ASR-I SAÂDET
‘“HAKK’ın seçkin ırk!”’ Diye övdüğü Yahûdiler, Kast sistemine âsî! Hindistan göçmenidir!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“ASR-I SAÂDET”
Ey Hoca! Tüm şeytanlar safta birleşik iken!
RESÛL’ün devri! Her tür fesada eşik iken!
‘Asr-ı saâdet’ diye, hep översin o asrı!
Fitnenin uyuduğu, kanlı bir beşik iken!
Sezar’ı, evlâtlığı hançerledi! Bu âdet!
Kardeşlerini, boğan padişahları yâd et!
Tüm hâin dostlarının kimliğini bilerek,
Dertli can verdi RESÛL! Bu mu ‘Asr-ı saâdet?’
RESÛL’ün dört can dostu, cihar-ı yâr-i güzîn;
‘Dört halîfe’ derken! Halkı saptırmak garezin!
HAK sâde ‘“ÂLÎ, FÂTMA, HASAN, HÜSEYİN’i!
Abâ altına almak için vermişken izin!”’
‘“Her ümmetin RAHMÂN’a vardır yol göstereni!”’
Diyen ALLAH! Gönderdi en ulu HAKERENİ!
‘“Unvanı toprak”’ deyip ‘“Şeytan”’ca ret ettiler!
Toprağın babasıyken! Yöneten tüm evreni!
İçilmişken! ‘“ÂLÎ ve HAKK’a bağlılık andı!”’
‘Canlı Kur’an’ yerine! Cansızlar Şah atandı!
‘“Âdem’e secde etmem!”’ Âyeti belli oldu!
‘Çıkan fesattan’ şeytan sevindi! HAK utandı!
HAK, ‘ÂLÎ’yi halife atayın’ dedi diye!
Parolaları oldu: önce, EHLİBEYTİ, ye!
Aç bırakılan FÂTMA! Akciğerini kustu!
Gasb edilen mîrâsı, Hayberdendi hediye!
Ayşe anan ! RESÛL’ü gömdürdü bak evine !
Uydurduğu hadîsten ! Herhâlde çok sevine !
Gömdürmedi FÂTMA’yı babasının yanına !
Bu derece kıskançlık ! Yerin dibine ine !
O FÂTMA ki! Cebrâil, ÂLÎ’ye nikâhladı!
O FÂTMA ki! Meryem’e eşit! Betûl’dür adı!
Ayağa kalkar idi! Ona babası bile!
O FÂTMA ki! HASAN’la HÜSEYİN’di evlâdı!
ÂLÎ’ye kıymak için! Yine o seve seve,
Başkomutanlık yaptı! Altında süslü deve!
Binlerce insân öldü! Öldüremediği Zât,
Esir alıp ‘Ana’ yı! Soktu çıktığı eve!
ÂLÎ, Şah olana dek! Çürümüştü cemiyet!
Aynen bugünkü gibi! Köşe dönmekti niyet!
Köşe kapmaca! Buldu nihayet lâyık lider!
Muaviye baş oldu! Ağır ödendi diyet!
Av av! Yâni ‘hav hav’dır! Muaviye hecesi!
‘“Dili dışarı sarkan köpek!”’ Geberecesi!
ÂLÎ’nin şahâdete erdiğini duyunca,
Sevinip dedi:‘Bugün bence kadîr gecesi!’
Yirmi yedi Ramazan günü! Çekti ziyâfet!
‘“Fesatçıya mı arzda sen verirsin hilâfet!”’
Suçlaması İblîsin hayretle yorumlandı!
İblîs halîfe oldu! Ne tebdili kıyafet!
Kur’an der ki:‘“Bir zâlim olduğu vakit vâli,
Her kültürü yok eder!”’ Karartır istikbâli!
Hırsını yaptı! Kur’an yerine anayasa!
Bunda var! Bekir! Ömer! Osman’ın! Çok vebâli!
O her şeyi bilene! Sen iftira edersin!
‘Üçüne sağken, cennet HAK müjdeledi!’ dersin!
‘“Âdem! Cennete girmiş iken bile kovuldu!”’
‘“Andı!”’ Bozarsan İblîs! Eğer bozmazsan! ‘“Ersin!”’
Bu nedenle ALLAH der: ‘“Sınanır îmânınız!”’
Bir sırat köprüsünden! Geçiştir her anınız!
Tavus! Horoz! Karga! Kaz! Dört kuşu kesmek gerek!
Taht! Şehvet! Ömür! Yemek! Hırsı yapar kanınız!
‘Hav hav!’ Yapay düzeni yıkıp kurdu saltanat!
Dîn alıp satanlara ilk o gerdi kol kanat!
Ekledi birçok Câmi! RESÛL’ün mescidine!
