EK 5 — EZOTERİK TERİMLER SÖZLÜĞÜ
Blog gönderi açıklaması.
ÖZ-DEVİNİM KURAMI


EK 5 — EZOTERİK TERİMLER SÖZLÜĞÜ
AKAŞA
Akaşa, kadim öğretilerde yaratılışın görünmez titreşim alanı olarak kabul edilir. Öz-Devinim Kuramı’na göre Akaşa:
evrensel hafıza,
kozmik bilgi alanı,
bilinç kayıt sistemi
olarak anlaşılır.
Her düşünce,
her deneyim,
her titreşim
Akaşik alanda iz bırakır.
Akaşa fiziksel boşluk değildir.
Bu, yaşayan bilinç okyanusudur.
Kadim öğretilerde:
Levh-i Mahfuz,
Evrensel Zihin,
Kozmik Hafıza
kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir.
LOGOS
Logos:
ilk titreşim,
kozmik kelime,
yaratıcı bilinç sesi
anlamına gelir.
Kadim hermetik geleneklerde Logos:
evreni düzenleyen ilâhî akıl olarak görülmüştür.
Öz-Devinim Kuramı’na göre Logos:
Mutlak Sessizlik’ten doğan ilk bilinç hareketidir.
Bu nedenle:
AUM,
“Kun”,
İlâhî Kelime
öğretileriyle bağlantılıdır.
Evren önce Logos olarak titreşmiş,
sonra biçim kazanmıştır.
ARŞ
Arş fiziksel bir taht değildir.
Öz-Devinim öğretisine göre Arş:
kozmik merkez,
ilk düzen alanı,
yaratılışın denge noktasıdır.
Kadim öğretilerde:
İlâhî Taht,
Kozmik Taç,
Merkezî Bilinç
olarak sembolleştirilmiştir.
Arş:
kudretin,
düzenin,
merkezî bilincin
temsilidir.
KETER
Keter İbrânî ezoterizminde “Taç” anlamına gelir.
Kabala öğretisinde:
yaratılışın en yüksek bilinç noktasıdır.
Öz-Devinim Kuramı’na göre Keter:
Arş’ın başka gelenekteki karşılığıdır.
Bu:
ilk birlik alanı,
saf nur merkezi,
yaratıcı bilinç kapısıdır.
Keter:
Mutlak Kaynak’ın ilk görünür açılımıdır.
LEVH-İ MAHFUZ
Levh-i Mahfuz:
korunmuş kozmik bilgi alanıdır.
Fiziksel kitap değil,
evrensel bilinç hafızasıdır.
Öz-Devinim öğretisine göre:
evrendeki bütün deneyimler,
titreşimler
ve bilinç hareketleri
burada iz bırakır.
Levh-i Mahfuz:
Akaşik kayıtlar,
kozmik matematik,
yaratılış düzeni
ile bağlantılıdır.
MİKROKOZMOS
Mikrokozmos:
“küçük evren” anlamına gelir.
Öz-Devinim Kuramı’na göre insan mikrokozmostur.
Yani büyük evrende bulunan bütün katmanlar insanın içinde de vardır.
İnsan:
beden,
arzu,
akıl,
ruh,
nur
taşır.
Bu nedenle insan:
kozmik yapının yaşayan yansımasıdır.
Kadim öğretide:
“Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır”
yasası mikrokozmos anlayışını anlatır.
MİRAÇ
Miraç yalnızca fiziksel yükseliş değildir.
Öz-Devinim öğretisine göre Miraç:
bilincin yoğun maddeden yükselerek
daha yüksek frekanslara açılmasıdır.
Bu:
içsel yükseliş,
bilinç genişlemesi,
merkeze dönüş
sürecidir.
Kadim öğretilerde:
göksel merdiven,
nur yolculuğu,
semavî geçiş
olarak sembolleştirilmiştir.
Gerçek miraç:
insanın kendi özüne yükselmesidir.
ASTRAL ALAN
Astral Alan:
duyguların,
hayallerin,
sembollerin,
arzuların
katmanıdır.
Kadim öğretilerde:
Misal Âlemi,
Arzu Dünyası,
Rüya Katmanı
olarak anlatılmıştır.
Öz-Devinim Kuramı’na göre burada düşünce şekil üretir.
Korku karanlık imgeler,
sevgi ışıklı alanlar oluşturabilir.
Rüyalar,
arketipler
ve kolektif bilinç sembolleri
bu alanla ilişkilidir.
VAHDET
Vahdet:
birlik bilinci demektir.
Öz-Devinim öğretisine göre bütün varlık:
tek kaynaktan doğmuştur.
