KUR’ÂN’DA ÎSÂ

KUR’ÂN’DA ÎSÂ. RESÛL dedi: “Sanki sen O Îsâ’sın ey Âlî! Bunu duysa, bu sefer sana tapar ahâli!” Ne demek istemişti acaba Yüce Resûl? “ALLAH’ın perdesini!” açalım usul usul: HAKK: “Îsâ ne asıldı, ne de katledildi!” der; “Benzetildi!” der âyet; bu sırrı bilen ender!

KIYAMETNAME KİTABI

Üstad M.H. Uluğ Kızılkeçili

2/9/20268 min oku

KUR’ÂN’DA ÎSÂ

RESÛL dedi: “Sanki sen O Îsâ’sın ey Âlî!
Bunu duysa, bu sefer sana tapar ahâli!”

Ne demek istemişti acaba Yüce Resûl?
“ALLAH’ın perdesini!” açalım usul usul:

HAKK: “Îsâ ne asıldı, ne de katledildi!” der;
“Benzetildi!” der âyet; bu sırrı bilen ender!

Hristiyanlar için bu ne şok, fikir edin:
“Îsâ’nın akan kanı!” üstüne kuruldu dîn!

“Hak kurbanmış O!” kanı yıkarmış günahları;
Buna inan, vaftiz ol, cennete git ap arı!

“Toprak Babası ismi yorumu”: “Îsâ sözü!” (1160)
“Benzetme âyetinin sırrı” budur, aç gözü! (1159)

“Meryem oğlu ÎSÂ el-Mesîh’tir onun adı!” (748)
“Toprağın Babası’na secde” onun muradı! (345)

“Îsâ’nın kutlu sırrı! Toprak Babası Âlî!” (755)
“Rab’la ahid!”, “ALLAH’ın fıtratı!”, “özün hâli!” (755)

“Îsâ’ya benzetilme!”, “işte bu ezelî dîn!” (1026)
“Kalk borusu üflenir!”, müjdecisi cennetin! (1026)

“Meryem oğlu”, “Dîn günü mâliki”nin ismidir! (343)
“İmâm Âlî doğrulur!”, “O taş”, O’nun cismidir! (343)

“ÎSÂ el-Mesîh Âdem!”, “O’dur insanlara Rab!” (344)
“Hacerü’l-Esved”i bul, çekmeyesin ıstırab! (344)

“İmâm Âlî’nin sende dinelmesidir HAK dîn!” (343)
“Er-Rahmân’ın yüzü” O; sen onu kıble edin! (343)

“ALLAH’ın sekînesi”, “Âlî’nin sesi”dir, bil! (606)
“Kıyâmet günüdür o!”, “ölmez yüz”e mukabil! (606)

O “ÎSÂ el-Mesîh’in asılması yorumu!” (879)
“Rabb’in emriyle çıkan rûh” isminin durumu! (879)

“Meryem oğlu ÎSÂ el-Mesîh’in katli” sembol! (1172)
“Selâm sözüne eşit!” onu sen kalbinde bul! (1172)

Zîrâ Âlî’nin kalbe inmesidir bu olay! (1956)
Can çıkarak rûh girer, birleşir Güneş’le Ay! (1956)

Yahya’nın vaftizi bu, “YAHYA” “Er-Rahmân”a denk! (329)
Îsâ el-Mesîh olur, verir Âlî gibi renk! (329)

Îsâ ölmez, yerine gelir onun benzeri;
Benzeri ise HAKK’ın benzersiz olan eri!

“Ölmeden önce ölmek” demektir “vaftiz” yani! (507)
Belirir “Meryem oğlu Îsâ’nın yüzü!” âni! (507)

“Meryem oğluna benzer”, “İlyas ismi yorumu!” (661)
“Hikmet O!”, omurganın şaha kalkmış durumu! (661)

“Bıyığı terlemiş genç” ve “Hazret-i Îsâ” denk! (1558)
“ALLAH’ın boyasıdır!”, Mîrâç’ta verir o renk! (1558)

“Rabb’in kalbe inişi!” demek Mesîh’le vaftiz! (803)
Âlî’nin lâkabına çıkar, yorumlarsan iz! (803)

“Tertemiz şarab!”, “Kâbe!”, “Rabb’inin sonsuz yüzü!” (723)
“Doğu yanı!” her biri “Bektaş” demek, aç gözü! (723)