Halkı, HAK’la uyutup soymayı etti sanat!
Dîn! Siyâset aracı olup yolundan saptı!
Kimi Sünnî! Mızrakta Kur’an-ı bayrak yaptı!
Kimi Alevî yobaz da! Aşağı kalmayıp,
HAK aynası ÂLÎ’ye! ALLAH diyerek taptı!
Geberirken! Piçini, av av bak etti belâ:
Yezîd mahcûp etmedi onu! Çıktı Kerbelâ!
HÜSEYİN’in başını kesince! Aptes aldı,
İmâmlık etmek için verildiğinde selâ!
‘“Sen kan dökenleri mi yapacaksın bir imâm!”’
Sorusu aydınlandı iblîs’in! Yok istifham!
İsyandan korkan mel’un için! Tüm sarıklılar,
Düzdü hadîs ve yorum! Bahşişten alıp ilham!
Dediler: ‘HÜSEYİN’e şehit olmakmış kader!’
‘“HAK, kimsenin eceli bir saniye şaşmaz”’ der!
‘On muharrem, aşure günü demek! Çünkü NÛH,
Bugün gemiden çıktı! Bayramda olmaz keder!’
‘İsmail için gökten yüce bir kurbân indi!’
‘Şimdi anlaşıldı, o Hazret-i HÜSEYİN’di!’
‘Yas tutmak günâh olur, bak kutsal Kâbe bile,
Kerbelâ şerefine, siyah örtü giyindi!’
Ürettiler bu çeşit! Bir sürü kutsal yalan!
Kanmadı hiçbirine, ‘“And”’ına bağlı kalan!
Nasıl kansın? Asâdan çıkan o dev yılanla,
Bir olur mu! Firavun denen zehirli yılan!
“Sâlih’in dişi olan devesini, der AHMED,
Öldüreni affetmez ALLAH! Kopsa kıyâmet!”
Bu deve! ‘her Nebî ve HAK DOST’un temiz özü!’
Yâni sicili bozuk ümmetlere! Yok rahmet!
Kader! ‘Mikdâr’ demektir! ALLAH değildir zâlim!
‘Ölçüyü’ bilir! Zorla kabûl ettirmez âlim!
Bak! Kusur işleyince, hemen kızarıp yüzün,
Der: ‘Yarın öbür yüzle, ne olur benim hâlim!’
Siyah Kâbe örtüsü! Bil ki Kadîr gecesi!
Yüz sürdüğün siyah taş da! Onun bilmecesi!
Cennette beyaz imiş! Yere düşmeden önce!
Âdem Babamız gibi! Yâni ‘“Rûh”’ güvencesi!
Yerde bir sürü varken! ‘“Gökten koç indi!”’ Niçin?
Rûh, vücûda inince! Boğazlandığı için!
Ölmedi o! Yatıyor mağaradaki gibi!
Ayağa kaldır onu! Vicdânla iyi geçin!
Tohum! Rahimde ‘Nûh’un gemisi’ gibi yüzer!
Tüm hayvânsal hırslarla! Yüklü olarak gezer!
Demir atıp! ‘“Kırkıncı gün”’ batmaktan kurtulur!
Dokuz ay ‘“Onuncu gün!”’ Arza ayak basar er!
Ölüye! ‘Kırkıncı gün’ mevlit okunur! Niçin?
MUHAMMED gibi tekrâr! Arza doğması için!
HAK! RESÛL’e bile der:‘“Bana güzel bir giriş
Ve çıkış ver diyerek duâ et için için !”’
Kerbelânın öcünü ! Türk Ebu Müslim aldı !
İki mel’unun adı ! Türk’e hep tabu kaldı !
Ebû Müslim’in ÂLÎ soyundan atadığı,
İlk onu şehit etti ! Yâni o da çakaldı !
Demek, asalet rûhtur ! Soy sop ise cesettir !
Ceset ! Kemik çengele asılmış kokmuş ettir !
Soy sop ile övünme! Sedef, tek inci yapar!
Meryem’i bulamazsan! Kendini hadım ettir!
RÛH bir nefes! Can ise yumurta ve menîdir!
Âdem: ne Türk! Ne Arap! Ne Rus! Ne Ermenidir!
‘“HAKK’ın seçkin ırk!”’ Diye övdüğü Yahûdiler,
Kast sistemine âsî! Hindistan göçmenidir!
Afrika bile geldi! Ganimetçilere dar!
Cihâd ordusu gitti! Tâ İspanyaya kadar!
‘Kâfirleri Müslüman yapmak terânesiyle!’
Hazîneyi altınla doldurdu her iktidar!
Sonra cihâd! Arap’tan Türk’ün eline geçti!
Her padişah! ‘HAK dedi’ ‘beni halîfe seçti!’
