ADEM VE İNSAN
İnsân candır! Âdem RÛH! İç içe konmuş bakın! Beden cana! Can Rûha ceset! Unutma sakın!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“ÂDEM ve İNSÂN”
Peygamberin son sözü oldu,“Ey yüce yoldaş!”
Sen de böyle bir yoldaş çağır! Da bu yolu aş!
Tertemiz çıkan cana, Rûhu can yoldaşıdır!
Onu hortlak olmaktan koruyan tek aşıdır!
Bedenin aslı toprak! Canın ki dumansız nâr!
Rûh refâkat etmezse, can bu ateşte yanar!
‘“Cehennemin yakıtı insân ile taş!”’ Niçin?
Rûhsuz can, taş ocağı demek olduğu için!
Kudüs de çöp yakılan bir yer idi: ‘Cahinum!'
Rûhuna de‘Gel! Yoksa süprüntü olur sonum!’
Beden dünyâda çürür! Ve can Ay da can verir!
‘“İnsân şeytanı”’ şekli! Ateş olarak erir!
Yeni bir can fışkırtır Rûh! Kopan can yerine!
İster ki bu araçla, o hemen Arza ine!
Can eğer dinlemişse biraz vicdân sesini,
Rûh kopararak alır! Candan bu hissesini!
‘Bu koparmaya’ denir işte, ikinci ölüm!
Çok uzun ve zahmetli! Can ölür bölüm bölüm!
Rûhunu yitiren can, hortlak olur! Bağırma!
Cinle yüzünü saklar! Sakın ölü çağırma!
O yüzünü bir açsa, eğer canavar bir an!
Rûh çağıranlarda bil! Ne akıl kalır! Ne can!
Onda yoktur ne bilinç! Ne bellek! Ne de bilgi!
Bunları çalar! Medyum ile kurunca ilgi!
Yandıkça bil o girer, hep şekilden şekile!
Vampir gibi beslenir! Akan tâze kan ile!
Kazâ yaptırmak, savaş çıkartmaktır emeli!
Budur! Dinlerde kurban âdetinin temeli!
HAK der:‘“Ne can! Ne kanı! bana ermez kurbânın!”’
‘“Beni can ve gönülden Rûhunuzda siz anın!”’
‘Hayvânsal canın’ senin, ‘kurbân’ denen bu hayvân!
HAKK’a eren ise, canın yoldaşı! Rûh-u revân!
Uyutuldu mu hipnoz ile seansta insân,
Koruyucu çemberi rûhunun, kalkar o an!
Hortlak, omuriliğe girip beyni zapt eder!
Ve tıp, ‘Manyak! Şizofren! Veya psikopat’ der!
İlâç, şok veya duâ, etmez zerre kadar kâr!
Bir VELÎ, ancak Rûhu indirdiğinde çıkar!
Zır deli, hortlak giren! Cin tutan insân değil!
Fizik beden dört tür cin! Can ise, İblîstir bil!
Canlar dürtüler verir! İşte içgüdü budur!
Ateş püsküren cana, Rûh der:‘Sınama bu! Dur!’
İnfâz memûrlarıdır içimizdeki cinler!
Suçumuzu çektirir bize! İfrîti dinler!
Ateş,hava,su,toprak ifrîtleri emreder,
‘Önceki hayâtını ödetin her cana’ der!
Doğa işçileridir dışımızdaki cinler!
Her şeyi imâl eder!‘“Doğru yolda”’ der Dînler!
Hava cini ev taşlar! ‘Ektoplazma’ ile!
Onu kovar yanınca, sâdece güherçile!
Can, vicdânın sesine uymuş ise tamâmen,
‘“Cehennemde art arda ölmekten”’ edilir men!
Hemen Rûhun içine girip cenneti yaşar!
Orda her bir emeli, canlı eder intişar!
Önceki hayâtını görüp ‘Her şey haklı’ der!
HAKK’ı hiç suçlayamaz! Anlar ne imiş ‘kader!’
İner ‘iki bin sene’ sonra lâyık bedene!
Rûh der: ‘Bu kez ölmeden evvel ölmeyi dene!’
Tam ‘üç gün’ kâlbi durur! Dört unsurdan aklanır!
Dirildiğinde canı, ‘Rûh’ ile kundaklanır!
Ölünce, Rûh içinde görür her hayâtını!
‘Biz’ bilinciyle kovar ‘benlik’ hissiyatını!
Hemen Arza inip sâf bir bedeni borç alır!
O vücûdda, ‘âleme rahmet’ olarak kalır!
İnsân ünsiyet eden demek! O uyum sağlar!
Yâni ‘Rûh’ ile güler! Ve ‘can’ı ile ağlar!
İnsân candır! Âdem RÛH! İç içe konmuş bakın!
Beden cana! Can Rûha ceset! Unutma sakın!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
İZMİR – 21.04.1997