Aynıdır “Âlî oğlu şehîd İmâm Hüseyin!” (723)
Ona “ilk ve son kurban Hazret-i Îsâ” deyin! (723)

“İki binli yılların yeni yorumcusu”dur! (723)
“Kitab ilmi yanında!”, “Cafer Sâdık!” burada dur! (723)

“Meryem’in oğlu ÎSÂ Mesîh!”, “sırrı Kur’ân’ın!” (642)
“Değişmez yüz” denilir, kalbde görüp uyanın! (642)

“MUHAMMED’e teslim ol!”, “Rahmân halifem” desin! (1753)
“Sendeki Îsâ çıksın” ve değişsin adresin! (1753)

“Her kitaplı son anda Îsâ’ya îmân eder!”
İçinden “bir genç” çıkar, ona “Ben Îsâ’yım!” der!

M. H. Uluğ Kızılkeçili
İzmir – 07.08.2000

(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)

PARANTEZ İÇİ İFADELER – EBCED EŞLEŞTİRME LİSTESİ

(1160)

· “Toprak Babası ismi yorumu”

· “Îsâ sözü”

(1159)

· “Benzetme âyetinin sırrı”

(748)

· “Meryem oğlu ÎSÂ el-Mesîh’tir onun adı”

(345)

· “Toprağın Babası’na secde”

· “O taş”

· “Onun cismidir”

(755)

· “Îsâ’nın kutlu sırrı”

· “Toprak Babası Âlî”

· “Rab’la ahid”

· “ALLAH’ın fıtratı”

· “Özün hâli”

(1026)

· “Îsâ’ya benzetilme”

· “İşte bu ezelî dîn”

· “Kalk borusu üflenir”

(343)

· “Meryem oğlu”

· “Dîn günü mâliki”

· “İmâm Âlî doğrulur”

· “İmâm Âlî’nin sende dinelmesidir HAK dîn”

· “Er-Rahmân’ın yüzü”

(344)

· “ÎSÂ el-Mesîh Âdem”

· “O’dur insanlara Rab”

· “Hacerü’l-Esved”

(606)

· “ALLAH’ın sekînesi”

· “Âlî’nin sesi”

· “Kıyâmet günüdür o”

· “Ölmez yüz”

(879)

· “ÎSÂ el-Mesîh’in asılması yorumu”

· “Rabb’in emriyle çıkan rûh”

(1172)

· “Meryem oğlu ÎSÂ el-Mesîh’in katli”

· “Selâm sözüne eşit”

(1956)

· “Âlî’nin kalbe inmesi”

· “Güneş’le Ay”

(329)

· “YAHYA”

· “Er-Rahmân”

(507)

· “Ölmeden önce ölmek”

· “Vaftiz”

· “Meryem oğlu Îsâ’nın yüzü”

(661)

· “Meryem oğluna benzer”

· “İlyas ismi yorumu”

· “Hikmet O”

(1558)

· “Bıyığı terlemiş genç”

· “Hazret-i Îsâ”

· “ALLAH’ın boyası”

(803)

· “Rabb’in kalbe inişi”

· “Mesîh’le vaftiz”

(723)

· “Tertemiz şarab”

· “Kâbe”

· “Rabb’inin sonsuz yüzü”

· “Doğu yanı”

· “Bektaş”

· “Âlî oğlu şehîd İmâm Hüseyin”

· “İlk ve son kurban Hazret-i Îsâ”

· “İki binli yılların yeni yorumcusu”

· “Kitab ilmi yanında”

· “Cafer Sâdık”

(642)

· “Meryem’in oğlu ÎSÂ Mesîh”

· “Sırrı Kur’ân’ın”

· “Değişmez yüz”

(1753)

· “MUHAMMED’e teslim ol”

· “Rahmân halifem”

· “Sendeki Îsâ çıksın”

DİPNOTLAR

(Dinler Tarihi – Tefsir – Tasavvuf – Ebced Perspektifi)

• “Îsâ ne asıldı, ne de katledildi” ifadesi

Metindeki vurgu, Kur’ân Nisa 4:157-158 ayetlerinin klasik yorumuna dayanır. Taberî, Râzî ve İbn Kesîr gibi müfessirler “şubbihe lehüm” ibaresini farklı şekillerde yorumlamış; bazıları fiziksel benzetme, bazıları ise olayın ilâhî hikmete bağlı sembolik bir görünüş olduğunu savunmuştur. Modern akademik literatürde ise bu ayetler, erken Hristiyan doktrinleriyle polemik bağlamında ele alınır.