ALLAH’ın kullarını! Kul etti kendisine!
Anadolu’nun kanı ile terini içti!
Anadolu’da çıktı! Gerçek ulu sultanlar!
Dünyâ ve Ahirete! Hükmeden komutanlar!
HACI BEKTAŞ! FAZLULLAH! MEVLÂNÂ! ATATÜRK! Ve ....
Gizli kimliklerini! Kâlb gözü açık anlar!
İslâm’a karşı Papa! Çaldı cihâd çanını!
Körükledi! Kâfirin aptal heyecânını!
Haçlılar yenilince! Kurdu Engizisyonu,
Haraç verenler bile! Zor kurtardı canını!
Baba! Oğul! Kutsal Rûh! Alevden sacayaktı!
Şeytan girmiş diyerek! Nice mâsûmu yaktı!
Yaktığının içinden! Papa kendisi çıktı!
Bu simsiyah marsığın! Sâde takkesi aktı!
Bu süreçte! İnsânın mayası parçalandı!
Unuttu! Ezelde o HAKK’a verdiği andı!
‘“RABB’iniz değil miyim?”’sorusuna, hep ‘“Evet”’
Demişti herkes ama! Çoğunun ki yalandı!
Âyet der:‘“Rûhtan size pek az bilgi verildi!”’
Çünkü! Halkın çok azı özüne duyar ilgi!
Bu yüzden! Yeminine bağlı kurtulmuş insân,
Yetmiş üçte bir kadar! Kalanı, siler silgi!
‘“Bölük pörçük olmayın”’ der iken Kur’anda RAB,
Mezheb ve tarîkatla! Ettiler dîni harab!
Her Baba! Dede ve şeyh! Sor bak RESÛL’e çıkar!
Ya bunlar Türk değildir! Ya da Peygamber Arab!
İki keçisi olsa! Birini dede alır!
Sonunda! Alevî’nin belinde ipi kalır!
Şeyh veya hoca ise! Ya kutubdur ya Mehdî!
Bu zâtlar semirdikçe! Dîne güven azalır!
HAK’la kul arasında! Yokken dînde aracı!
Papaz ! İmâm sınıfı! Toplar halktan haracı!
‘“ALLAH şah damarından yakınım sana”’derken!
Hâlâ kendi dışında! Kıble seçmen ne acı!
‘“Konuşlandırılmıştır! HAK yol üstünde şeytan!”’
Takîyye yapar yâni İblîs denen militan!
Kâh dîn adamı olur o! Kâh devlet adamı!
‘Vatan elden gidiyor’ der! Elden gider vatan!
RESÛL’e ‘“Kitabını oku”’ dendi! İbret al!
Kendi özünü bilmek! Ermek için tek kural!
Cihâd yap! Yâni bencil her sesi sustur! Sonra,
Vicdândan sesleneni görüp mülke ol kral!
Ey şeyhülislâm olup dîni elinde tutan!
‘Kardeş katli kur’an’a uygun’ dedin be utan!
Nizâmı âlem için! Öz kardeşine kıyan!
Olur mu hadîsteki hiç mübârek komutan!
HAKK’a ortak simgesi demek! Konstantiniye!
ALLAH oğlu Îsâ’ya! Tapılmaktadır diye!
Kim ki gerçek birlikle! Zapt eder yanlış dini,
HAK kutsallık vasfını! Ona eder hediye!
Gerçek tevhîd! O senin fıtratındaki dîndir!
Saklı rûhunu çıkar! Ortak koşmayı dindir!
Kâbe de MUHAMMED’in yaptığı gibi, sen de!
İçinde ve dışında! Her putu kırıp indir!
O vakit Mehdî çıkmış gibi! Bir olur beşer!
Herkes özünü bulup hayıra dönüşür şer!
‘“Ol”’ diyenin dediği! Hemence oluverir!
Rûhlar olur komutan! Ve canlar mübârek er!
Kalmaz sen ve ben farkı! Kalkar bütün ihtilâf!
Ne doğum var ! Ne ölüm! Çünkü Arz ve ten şeffaf!
Vâris olunup yiten cennete! Yâni Arza!
Onu yoğunlaştıran Âdem’i! HAK eder af!
‘ASR-I SAÂDET başlar!’ Bitip felâket demi!
‘“ERRAHMÂN Arşa inip”’ kucaklar! Son Âdem’i!
O çağ ilerde değil! Şimdi de bil mevcûddur!
Zaman ile mekânın dışına çık sen emi!
Uluğ! Dîn tarihine çıplak bir mesaj verdi!
Tabuları yıkmanın üst noktasına erdi!
Evrensel bütünlüğü! Tekrâr kurmak amacı!
HAK, İblîsi bölücü değilken! Çok severdi!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 1996