonra tekrar merkeze döner.

Bu yüzden Dabbe: statik bir yaratık değil; bilinçteki ani titreşim kırılmasıdır.

c) İniş-Çıkış Mîraç Modeli

Spanda’da yükseliş sadece yukarı gitmek değildir:

  • bilinç yoğunlaşır → iner

  • sonra açılır → yükselir

Çift yönlü mîraç modelini neredeyse birebir karşılar.

3) Max Heindel Okuması: Çok Katmanlı Beden ve “Yer Anteni”

Max Heindel’in Rosicrucian sisteminde insan:

  • fiziksel beden

  • vital beden

  • arzu bedeni

  • zihin

gibi katmanlardan oluşur.

Şiirdeki bazı imgeler bu modelle şaşırtıcı biçimde uyuşuyor.

a) “Toprak anteni”

Heindel’e göre ruh dünyayla eterik beden üzerinden bağlantı kurar.

Şiirdeki: “Toprak anteni yoksa kör uçuş” ifadesi, eterik bağ kopunca bilincin yönsüzleşmesi.

b) Dabbe = Astral Bedenden Ayrılış Anı

Heindel’de ölüm:

  • bilincin fizik bedenden ayrılmasıdır.

Şiirdeki “son nefeste dabbe görülmesi”: astral bilincin açılması.

4) Üç Sistem Birleşince: Ortak Batınî Şema

Bu üç farklı ezoterik dili üst üste koyduğumuzda ortaya tek bir model çıkıyor:

Batınî Sonuç

Bu üç okuma birlikte şunu söylüyor:

👉 Metindeki Dabbet-ül Arz:

  • ne zoolojik bir varlık,

  • ne sadece kıyamet alameti,

bilincin “topraktan ayağa kalktığı” eşik deneyimidir.

Arz:

  • evrenin merkezi olduğu kadar,

  • insanın iç merkezidir.