HAKEREN

Mâdensel ve bitkisel, hayvânsal ve düşünsel! Dört katman var bedende! Şeffaf ama maddesel!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“HAKEREN”

1) ŞERÎAT

Alt dörtlük ve üst üçüz! İşte bu! Her birimiz!

Dört duvarlı Kâbe! Ve üçgen kara taş remiz!

Mâdensel ve bitkisel, hayvânsal ve düşünsel!

Dört katman var bedende! Şeffaf ama maddesel!

Toprak,su,hava,ateş! Dokusudur bunların!

Önce aptes al! Yâni bu dört unsurdan arın!

‘Karbon! Oksijen! Azot! Hidrojen!’ Der kimyacı!

‘“Dört cennet ırmağı”’na çevir de! Çekme acı!

Zîrâ şeffaf olsa da madde, HAKK’a çıkamaz!

Maddeden soyunmadan kılınamaz bir namaz!

Dört katmanın üstünde vardır ‘Üçüz’ olan NÛR!

Yâni RÛH, RAHÎM, RAHMÂN! Eren buna soyunur!

Cinlerde var yalnız dört şeffaf katmandan biri!

Üçüzden hiç biri yok! Yâni bilmez tekbiri!

Sonunda iyileri, ‘“İfrit”’ katına çıkar!

Kötüleri de ‘“İblîs !”’Âdem’i eder inkâr!

Dört katman arasında yoksa bağlantı,uyum!

Olunur deli ! Manyak! İdiyot! Veya medyum!

Câhildir! ‘Rûh hastası’ derse bunlara hekim!

‘Hasta olmaz üst üçüz,çünkü HAK’ der hakîm!

Büyücü,dört katmanla fizik bedenden çıkar!

Rûhu yoktur! Âdemi ettiği için inkâr!

Atmosferde dolaşır cinlere âit yerde!

‘“Yüce Meclis”’kilidi üçüze sâhib erde!

‘“Arşa çıkmak isterse,taşlanır bir cin gibi!”’

Rûha mâlik olmayan,olmaz ‘“Mülkün sâhibi!”’

2) TARÎKAT

‘Rûhla beraber çıkmak’ sırrı,‘“Yasak ağaç”’tır!

Çünkü dörtlük bağımsız yönetmek için açtır!

Bu sır ‘Ölmeden önce ölünmeden’ verilmez!

Erene rastlanmadan bu âlemde erilmez!

Toprak,su,hava,ateş! Bu dört sınavı veren,

Üç gün, transa konur! Kalkınca olur eren!

Ayağa kaldırılır her hırsı dört unsurun!

Canavar gibi çıkar karşına her kusurun!

Eğer bu işkenceden delirmeden çıkarsan!

Dört günde olursun sen ermeye aday insân!

‘“Hızır sağlam sandalı kurtardı! Delmek ile!”’

‘“İyisi için kesti! Kötü çocuğu bile!”’

‘“Başı kesilen çocuk”’ ve ‘“Delinen o sandal!”’

Arıtılan dört katman şeffaf beden! İbret al!

‘“Kafası kesilince dirilen dört kuş budur!”’

Evcilleştir! Islık çal! Gelmez ise,uzak dur!

Karbon,oksijen,azot,Hidrojen! Dördünü al!

Bu nükleer bombayı, yap nükleer santral!

Karbon kömür! Oksijen, hidrojen yakar onu!

Alt dörtlükte kalanın yâni cehennem sonu!

Bu ‘4’ günden çekildi kopya! ‘40’ günlük çile!

Dünyâ doldu birçok dîn ve tarîkatlar ile!

Adayın kalbi ‘Üç gün’ durdurulur! Ne onur!

Dört katman, Cehenneme, üçüz, Cennete konur!

Üçüz nûrda yıkanır! Dörtlük ateşte pişer!

‘“HAK gelib batıl gider!”’ Hayıra dönüşür şer!

Görür hem geldiği, hem gideceği âlemi!

Gördükleri ona der ‘Bize teslim ol! Emi!’

Eren hep yanındadır! Gelmesin diye sonu!

Nûr vücûdu içinde,cinlerden korur onu!

Dönünce, Eren ona bir ‘kıvılcım’ nakleder!

Ağacın aşılandı! ‘Sen meyveyi büyüt der!’

‘Kıvılcım’ girer girmez! Beşik yapar ‘“Fuad”’ı! (x)

Hep sır söyler! ‘“Beşikte konuşan MESÎH”’ adı!

Ne zamanki titreşim en üst sınıra erer!

Arz’ın merkezindeki ‘Çıktığı Zât’a’ girer!

Teslim olur ‘“O Zâta!”’ O ‘“RABB’i her âlemin!”’

Onun içine giren olur ‘MUHAMMED EMİN!’

3) MÂRİFET

RAB’den çıkınca olur O ‘“RAHÎM olan RAHMÂN!”’

YEHOVA ELOHİM O! İki cinsli diye an!

Eşine yaklaşamaz! Soy üretmek dışında!

Aşk yaparken bulunur üçüz olan ışında!