• “Îsâ’nın akan kanı üstüne kuruldu din”

Bu ifade, Hristiyan teolojisindeki atonement (kefaret) öğretisine göndermedir. Pavlus mektuplarında (özellikle Romalılar ve İbraniler literatürü) Mesih’in kurban oluşu merkezi bir doktrin olarak görülür. Ancak tarihsel araştırmalar, erken dönem Hristiyanlığında kurban anlayışının farklı yorumları bulunduğunu ortaya koyar.

• “Benzetildi” ve teşbih kavramı

Kur’ân’daki teşbih tartışmaları, yalnızca İsa’nın çarmıh meselesiyle değil, aynı zamanda ilâhî sıfatların anlaşılmasıyla da ilişkilidir. Kelâm geleneğinde teşbih-tenzih dengesi, özellikle Mâtürîdî ve Eş’arî ekollerinde önemli bir tartışma alanıdır. Şiirde teşbih kavramı hem teolojik hem mistik anlamda kullanılmıştır.

• “Meryem oğlu Îsâ el-Mesîh” ifadesi

Kur’ân’da Îsâ’nın en sık geçen tanımlamalarından biri “Meryem oğlu”dur. Bu ifade, hem ilâhî soy iddialarına karşı bir vurgu hem de peygamberlik kimliğini öne çıkaran bir dil olarak yorumlanır. Akademik çalışmalarda bu kullanımın, geç antik çağdaki Hristolojik tartışmalarla ilişkili olduğu düşünülür.

• “Îsâ el-Mesîh Âdem” paralelliği

Kur’ân Âl-i İmrân 59’da “Îsâ’nın durumu Âdem’in durumu gibidir” ifadesi bulunur. Müfessirler bu benzerliği yaratılış mucizesi üzerinden yorumlar. Tasavvufî gelenekte ise Âdem ve Mesih, “insan-ı kâmil” arketipinin iki farklı sembolü olarak ele alınır.

• “Hacerü’l-Esved” ve kozmik merkez sembolizmi

İslam geleneğinde Hacerü’l-Esved’in gökten indirildiği yönündeki rivayetler bulunur. Tasavvufî yorumlarda taş, insan kalbi veya ilâhî ahdin sembolü olarak görülür. Modern akademik araştırmalar, bu tür sembollerin İslam öncesi Arap ritüelleriyle bağlantılarını da inceler.

• “Sekîne” kavramı

Kur’ân’da sekîne, ilâhî huzur ve güven anlamına gelir. Yahudi geleneğindeki “Shekhinah” kavramıyla karşılaştırmalı çalışmalar yapılmıştır. Tasavvuf literatüründe sekîne, kalbe inen ilâhî nur olarak yorumlanır.

• “Vaftiz” ve “ölmeden önce ölmek”

Metin, Hristiyan vaftiz ritüelini tasavvufî fanâ öğretisiyle eşleştirir. Vaftiz, Hristiyanlıkta eski benliğin ölümü ve yeni hayatın başlangıcıdır. Tasavvufta ise “ölmeden önce ölmek”, nefsin arınmasını ifade eder. Akademik açıdan bu eşleme, dinlerarası mistik paralellik örneği sayılır.

• “Yahya” ve vaftiz sembolizmi

Yahya (John the Baptist), Hristiyan kaynaklarında Mesih’in gelişine hazırlık yapan figürdür. İslam’da ise peygamber olarak anılır. Metindeki Yahya-Mesih ilişkisi, İncil’deki vaftiz anlatılarına mistik bir yorum katmaktadır.

• “İlyas”, “Cafer Sâdık” ve irşad zinciri

Şiirde farklı tarihsel figürlerin aynı sembolik çizgide verilmesi, tasavvufî silsile anlayışını yansıtır. Akademik açıdan bu, tarihsel biyografiden çok metafizik süreklilik fikrini temsil eder.

• “ALLAH’ın boyası” (sibgatullah)

Bakara 138’de geçen “sibgatullah” ifadesi, bazı müfessirlerce iman rengi olarak yorumlanır. Hristiyan vaftiziyle sembolik paralellik kuran yorumlar, erken dönem tefsirlerde de yer alır.

