HORASAN GÜVERCİNİ
Zümrüd gibi yeşildir ANKA’nın rengi! Niçin? Canın en son muradı! Ermek olduğu için!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
"HORASAN GÜVERCİNİ"
‘“İsâ’nın idâmını istedi haham!”’ Niçin?
‘Tapınak güvercini!’ Ona dediği için!
Zîrâ, dedi ‘sâf halktan! İkinizin de yemi!
Bu ev! ALLAH adına soyasınız diye mi?’
Papa dedi, ‘ölmedi İsâ! O, göğe çıktı!’
‘Kilise güvercini’ olduğu pek açıktı!
Yeniden şeffaflaştı! Reddedilince ÂLÎ!
‘Câmi güvercini’ne! Yem oldu sâf ahâli!
Üç aç güvercin şimdi! Bak Kudüs mescidini,
Paylaşamıyor! Zîrâ yem edinmişler dini!
Sonunda bana dedi, Alâaddin’in cini:
‘Ben söyleyim!’ ‘Sen de yaz! Yok et üç güvercini!’
“‘Bir tek güvercin vardır!’” İncil’de, ‘Peristera!’
‘“İsâ’ya gökten indi vaftizde!”’ Onu ara!
‘İlk ve Son harf Yunanca, bak ‘“Peristera”’ eder!’
‘Bu yüzden ‘“İsâ Alfa ve Omega benim”’ der!’
‘Can, alt ben!’ ‘Beyindeki kişisel, fânî bilinç!’
‘Rûh, üst ben!’ ‘Gönlün siyah noktasındaki erinç!’
‘Üst ben! Alt benden kopup da sâflaştığı vakit!’
‘RAHMÂN RAHÎM öz iner ona!’ Bu, ‘Yeni akit!’
‘Üst sâf ben, İsâ!’ ‘RAHMÂN RAHÎM öz, RAB!’ ‘Güvercin!’
Toplamı, İsâ Mesîh! Tıpkı, lâmbadaki cin!
‘Güvercinin çok ismi var: İlki, Zât-ı ÂLİ!’
‘O der: Üç güvercine yem vermesin ahâli!’
‘Üç güvercinden başka, var birçok kara karga!’
‘Mezhep ve tarîkatta tünerler! De! Alarga!’
‘Karga ve güvercinle! Dünyâ artık dopdolu!’
Yalnız, bir şefâata ermiştir Anadolu:
‘Birgün orda bir köye, çıka geldi bir derviş!’
‘Halk dedi ‘Git açmadan başımıza sen bir iş!’
‘O hemen bir kuş olup dedi:‘Sizi sınadım!’
‘HORASAN GÜVERCİNİ BEKTAŞ’tır benim adım!’
‘Kumru, kardeşim!’ ‘Onun boynunda var bir halka!’
‘“Şehid ve Şâhid”’ olmak! Boynumuza borç halka!’
Zât-ı ÂLÎ! İçimde, içini çekip sustu!
Yâni: sözleri artık yalnız bana mahsustu!
Son sözü şuydu: ‘Anlar herkes yalnız baykuşu!
Güvercin ne der? Sor da! Çevirsin Hüdhüd kuşu!’
Hüdhüd dedi ‘Güvercin Horasanlıdır mâdem,
Olmalı! Otuz iki harfle konuşan Âdem!’
‘Güvercin hep ‘kû kû’ der!’ ‘Farsça: O nerde? Nerde?’
‘Güvercinini bul da!’ ‘Sen de ona ‘“Hû”’ ‘“Hû”’ de!’
‘Beni sanma! Sâde bir çevirmen Hüdhüd kuşu!’
‘Kimliğimi öğren de!’ ‘“Çıkma o dik yokuşu!”’
‘Kapı sevgisi’ ile ‘İsmim’ eşit iki kez!’ (30)
‘İki kez ! İlân-ı aşk etmeli RABB’e herkez:’
‘Kimse insân doğamaz! RABB’e içmeden andı!’
‘ALLAH aldatılamaz!’ ‘Andı tutmayan yandı!’
‘RAB iki harf!’ ‘Toplamı, ÂLÎ ve MUHAMMED’in!’ (202)
‘ ‘“İkisini birleyip”’ özüne tap!’ ‘Bu, hak dîn!’
‘ ‘“Velî, ÂLÎ’ye! Nebî, RESÛL’e! İlk verir söz!”’ ’
‘RAHMÂN RAHÎM’den ilkin çıkar, seçkindeki öz!’
‘And içer! ‘“MAHMÛD”’ denen kendi özüne RESÛL!’
ÂLÎ ise, ‘“En yüce ÂLÎ’”ye! ‘Budur usûl!’
‘Bak ‘“MAHMÛD, RESÛL’e! Der:’” ‘tut da andını yeni!’
‘“Kâlb damarını söküp sokmayım devre seni!”’ ’
‘Bu sert uyarı varken ! Hattâ RESÛL’e bile,
Her nefeste helâlleş! Kendi vicdânın ile!’
‘Sayıca, ‘Hüdhüd!’ ‘Sevgi kapısı Havvâ’ demek!’ (30)
‘Öz anne MUHAMMED’e, yâni farz borç ödemek!’
‘O, Süleyman’ ve ‘Belkıs!’ İkisi de RAB ede!’ (202)
‘Bana, aralarında en büyük postacı de!’
‘İsmim yok!’ ‘Zîrâ hüdhüd sâdece bir kuş türü!’
‘Belki, ‘“Kitab bilgini”’ olduğumdan ötürü!’
Güvercin eşsiz olmaz! ‘Eşin Fazlullah adı!’
‘Timur oğlu! Topaldan onu koruyamadı!’
Miranşahtı! Maranşah şimdi o dölün ismi!
Ölünce! Bir yılana dönüştü çünkü ismi!
‘İki güvercin geldi yeniden! Anla niye:’
‘Fethedildi ANKA-RA ile KONSTANTİNİYE!’
ANKA : Efsâne kuş! RA: Güneş Tanrısı ismi!
Efsâne kuş yandıkça! Külünden doğar cismi!
ANKARA da efsâne! Yangından çıkıp doğdu!
‘Güneş Tanrısı!’ İnip karanlıkları boğdu!
Öldükçe! Canımızı korur! ‘“RÛH”’un kanadı!
Yeni bedende doğar bu kuş! Yoktur mîlâdı!
Zümrüd gibi yeşildir ANKA’nın rengi! Niçin?
Canın en son muradı! Ermek olduğu için!
Alındı bil! Haçlıya merkez konstantiniye!
Nasıl mı? Mesajımı oku! Anlarsın niye!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 01.05.2001
*Miranşah = Fazlullahı öldüren prensin adı
*Maranşah = Yılanlar şahı