TÜRK’ÜN ÂMENTÜSÜ

Oruç, ‘“Ayırmak demek, ak olandan karayı!”’ ANKA, özkuş! RA, RAHMÂN! ‘MERKEZ’ bil ANKA-RA’yı!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“TÜRK’ÜN ÂMENTÜSÜ”

Kendinden başka kıble önünde etme secde!

YASİN okunsa bile, bilmeden, gelme vecde!

İslâm, teslim olmaktır şah damarda durana!

Her nefeste nabzında ‘HAK!’ ‘HAK!’ Diye vurana!

Ne Arap meddâhlığı! Ne Batı bataklığı!

Yüzü ağartır ancak! İç yüzün aklığı!

HÜSEYİN’İ aç susuz kesenden bir şey umma!

Gözü Yezîde açıp! Özü ÂLÎ’ye yumma!

Türk’ün alın terini, çarçur etme Mekke’de!

Tanrının evi sende! Ne câmi! Ne tekkede!

O “Kara taş” kararmış kâlbindir! Kalkıp yatma!

O kör nefsin dururken! Kör şeytana taş atma!

Hayvân boğazlamakla, kurbân kestin mi sandın!

HAKK’a can vermek iken, senin ezelde andın!

Yalancı şâhit olma! Görmeden taptığına!

Dikkat et! Peygamberin mirâçta yaptığına!

‘HAK adına temsilci sen ol!’ Demek Besmele!

Başka bir halîfeyle, varılmaz bu emele!

Herkesin hamurunda var, RAHMÂN’dan bir maya!

Yoğurup pişir onu! Çalış RABB’in yapmaya!

Şefâate güvenip yatarsan! Aç kalırsın!

Dilenci payı kadar, bir sadaka alırsın!

Kaptan değil de, dalgıç iner deniz dibine!

Rûhun Arşa oturmuş! Canın tıkılmış ine!

Ekranda görünen yüz, değil ekran içinde!

Gerçek T.V. dışında! Hayâl, mekân içinde!

En basit bir radyonun bile, var bir anteni!

Sen HAKK’ın radarısın! Kullan artık şu teni!

Yakala VİCDÂN denen, ucunu sarkan ipin!

Tırman kendi kendine! HAKK’a benzesin tipin!

‘“Âdem’e tapın”’ emri, verildi meleklere!

Âdem, görünen RAHMÂN! Görmeden tapan Er’e!

Tendeki canın, melek! Gökteki rûhun, Âdem!

Secde et artık HAKK’a! Şeytan değilsin mâdem!

‘Baht’ O Rûhun öteki adıdır! Er bahtına!

‘Kadrini’ bil kendinin! Otur ‘Kader’ tahtına!

Nokta kalsın yanında, âlemin boyu, eni!

Yüce ALLAH adına, yönet bütün evreni!

‘Bir’ sultana âittir! Bin bir odalı saray!

‘“YUSUF’a secde etti! Hem yıldızlar! Hem de Ay!”’

Öz bağlantı demek! Başka her dîn uydurma!

Sana koşan ‘HAK DOST’ a varana dek koş! Durma!’

Ona ‘Erince’, kalır ne beş vakit! Ne de an!

Güneş ol da! Işığı ne öv gece! Ne de an!

Ondan başka kılıkta, göremezsin RAHMÂN’ı!

Ömrün oldukça ara! Mîrâç denen bu anı!

Teslim ol sâhibine! Yap kendinle barışı!

Tövbe et! Dön aslına! Bitir artık yarışı!

Yay’ına dayanmadan, güçsüzdür en güçlü ok!

Dayan öz benliğine! Senden daha asîl yok!

Seni gözler hep rûhun! Uyarır vicdân ile!

Kendinin huzurunda, küçülme bile bile!

Âsi evlât olursan, seni kovar! ‘“O”’ ‘“Ana!”’

Bir ağacı kurursa, bir şey olmaz ormana!

Kuruyan, gübre olup, dikilir bir benzeri!

Amaç, İbrâhim yapmak, puta tapan Azer’i!

Şeytanı Müslüman yap! Can da Rûhun çağdaşı!

Zararsız hâle gelmiş mikroptan olur aşı!

HAK olmak için, önce, hakkını ver herkesin!

Sırat, hayât köprüsü! Körler geçemez, kesin!

Kul rızkına set çeken, insândaki hasettir!

Ya Güneş ol, Nûr dağıt! Ya Ay olup aksettir!

Ömür boyu oruç tut! Doyurarak açları!

Lokma tatma, bitmeden, lokmanın muhtaçları!

Oruç, ‘“Ayırmak demek, ak olandan karayı!”’

ANKA, özkuş! RA, RAHMÂN! ‘MERKEZ’ bil ANKA-RA’yı!

Pozitif ve Negatif iki kutbu ayırma!

Dişi aslan da aslan! Erkekleri kayırma!

Kutlu kişi olunmaz, tesettür veya sarıkla!

HAK katına çıkılmaz! Roket veyâ sırıkla!

Dünyâ, bir Ahret üssü! Hedef, ALLAH! Yol, Nefis!

Vücûd rampa! Rûh füze! Geri sayma, her nefes!

Son sözüm, sen seni bul! Kaybolmadan sonsuzda!

Deme! ‘Tanrı doğadır’, ‘var olunur, onsuz da!’

Doğa, koca bir ağaç! Tohumu, ermiş zâtlar!

Özsu emmeyen her dal, kurur ! Ateşe atlar!

Yanan gübreyi gör de, düşme insân açından!

Çekerler sonra seni, ‘“Alnındaki saçından!”’

HAKK’a sâdık köpek ol! Dönüşmeden bir kurda!

‘Ben’den ‘Biz’e geçip dön, cennet denen ilk yurda!

Kur’an’da, ‘“BİZ!”’ ‘“BİZ!”’ Diye konuşan Erenlerdir!

Halîfe olmak için, HAKK’a can verenlerdir!

Bencillikten ‘Üst Ben’ e geçip, olmuşlardır ‘“BİZ!”’

‘Birlik ve Beraberlik’, izlenecek en hak iz!

Her Eren, birimizin yukardaki Rûhudur!

ALLAH, tüm Erenlerin müşterek Rûhu, ‘“HÛ”’ dur!

HÛ’ya göre hükmeder Biz’ler! Yıldıza, Aya!

Kimi ‘“Rahmet”’ olarak, iner bizim Dünyâya!

ALLAH’ın sıfatı yok! Bunlar, isimleridir!

O renksizin boyası! ‘GAYB’ın resimleridir!

Silip şu ten rengini, HAKK’ın rengine boyan!

Gir Kâbe’ne! Semâ et! Kıble olsun her bir yan!

Cennet, öz bilgi demek! Senin yitik mâlındır!

Öteki tüm bilgiler, cüppeli hamalındır!

İksirini iç artık! Sor kendine ‘Ben Kimim!’

Sana öz reçeteni yazan en son hekimim!

Ezân adım Mustafa! Kendi öz Rûhum gibi!

Yani, ‘“YÜCE MECLİS”’de, seçkin bir yer sâhibi!

‘Hüzünlü’ dür mesajım halka, bu aşamada!

Çünkü birçoğu, ‘ölü’ olarak yaşamada!

Kalblere masaj yapmak! O Yüce ZÂT’a andım!

Onun için, izniyle ZÂT adını kullandım!

Tam ‘Yirmi sekiz’ kızıl yıldız, Oğlak burcudur!

O ‘Kızılkeçiliye’ ye dönüş, bir can borcudur!

M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA 19 MAYIS 1989