Teslim almıştır onu uzayda artık ‘“BİZLER!”’

‘“ÂLİN”’ denen YÜCELER her yaptığını izler!

Andını bozduğu an, kâlbi ebedî durur!

Bir kara büyücünün göğsü içinde vurur!

‘“Gökler ve yer durdukça içinde olur hapis!”’

‘“Temizler temiz ile buluşur!”’ ‘“Pis ile pis!”’

‘“Kâfire ödün versen ey MUHAMMED, muhakkak,

Kâlbinin damarını koparırım”’ diyor HAK!

‘“Doğmalar ve ölmeler acısını tatarsın!”’

‘Dörtlüğün kopar!’ ‘Üçüz ile bende yatarsın!’

‘“Yasalarım değişmez!”’ ‘Ben yasayım!’ ‘Sen RESÛL!’

‘“Şefâat bile yasak izinsiz!”’ ‘Budur usûl!’

Eren, her an bedenden çıkar ve dönebilir!

Uygulanacak emri, döndüğü vakit bilir!

Gezen Rûhu, uyuyan tüm insânları tarar!

Hep uyandırılmaya aday canları arar!

Adaya o, şeffaf bir giysiyle belirir!

Sakinleştirilmese onu gören delirir!

Bazen onun içinde oturup ‘Hazret’ olur!

Ona mesaj yazdırır! Ama birisi solur!

Çünkü RÛH soluk almaz! ‘“Sekîne”’dir yediği!

Hani ‘“HAKK’ın ilk günde halk olan ‘“Nûr”’ dediği!

Anne karnından geçmez Rûh! Can doğarken! Niçin?

Kaybedilecek vakti hiç olmadığı için!

‘“Rûh üflenmeden ALLAH tapın demez Âdem’e!”’

Gel de doğanlara ‘sırf canlı bir toprak’ deme!

İçine tam girdiği zât olur ‘RÛH’un evi!’

Ölünce yoğunlaşıp yapar ‘Hızır’ görevi!

Bütün âlem olmuştur kendisi için bir ev!

Beden içinde cüce! Beden dışında bir ‘Dev!’

İsterse O,‘“Süleyman gibi cine hükmeder!”’

‘Bana kâinat kadar tapınak inşâet’ der!

İster ise üçüzü bebeğe bile girer!

‘“Beşikte konuşturur!”’ Halkın aklı zor erer!

4) HAKÎKAT

Dörtlük arınmasına‘“Suyla vaftiz der YAHYA!”’

Nûr banyosunda insân üçüzle olur ihyâ!

RESÛL der:“Yunus yaptı balık karnında miraç,

Benimkinden aşağı değildir!” Gözünü aç!

Üst üç Mesîh’in! Alt dört,bil Îsâ’nın annesi!

‘“Mesîh Meryem’e sordu, sen kimsin! Neyin nesi?”’

Rûh alkol gibi! Ve ten rahim suyu ürünü!

‘Üst üçüz’ ve ‘alt dörtlük’ bilin! İnsân türünü!

‘“Îsâ’dan ilk mûcize,şarap yapmaktır suyu!”’

Çiftleşme ürününü yapmak bu! Tanrı soyu!

Arınmış dörtlük ÎSÂ! Bağlanmış üçüz MESÎH!

Her ikisi ilk Âdem! Kur’anda ismi ‘“RÂSİH!”’

İncil ise bu zâta ‘“ALLAH’ın tek oğlu”’ der!

Bu sembolik âyeti sömürür aziz peder!

Birer yansıması var üçüzün dört katmanda!

Herkül on iki devle savaştı ayni anda!

Alt dörtlük ‘Dalilâdır!’ Üst üçüz ise ‘Samson!’

Işının olan saçı, ona kestirme en son!

O vakit kör gözünle çevirtirler değirmen!

Saçın büyüyene dek ‘öz güçten’ olursun men!

İnek kutsal! Burnu hep ıslak! Meme dört kanal!

Dokuz ayda doğurur! Alt dörtlük bu! Sen ders al!

‘“Îsâ, kırk altı günde yaptığınız mâbedi,

Yıkıp üç gün içinde inşâ ederim dedi!”’

Kromozom ‘kırk altı çift’ bakın! İlk hücrede!

Bu, dört katmanı yapar! Üflenene üçüz de!

Kırk altı artı üç ve bir ALLAH elli eder!

ALLAH, ‘“Elli bin yılda, Rûh bana ulaşır”’der!

‘“Hızır’ın karşısında Mûsâ hayretle doldu!”'

VELÎ ve NEBÎ farkı burada belli oldu!

‘“Kitab ilmine sâhib biri”’ erenin ismi!

Her Nebînin üçüzü ‘VELÎ!’ Dörtlüğü cismi!

Dörtlüğü, MÛSÂ! Rûhu, ÎSÂ! RAHÎM’i, AHMET!

RAHMÂN’ı ise, ÂLÎ açıklar! Hepsi ‘“RAHMET!”’

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

İZMİR-10 NİSAN 1998