ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİ
İsimler bir bütündü! ALLAH ayrılın dedi! Ayrılanların, ‘“Saf saf sıralanır”’ adedi!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİ”
İsimler bir bütündü! ALLAH ayrılın dedi!
Ayrılanların, ‘“Saf saf sıralanır”’ adedi!
İsim bütünde iken! İsim değil! Kimliksiz!
Bütün,cevvel! Ezelî! İsim, sonra! Ebedî!
Bütünden çıkanlar! Hep çıkaranı seyreder!
Onu överken! Kendi ismiyle hitab eder!
HAKK’I göremeyip de! Kendini bilsin diye,
Onu, ‘“RAHMÂN!”’ ‘“RAHÎM!”’ ‘“RÛH!”’ İle perdeler peder!
Bunlar! Bütünden çıkan ALLAH’ın ilk üç ismi!
İrâde! Emir! İnfâz! Çizerler fıtrat resmi!
Sonra bu üç kanaldan çıkar! Daha yedi ad!
Her gezegen! Bunlardan birisinindir cismi!
HAK’la perdeli sâf ad! Dört bedene bürünür!
Mâden! Bitki! Hayvân! Ve insân! Gibi görünür!
Fizik! Şeffaf! Arzu! Ve akıl! Katmanı bunlar!
Soyunup, üç perdeyi açana dek sürünür!
İsim ezelî değil! ALLAH Zât'tır! Sıfat , RAB!
Ebedî olduğundan ama, RAB olmaz harab!
Bu yüzden ‘“HALÎFE”’dir! Kur’anda ancak adı!
Zîrâ isimlenen HAK! İsimleyense mihrâb!
HAK! ‘“Her şey ölür!”’ ‘“Şeyin yüzü ölümsüzdür!”’ Der!
Hem yüz! Hem perde! Hem el! Her biri on dört eder!
Yâni ALLAH! İsminin giysisinde görünür!
Gösterdiği hep perde! Ardında saklı peder!
RÛH! ERRAHÎM! ERRAHMÂN! Hatta RAB bile perde!
İsim tam mevcûd! Onu fethedebilen erde!
‘“İblîs ALLAH’a değil!”’ ‘“RAHMÂN’a karşı geldi!”’
‘“Perde!”’ ‘“Son sınır!”’ Geçmek isteyene, ‘“şeytan!”’ De!
Mirâçta! ‘“Son sınır”’dır ‘“ERRAHMÂN!”’Aşılamaz!
‘“En yüce cennet orda !”’Ona kılınır namaz!
“MÜ’MİNLERİN EMİR-İ! TOPRAK BABASI ÂLÎ!” (1200)
“Son sınır” ile ayni! Bu sırrı bilen çok az!
ÂLÎ, “Zekeriya’nın oğlu YAHYA bendim” der!
Zîrâ ‘“ERRAHMÂN”’ gibi, bu ayni sayı eder! (329)
‘“Çift yay boyu”’ yaklaştı miraçta HAK, RESÛL’e!
Bu söz de ayni sayı! Çift kaş ortası PEDER!
Her isim farklı bir ses çıkarır! O hep titrer!
Rezonans yapabilir! Denk frekanstaki er!
ALLAH '“Dereceleri ben yükseltenim”’ diyor!
Frekansını yükselt! Bir üst rezonansa er!
‘“RAHMÂN!”’ O ‘“Kuvvetli!”’ Adları eşit! Niçin? (298)
‘“Güç ALLAH’ın sırf ÂLÎ isminde!”’ Onun için!
ÂLÎ! ‘Mega volt’ demek! ‘“O şiddetli!”’ En üst güç!
Bu güce çık! Bu güçle, dışa çıkmadan için!
‘“O saatin depremi şiddetli”’ diyor âyet!
Mega volt şoku ile ölünür! Açık gayet!
ALLAH’ın aslanının pençesi canı söker!
O sese! Kükremeden, sağır kalmışsan şâyet!
Rûh ALLAH’ın üçüncü alt gücü! Cibril ismi!
RESÛL’ün bile ilkin! Ter basıyordu cismi!
Artık anla! HAK niçin perdesini açmıyor!
