AHURAMAZDA’NIN MESAJI
“AHURA MAZDA’ya siz olun her an niyâzda! HAK MUHAMMED ÂLÎ’dir! Zîrâ AHURA MAZDA!”
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
"AHURAMAZDA’NIN MESAJI"
‘Zend Avesta’ ilk kutsal kitabıdır İran’ın!
‘“DÎN”’ sözcüğü kökünü bu ‘kitab’da aranın!
Zend Avesta’da HAKK’ın adı, AHURA MAZDA!
Resûlü Zerdüşt’e der:‘Özünü an namazda!
Zîrâ benimle her bir insanın özü eşit!
Kim aslını bulursa, ererek olur reşit!
Tûfan var! Penceresiz gemi yap kalbin gibi!
Kendinden ışıklı o! Zîrâ rûhun sâhibi!
Benim adım ‘Kopyasız!’ Yâni ‘Sâfi nûr’ demek!
Yere düşmemesine gölgenin, sarf et emek!
Çünkü yer rûhsuz mâdde! İblîs! Adı, Ahriman!
Bana düşman! Yok onda! Ne bir dîn! Ne de îmân!
İkimiz de ALLAH’tan çıktık! Biz öz kardeşiz!
Ben RAHMÂN ve o Şeytan! Köre acıyınız siz!
‘Altı ikiz ışın’ ım, bu âlemin mîmarı!
Bu nedenle, ‘altı gün’ sürdü! Onun îmârı!
Üç gün önce de çıktı bunlardan rûh âlemi!
‘MİTRA’ ve ‘Yirmi Sekiz İzzet’ bunlar! Sev emi!
‘“MİKÂİL”’ ile ‘“Yirmi Sekiz Nebî”’ nin özü!
Bu ‘“YÜCELER”’ nûr verdi! Sen bana açtın gözü!
‘“MİKÂİL”’ yâni MİTRA! Canın RABB-ÜL-İZZETİ!
İzzetlerden melekler çıktı! Canın Hazret-i!
‘DAENA’dır adları bu mâsûmların!’ Niçin?
Maddeyi kurtarmaya söz verdikleri için!
‘“Benim yardımcılarım”’ bunlar! Şeytana karşı!
Maddeye harp açtılar! Başta taşırlar Arşı!
Bu yüzden, Daena’nın yarısı Arza iner!
Öbür yarısı, kâlbe VİCDÂN olarak siner!
İnen can yemin eder eşine sadâkata!
Can yerleşir beyine! Eş, ‘“FUAD”’ denen kata!
Daena’dan inenin ‘Fravarti’ dir ismi!
‘Arzda cihâdı seçen’ demek! Şövalye resmi!
Maddeye yenilen can, olur insân şeytanı!
Yenene Âdem denir! Artık kendini tanı!
Kör mâdde yenildikçe, göz açıp olur şeffaf!
Şeytan Âdem’e secde eder! Benden çıkar af!
“Merhametim öfkeme böylece olur galip!”
Kurtulmak istiyorsan kurtarmaya ol tâlip!
Şeytan çok çekicidir! Sembolü tavus kuşu!
‘Yerçekimi’nden kurtul da! ‘“Çıkma dik yokuşu!”’
Kucakladığın madde! Seni kucaklar tekrar!
Bedene hapsolursun! Şeytana verip ikrâr!
“Daha rahimde kâfir kâfirdir! Mü’min mü’min!”
Bu kaderi ben yazmam! Sen alın yazına in!
Kader alın yazısı! Alnın arkası beyin!
Doğru ve yanlış için,‘onu ben yaptım’ deyin!
Rahim bedendir! Çıkan can mü’minse aklanır!
Kâfirse, kapkara bir cadı görüp saklanır!
VİCDÂN kararmaz! ‘Kara nefis’ girer araya!
‘“Güneş tutulur!”’ ‘Hayvân’ sürgüne gider Ay’a!
İnançlıysa, bir ‘“Hûri”’ görür köprü başında!
Kendine benzer! O da tamam on dört yaşında!
‘Ey ‘“Kız oğlan kız!”’ Kimsin sen?’ diye ona sorar!
‘“Eşin”’im deyince O, Daena’sını sarar!
Tekrâr sorar ‘Daha da güzelsin sen kız! Niçin?’
O der: ‘VİCDÂN sesimi hep dinlediğin için!’
Ben senin ‘Nâmûsunum!’ ‘Şerefinim!’ ‘Ahdînim!’
‘Şansınım!’ ‘İnancınım!’ Kısaca ‘“HANÎF DÎN”’im!
Beni yok edemezsin! İhânet etsen bile!
Sen kendin yok olursun! Bütün hırsların ile!
Tekrâr ‘“Bir tek can”’ olup eşle! Köprüden geçer!
