ANKA KUŞU

Demek ki insân imiş! Efsâne ANKA KUŞU! Ya uçup Arşa konar! Ya ‘“Tırmanır yokuşu!”’

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“ANKA KUŞU”

Efsâne bir yaratık var! Anka kuşu ismi

Yanıp hücrelerinden! Dirilir imiş cismi!

HAK der:‘“Çürümüş kemik, hatta toz olsan bile,

Ondan yaratacağım seni!”’ Her hücren ile!

‘“Öylesine ki ayni olacak parmak izin!”’

Vermem bir tek kılını yitirmene ben izin!

Dört beden var: ‘Düşünce! Arzu! Şeffaf! Ve Fizik!’

Herkeste başka titrer! Çıkarır ayrı müzik!

Ölen! Bu dört bedenin âlemini geçince,

Her beden! Enerjiye dönüşür gayet ince!

İlk hücreleri yalnız dağılmaz hiç birinin!

Rûh bu 4 hücreye der; ‘Yeniden Arza inin!’

Dört beden âlemine! Rûh ve dört hücre iner!

Dört yeni plân ile Rûh! Bu dört hücreye biner!

Yeni beden plânı! Bağlı eski yaşama!

Kendini bulmak için! Her hayât bir aşama!

Dört hücre! Enerjini çeker mıknatıs gibi!

Eski zerrelerinden olur vücûd sâhibi!

Her şey yerli yerine konur! Cin şaşıp kalır!

Her hücredeki gücü! HAK, emânete alır!

‘Güneş altında yeni bir şey yok!’ ATA sözü!

Güneş, Rûhtur! Altında dört beden var! Bul özü!

Sana âit arıtmak eski dört bedenini!

Temiz can hoşnut eder ancak! Halk edenini!

Temiz bedenin, Rûha çıktıkça titreşimi!

Der: ‘Tam yansıtmalıyım, giyindiğim eşimi!’

Ama giyilmez hâle! Kirli beden gelince!

Bir çukurda yakılır! O çukur pek derince!

Rûh kendisine tekrâr! Dört beden alır yeni!

Ve Dünyâya indirir! Vücûdunu giyeni!

Anla artık! Bir çeşit yakılsa bile külü!

Her bir zerresi olur! DNA molekülü

Demek ki insân imiş! Efsâne ANKA KUŞU!

Ya uçup Arşa konar! Ya ‘“Tırmanır yokuşu!”’

Yani ezelden beri! Kopyalanan! Hep sensin!

Kopyalanan ilk asla! ‘“Âdem”’ diyor ‘“HANÎF DÎN!”’

Sâf canın ise Havvâ! Annen O! Sâfî himmet!

ÂDEM-HAVVÂ! RÛH ve CAN! ÂLÎ ile MUHAMMET!

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA – 05 MAYIS 1999