YUSUF

‘Yusuf sûre değildir!’ Demişti Ömer! Niçin? ‘Bir yatak hikâyesi’ onu sandığı için!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“YUSUF”

‘Yusuf sûre değildir!’ Demişti Ömer! Niçin?

‘Bir yatak hikâyesi’ onu sandığı için!

ÂLÎ dedi: “Kur’anda yok sûre ondan derin!”

Cehline bakın! Onun yerini çalan erin!

‘Doğruyu fark edermiş!’ Ömer’in ‘Faruk’ sanı!

Doğru buysa! Yanlıştan HAK korusun insânı!

‘Yusuf’un sırrını’ siz şimdi benden dinleyin!

‘Kimler eline kalmış İslâm’ diye inleyin!

‘Yüzünü açıp güzel olarak çıkmış ALLAH!

Sonra âşık gözünden ona bakıp! Çekmiş âh!

Birinin adı Leylâ! Diğerinin ki Mecnûn!

Yâni ‘“Hûri ve oğlan!”’ Veyâhut ‘“KAF ile NÛN!”’

‘“Secde edilen YUSUF”’ güzelin öbür adı!

‘“Onu gören her kadın parmağını doğradı!”’

Sevgi kalbde duyulur! Aşktan anlamaz beyin!

Güzel çünkü kalbdedir! Gönlünüzden isteyin!

Yâni sende saklıdır! HAKK’ın bu güzel yüzü!

Görebilirsin onu! Arıttığında özü!

Bir bütün oluşturur! Seven sevilen ile!

Aracıya yer kalmaz! Olsa Cebrâil bile!

Çirkin de bak! Aynada yüzünü görür güzel!

Herkes kendine âşık! Böyledir yasa ezel!

Zîrâ rûhudur bakan! Rûhundan yansıyana!

ALLAH der: ‘“Rûhtan pek az nakledildi bu yana!”’

Mîrâç gecesi yatak soğumamıştı! Niye?

Güzel ile yatakta aşk sürer bir saniye!

Güzeli derisinden okşamayı artık kes!

Suya resim çizmeyi, öğrenmelidir herkes!

‘“Rahim suyunda sizi RAHMÂN çizer”’der âyet!

Kağıt, kalemde değil! Ressamdadır dirâyet!

RAHMÂN fıtrat kalemi! Boyadığı şey Rahim!

‘“RAHMÂN hep güzel resmi yapar”’ diyor İbrâhim!

Çünkü baktığı model ALLAH’ın kendisidir!

O ALLAH ki evrenin yüce efendisidir!

Bu resme secde edip! ‘“HAKK’ın rengine boyan!”’

Ayni olsun sendeki bu yan ile öbür yan!

Yoksa olursun ‘Doryan Grey’in’ portresi!

Bu canavar için der ALLAH ‘“Gebertilesi!”’

‘“Nûh geminin içinde! Suda yüzerken gemi!”’

‘“RAHMÂN Arşta! Arş suda!”’ Tûfandan kurtul emi!

‘“Her şey sudan halk oldu!”’ Sen sudan ibâretsin!

Rûh ise ‘şey’ değildir! Sanma sâdece etsin!

HAK, deniz! RAB ,‘“Çift ırmak!”’ Ten, küp! Rûh, küpteki su!

Suyu nereden içsen! Ayni formül doğrusu!

‘“O çift ırmak”’ tan murad, ‘“ERRAHMÂNİRRAHÎM”’dir!

HAK kıydı nikâhını! Şâhidi İbrâhim’dir!

Suyu denizden içen, balık gibi hep susar!

Şeytan ise, çıldırır! Âdem ise, o susar!

Şeytanla tartışan bak RAB’dır! Ne HAK! Ne Âdem!

Âdem, Rûha! Rûh, RABB’a! RAB HAKK’a! Sözcü her dem!

‘“ALLAH’ın adına”’ RAB konuşur! Edeb budur!

Güzele yaklaşırken, edeb sınırında dur!

‘Hizmet’ için yeniden doğana ‘YUSUF’ denir!

Ermek, hapse gönüllü girmek ile ödenir!

O, ‘hayât’ rüyâsını ölenin tâbir eder!

‘Yeryüzünde sen şöyle bir bedene bürün’ der!

‘“ALLAH’ın fıtratı”’na YUSUF’tur ‘“En güzel ad!”’

MUHAMMED ÂLÎ odur! Evi, kalbdeki ‘“Fuad!”’

Güzeli, güzel yazdı! Fuzûlî ve Şeyh Galip!

Sırrına ermek için, ol ‘“YUSUF”’una tâlip!’

M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

İZMİR – 12.10.1998