Ölümden üç gün sonra cennet yurdunu seçer!
Ama ‘“Savaş”’ bitmeden, eğlenemez cennette!
‘Mehdî’ bekleyen madde, zincirliyken cinnette!
Bölünerek, yeniden Arza iner Daena!
Kuluma hizmet, bana en güzel hamd-ü senâ!
Kendisine bilinci böylece berraklaşır!
Her bütünleştikçe o, bana daha yaklaşır!
Zaferi kazanınca girer başka bir hâle!
Olur bölünemeyen ışıl ışıl bir hâle!
‘“Cennete dönen Arz’ın, olur gerçek vârisi!”’
Artık ‘“ÎSÂ MESÎH”’ O! Her zerre ‘“Havarî”’si!
Her zerre ‘Ben neyim?’ der! O ilk dirilttiği an!
MEHDÎ der: ‘Sâf meleksin! Kimliğini arayan,
Kendini bulman için bir Arza inmen gerek,
‘“HAK öze”’ yaklaşılır, kutublaşıp ererek!’
Gelelim yine sırat köprümüze biz! Zerdüşt!
Köprüden geçe geçe zîrâ kazanılır rüşt!
Köprü! Yüce Mahkeme! Mitra! Yargıcın ismi!
Ona karar verdirir sâdece yüzün resmi!”’
Köprü! ‘“Doğru yol!”’ Orda ayrılır hayır ve şer!
‘“Yüzü parlayan geçer!”’ ‘“Yüzü kararan!”’ Düşer!
MİTRA! Güneş! Ayırır zenciden sarışını!
‘Yirmi sekiz’ ay günü, saçar “İzzet” ışını!
‘SAOSYAN!’ Yâni ‘MEHDÎ!’ Güneşten inecektir!
‘Madde ve nefis’ denen karanlık dinecektir!
“On ikinci imâmdır MEHDÎ!” Söyleyim niçin?
Güneş on iki aya hükmeylediği için!
‘On İkide üst üste gelir!’ ‘Akrep yelkovan!’
‘“Kıyâmette şems aya girer!”’ Kurulur dîvân!
Bu yüzden kıyâmete denir Kur’anda ‘“SAAT!”’
Ay’a bağlıdır oruç! Güneşe ise, ‘“SALÂT!”’
‘On iki!’ ‘Hem başıdır saatin, hem de sonu!’
‘B altındaki nokta’ gibi anla sen onu!
Benim de her şey gibi RABB’im var! O ilk özüm!
RABB’imin merceğinden ALLAH’a bakar gözüm!
ALLAH’ın huzurunda bulunsa da! İlk özler!
‘“Rahmet”’ olarak inip ‘HIZIR’ olmayı özler!
‘ALLAH ZÂT’ın perdesi!’ Sonsuz mekân ve zaman!
Adı, ZERVAN! Perdeyi açmaya kalkma aman!
Son kez gelince adın ‘MEHDÎ’ olur! Ey Zerdüşt!
Dünyâ saydamlaşır! Ve her insân kazanır rüşt!
Salâtta öptürürüz toprağı biz hep! Niye?
‘SPENTA ARMAİTİ!’ Deriz biz ‘“SEKÎNE”’ye!
‘Arz’ın bâkire rûhu!’ Zîrâ taşır bu ismi!
Arz, onun dokuz katlı, dürülü olan cismi!
‘“SEKÎNE”’ çıkarırız! Melek! İzzet! MİTRA! Ben!
‘“SEKÎNE”’ni çıkar da! Bedenin olsun Kâben!
Kendi ÖZÜNÜ çağır Zerdüşt sen! Beni değil!
Çünkü senin özünüm! Çıktığın kata eğil!’
AHURA MAZDA böyle Zerdüşt’e etti hitab!
ZEND AVESTA Kur’anda beşinci kutsal kitab!
AHURA MAZDA için, ÎSÂ bil ki ‘“Babam”’ der!
Zîrâ ‘“RAHMÂN”’ olmuştur! ‘“ÎSÂ MESÎH’”e, PEDER!
‘Daena’, Pehlevice ‘Den !’ Ve Arapça’da ‘“DÎN!”’
‘“HANÎF, FITRAT DÎNİ”’dir! Artık siz teslim edin!
Zend Avesta da, ‘Âdem sırrı’ vardır, Kur’an’ın!
Âdeminizi bulup beni rahmetle anın!
Son beyite ‘ŞAH beyit’ denir! Uluğ! Burda sus!
Şah beyit, ‘BEYT’ te doğan ‘HAZRET-İ ŞAH’a mahsûs!
“AHURA MAZDA’ya siz olun her an niyâzda!
HAK MUHAMMED ÂLÎ’dir! Zîrâ AHURA MAZDA!”
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 11.11.1998