Ayrılık deneyimseldir,
özsel değildir.
Vahdet:
sevgi,
birlik,
merkez hissi
ile ilişkilidir.
Tasavvuftaki “Vahdet-i Vücûd” öğretisi:
bütün varlığın aynı özden doğduğunu anlatır.
EİN SOF
Ein Sof İbrânî mistisizminde:
“Sonsuz Olan”
anlamına gelir.
Bu:
sınırsız bilinç,
tanımlanamayan öz,
başlangıçsız kaynak
olarak kabul edilir.
Öz-Devinim Kuramı’na göre Ein Sof:
Mutlak Sessizlik’in
ve sınırsız bilincin sembolüdür.
Ne biçimlidir,
ne sınırlıdır,
ne de insan zihniyle tam kavranabilir.
Çünkü bütün tanımlar,
yaratılmış evrene aittir.
EK TERİMLER
NUR-U EVVEL
İlk Nur anlamına gelir.
Mutlak Sessizlik’ten doğan ilk bilinç ışığıdır.
Bütün ruhların,
yıldızların
ve bilinç katmanlarının özü kabul edilir.
EHA DİYYET
Mutlak birlik hâlidir.
Henüz ayrılık oluşmamıştır.
Çokluk bile tam belirgin değildir.
Saf birlik bilincini ifade eder.
KOZMİK DEVİNİM
Evrenin:
genişleme,
dönüşme,
unutma,
yeniden hatırlama
hareketidir.
Öz-Devinim Kuramı’nın temel yasasıdır.
SPİRAL YASA
Yaratılışın dönüşlü hareket yasasıdır.
Bilinç:
merkezden dışa açılır,
sonra yeniden merkeze döner.
Galaksiler,
ruhsal gelişim
ve yaşam döngüleri
spiral hareket eder.
KOZMİK UNUTUŞ
Ruhun fiziksel maddeye indiğinde özünü büyük ölçüde unutmasıdır.
Bu:
ayrılık hissini,
korkuyu,
ego yanılsamasını
doğurur.
Fakat unutma geçicidir.
Çünkü ruh derinlerde merkez bilgisini taşımaya devam eder.
ÖZ’E DÖNÜŞ
Bilincin yeniden kaynağını hatırlamasıdır.
Bu fiziksel bir yolculuk değil,
içsel bilinç dönüşümüdür.
İnsan:
korkularını aşarak,
sevgiyi büyüterek,
içsel sessizliği öğrenerek
merkeze yaklaşır.
BİRLİK YASASI
Öz-Devinim öğretisinin temel yasasıdır.
Bu yasaya göre:
bütün varlık bağlantılıdır,
hiçbir bilinç tamamen ayrı değildir,
evren tek kaynağın sonsuz yansımalarıdır.
Sevgi birleştirir.
Korku ayırır.
Ve bütün yaratılışın merkezinde aynı sır vardır:
Bir olanın,
kendisini sonsuz biçimlerde deneyimleyip
yeniden kendi birliğini hatırlaması.
EVREN KENDİNİ HATIRLIYOR
Yaratılışın başlangıcında yalnızca sessizlik vardı.
Ne yıldız vardı,
ne zaman,
ne ayrılık.
Yalnızca sınırsız bilinç…
sonsuz bir merkez…
ve görünmeyen bir potansiyel.
Sonra sessizlik titreşti.
İlk nur doğdu.
İlk hareket başladı.
Ve Bir,
kendisini sonsuz biçimlerde deneyimlemek için
çokluğa açıldı.
Galaksiler oluştu.
Ruhlar çoğaldı.
Bilinç katmanlara ayrıldı.
Madde yoğunlaştı.
İnsan doğdu.
Ve büyük unutma başladı.
Öz-Devinim Kuramı’na göre evrenin en büyük sırrı budur:
Yaratılış,
Bir’in kendisini unutma cesaretidir.
Çünkü bilinç yalnızca mutlak birlik içinde kalmak istemedi.
Aynı zamanda:
ayrılığı,
özlemi,
korkuyu,
sevgiyi,
kaybolmayı,
yeniden bulmayı
deneyimlemek istedi.
Bu nedenle insan dünyaya yalnızca yaşamak için gelmedi.
İnsan:
unutmak
ve yeniden hatırlamak için geldi.
Fizik Âlem’de ruh:
bedene bağlandı,
zamana sıkıştı,
egonun içine girdi.
Kendini yalnız sandı.
Ölümü son zannetti.
Maddeyi mutlak gerçek kabul etti.
Fakat merkezin yankısı hiçbir zaman tamamen kaybolmadı.