‘“BESMELEDE!”’ Yüzünü örtmüş HAKK’ın ‘B’ ismi!
‘“MUHAMMED RESÛLULLAH”’ yedi semâyı aştı!
‘“Kuvvetleri şiddetli olan”’ ona yaklaştı! (454)
‘“İki deniz birleşen yer”’, bu iki söze denk!
Yâni MUHAMMED! Kendi fıtratına ulaştı! (454 = Hû Muhammed Resulullah)
‘RESÛLDE fânî olma’ denilir bu olaya! (548)
ALLAH der :‘“Kıyâmette güneş girecek aya!”’
“Bıyıkları terlemiş genç”ti RESÛL’e inen! (548)
O, CÂFER-Î SÂDIK’tan başka biri olmaya! (548)
Âdem sende! Secde et! Ezel denilen bu dem!
‘“Melek insân şeklinde dünyâya iner”’ mâdem!
Rûh her ismin sesiyle! Rezonans yapabilir!
‘“O Âdem'e üflendi!”’ En Yüce isim Âdem!
HAKEREN vesiledir HAKK’a! Değil aracı!
ALLAH’ın fıtratını bulup yapmış miracı!
O fıtrat sende de var! Ama yatay durumda!
Ayağa kaldıramaz isen onu! Ne acı!
‘“ALLAH’ın fıtratında!”’ ‘“Tüm isimleri!”’ Mevcûd!
Fıtrat bütünün adı! O verir isme vücûd!
İsmi verenden başka! Değil ise de isim!
Variyet ve Âriyet farkı var! Budur sücûd!
Olsan da Îsâ gibi bir rûh! Variyete in!
‘“Diriltirken, ALLAH’tan O hep istedi izin!”’
ÎSÂ! MESÎH! RÛH! ÂDEM! ÂLÎ! İSİM! KELİME!
Hepsi ayni şey içte! Sınavınız bu sizin!
‘“OL”’emri bir kelime! Kelime ise isim!
İsim, Rûh demek! Rûhla diriltilir her cisim!
‘“İsminden haber ver sen!”’ Nebî, ‘haberci’ demek!
HAK adına RÛH üfle! Din bu! Kalan, merâsim!
İsim boş bir lâf değil! Beşik paşası gibi!
Ses o! Notasına uy! Ol o ismin sâhibi!
Yedi tam ve on iki yarım ses var notada!
Yedi NEBÎ! ON İKİ İMÂM! HAKK’ın NÂİBİ!
Hesaplarsan, çok zâta çıkar ad ve soyadım!
Mesajları! Onların frekansından aldım!
Sevgi, antenin! Şükran, HAKERENLERİN hakkı!
Övgü ALLAH’a âit! İsmim, mevt! Ve mîlâdım!
Mustafa Hüznî Uluğ 1347 tam!
Bu târihte gönderdi beni Arza, İlk Atam!
Bir! Üç! Dört! Ve yedi’nin, karesini al! Topla!
‘Hüznî’ eder! O yaşta görevim bulur hitâm!
Bu yıl yetmiş beş! Yâni ‘Hüznî’ tam hicrî yaşım!
Ama henüz bitmedi! Âleme ‘“HANİF”’ aşım!
Öte yandan, milâdî yaşım ise yetmiş üç!
Şöyle çözdü hesabı ‘öz’üm! Çınlarken başım:
Bil ki! Görev süresi! Denk değil ömür ile:
Görev bitmeden mümkün! O zât şehid edile!
Bazan da görev biter! Başka misyon verilir!
Uzun ömür değil de! Hayırlısını dile!
Nitekim şehid oldu! Misyon bitmeden, ÂLÎ!
Bu yüzden var! Bir sürü ‘sözde İslâm’ ahâli!
RESÛL’ü de! Yahudi zehirledi Hayber’de!
ALLAH askıya aldı! Vahiy için, eceli!
Vahiy bitince! RESÛL ümmete etti vedâ!
Az sonra HAK çağırdı! Borcunu etti edâ!
Mahşere dek müezzin ismini haykıracak!
Bâkî kalan kubbede! İşte bu en hoş sedâ!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA– 21. 07. 2001