• “Güneş ve Ay birleşmesi”

İslam kozmolojisinde güneş ve ay bazen zahir-batın veya akıl-kalp sembolleri olarak yorumlanır. Hermetik ve sufi metinlerde bu birleşme, ruhsal tamamlanmayı ifade eder.

• “MUHAMMED’e teslim ol” ve nihai peygamberlik vurgusu

Metnin sonunda yer alan teslimiyet teması, İslam’daki “hatm-i nübüvvet” öğretisiyle ilişkilidir. Akademik çalışmalar, İslam’daki peygamberlik anlayışının hem Yahudi hem Hristiyan peygamberlik geleneğini yeniden yorumladığını vurgular.

Kur’ân’da İsa Kıssası

Meryem, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekildiğinde Allah ona ruhundan bir elçi gönderdi. O, kusursuz bir insan suretinde göründü. Meryem korkunca elçi, tertemiz bir oğul müjdelemek için gönderildiğini söyledi. Meryem, kendisine hiçbir insan dokunmamışken nasıl çocuğu olacağını sordu; elçi bunun Allah için kolay olduğunu ve bunun insanlar için bir işaret olacağını bildirdi.

Meryem çocuğu taşıdı ve uzak bir yere çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti; üzüntüye kapıldığında Allah tarafından teselli edildi, altından bir su akıtıldığı ve hurma dalını silkelemesi söylendi. Doğumdan sonra kavmine bebeğiyle geldiğinde insanlar onu suçladılar. Meryem konuşmadı; işaret etti. Bunun üzerine beşikteki çocuk konuştu ve şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı; yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti. Anneme saygılı kıldı; beni zorba yapmadı.”

İsa büyüdüğünde Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretti. O, İsrailoğullarına gönderilmiş bir elçi olarak geldi ve Allah’ın izniyle mucizeler gösterdi: Çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üflediğinde Allah’ın izniyle canlı oldu; doğuştan körleri ve alacalı hastaları iyileştirdi; Allah’ın izniyle ölüleri diriltti ve insanların evlerinde ne sakladıklarını haber verdi. Bütün bunların Allah’tan bir delil olduğunu söyledi.

İsa, kavmine yalnız Allah’a kulluk etmelerini öğütledi: “Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah’tır; O’na kulluk edin.” Fakat İsrailoğullarından bir kısmı inkâr etti. İsa, kendisine yardım edecek olanları sorduğunda havâriler, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız; Allah’a iman ettik,” dediler.

İnkârcılar ona tuzak kurmak istediler; fakat Allah onların planlarını boşa çıkardı. İsa’ya karşı düşmanlık arttığında Allah onu katına yükselteceğini, onu inkâr edenlerden arındıracağını bildirdi. İnsanlar onu öldürdüklerini sandılar; hâlbuki onu ne öldürdüler ne de astılar, fakat onlara benzetildi. Allah onu kendi katına yükseltti.

İsa’nın annesi Meryem ve kendisi insanlar için bir işaret kılındı. İsa hiçbir zaman kendisine veya annesine ilâhlık verilmesini istemedi; o, Allah’ın kulu ve elçisiydi. İnsanlara, kendisinden sonra gelecek bir elçiyi müjdeledi.

Allah katında İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Allah onu “Ol!” emriyle yaratmıştır. O, ne Allah’ın oğludur ne de ilâhî bir ortak. Gerçek olan, insanların yalnız Allah’a yönelmesi ve peygamberler arasında ayrım yapmamasıdır.

İsa’ya verilen İncil, önceki vahiyleri doğrulayan bir rehberdi. Onun yoluna uyanlara merhamet ve şefkat konuldu; fakat zamanla insanlar din konusunda aşırılığa gittiler. Kur’ân, Kitap Ehli’ni aşırıya kaçmamaya çağırır ve Allah’ın tek olduğunu bildirir.

Sonunda Allah kıyamet gününde İsa’ya soracaktır: “Sen mi insanlara beni ve annemi Allah’tan başka ilâh edinin dedin?” İsa ise, böyle bir şey söylemesinin mümkün olmadığını, yalnızca kendisine emredileni tebliğ ettiğini söyleyecektir. O gün hüküm yalnız Allah’a aittir.