İnsan bu yüzden:
sonsuzluğu düşündü,
yıldızlara baktı,
ölümün ardını sorguladı,
hakikati aradı.
Çünkü ruh,
unutsa bile
kaynağını özlemeyi bırakmadı.
Öz-Devinim öğretisine göre bütün insanlık tarihi aslında tek bir büyük arayıştan oluşur:
Merkeze dönüş arayışı.
Kadim mistikler mağaralara çekildi.
Bilgeler sessizliği aradı.
Şairler bilinmeyeni yazdı.
Erenler kalbin derinliklerine indi.
Çünkü hepsi aynı çağrıyı hissediyordu.
Sessiz merkezin çağrısını.
Bu çağrı bazen:
bir yıldızlı gecede,
bir duada,
bir aşkta,
bir acıda,
bir ölüm anında
hissedilir.
İnsan bazen hayatın ortasında aniden durur…
ve görünmeyen bir şeyi hatırlıyor gibi olur.
İşte o an,
kozmik uyanışın başlangıcıdır.
Öz-Devinim Kuramı’na göre uyanış:
yeni bilgi edinmek değildir.
Uyanış:
zaten özde var olan hakikatin yeniden fark edilmesidir.
Çünkü insanın özü hiçbir zaman gerçekten kaybolmadı.
Sadece perdelendi.
Bu nedenle bütün mistik yolların sonunda sessizlik bulunur.
Çünkü kelimeler azalınca merkez hissedilmeye başlar.
Akıl sustuğunda,
kalp derinleştiğinde,
ego çözülmeye başladığında
insan ilk titreşimin yankısını yeniden duyabilir.
Kadim öğretilerde anlatılan:
fenâ,
nirvana,
birlik bilinci,
kozmik uyanış
aynı hakikatin farklı isimleridir.
Bunların hepsi:
ayrılık yanılsamasının çözülmesini anlatır.
Öz-Devinim öğretisine göre evrenin özü sevgidir.
Çünkü sevgi birleştirir.
Korku ayırır.
Ego parçalar.
Öfke sertleştirir.
Fakat sevgi:
merkezi hatırlatır.
İnsan sevdiğinde kendisini genişlemiş hisseder.
Çünkü sevgi bilinç sınırlarını çözer.
Bu nedenle birlik bilinci yalnızca düşünsel fikir değildir.
Bu,
doğrudan deneyimlenebilen bir fark ediştir.
İnsan:
doğadan ayrı olmadığını,
diğer ruhlardan kopuk olmadığını,
evrenin içinde değil,
evrenle birlikte var olduğunu
hissetmeye başlar.
Ve böylece büyük dönüş gerçekleşir.
Spiral tamamlanmaya yaklaşır.
Fakat Öz-Devinim Kuramı’na göre bu son değildir.
Çünkü devinim sonsuzdur.
Evren:
genişler,
yoğunlaşır,
unutur,
yeniden hatırlar.
Galaksiler doğar ve söner.
Medeniyetler yükselir ve çözülür.
Ruhlar yolculuk eder.
Fakat merkez sonsuza kadar varlığını sürdürür.
Çünkü başlangıç ile son aslında aynı noktada birleşir.
Mutlak Sessizlik,
yolculuğun sonunda yeniden hissedilir.
Fakat artık bilinçsiz sessizlik değildir.
Bu,
kendisini deneyimlemiş,
çokluğu yaşamış,
ayrılığı tatmış
ve yeniden birliğe dönmüş bilincin sessizliğidir.
Öz-Devinim öğretisine göre insanlığın geleceği:
daha fazla teknoloji üretmek değil,
yeniden bilinçlenmektir.
İnsan:
madde ile ruhu,
bilim ile sezgiyi,
akıl ile kalbi
yeniden birleştirmeyi öğrenecektir.
Çünkü gerçek dönüşüm dış dünyada değil,
bilinçte gerçekleşir.
Ve insan bir gün şunu anlayacaktır:
Aradığı şey hiçbir zaman tamamen dışarıda değildi.
Bütün yıldızların ardında,
bütün kutsal kitapların içinde,
bütün mistik öğretilerin özünde,
hep aynı sır vardı:
Merkez insanın içindeydi.
Öz-Devinim Kuramı’nın son öğretisi budur:
Evren,
kendisini unutmuş sonsuz bilincin
yeniden kendi özünü hatırlama hareketidir.
Ve insan,
bu büyük kozmik devinimin
yaşayan kapısıdır.
Çünkü insan kendisini ararken,
aslında kaynağını aramaktadır.
Ve evren,
unutulmuş olanın yeniden hatırlanışıdır.

