CÂMİ
Sâde âyet söylerdi bil ki hutbede RESÛL! Hutbede hadîs naklî sonra konmuş bir usûl!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“CÂMİ”
Cemaat imâm için günde beş kez müşteri!
Beyni yıkanıp halkın çalınır alın teri!
Cumâ minbere çıkıp bağırır avaz avaz!
Söylediği zırvalar ne hutbedir! Ne vaaz!
Hem ağlar hem ağlatır! Çoktur gözünü ovan!
Sanırsın doğramakta vaiz efendi soğan!
Sâde âyet söylerdi bil ki hutbede RESÛL!
Hutbede hadîs naklî sonra konmuş bir usûl!
Çünkü âyet düzülmez! Hadîsse, öyle değil!
Sekiz yüz bin hadîs var!!! Ayıklamaya eğil!
Buhari, ayıklayıp bulmuş doğru iki bin!
Bence iki haneli bir sayıya kadar in!
Sonunda çıkacaktır karşına yine âyet!
Kur’an hem bidâyettir yani hem de nihâyet!
Yorumda hadîslere asla gerek yok! Niçin?
Âyetler birbirini yorumladığı için!
İkide bir getirir o hep namaza sözü!
Çünkü müşterisini arttırmaktadır gözü!
Sâde Cumâ namazı kılmakken câmide farz,
Der: “Mirâçta edildi kula ‘elli vakit’ arz!”
Yâni ister camiden halk hiç çıkmasın! Niçin?
‘Câmi’ye diye daha çok cebe atmak için!
Halk, ekmeğinden kesip, olsun Mekke de hacı!
Üfürükçüye gitsin, varken tıpta ilâcı!
İmâm nikâhı ile kurulsun her âile!
Geç yatsa da uyansın sabâh ezânı ile!
Bilmez ki! Ömer on yıl sonra ezân önerdi!
Bilmez ki! Niçin RESÛL ilk, KUDÜS’e dönerdi!
Peygamberin devrinde var iken yüz bin kişi,
Bir tâne câmi vardı! Cumâ günüydü işi!
Çünkü mü’min evinde yapar idi ibâdet!
ÎSÂ da der:‘Gizlice tapmak HAK DÎNDE âdet!’
Arabını vereyim! Kendin banyo yap resmi!
Yezîddir en çok câmi ilk yaptıranın ismi!
İlk rûhban sınıfını, para verip o kurdu!
Her Cumâ EHLİBEYT’e bunlar lânet okurdu!
Bunlar ALLAH adına simsar oldu insâna!
Şimdi ey DÎN SİMSARI! Sorularım var sana!
Âlemlerin RABB’ i der: Tevrât da‘“Kutsal Kitab”’,
Mûsâ’ya ‘“Seçkin Resûl”’ diye eder o hitab!
Tevrât’a göre, Âdem milâttan dört bin sene,
Önce doğdu! Çok yakın geçmişi var desene!
Çünkü var birkaç milyon yaşında kafatası!
Demek ki, bu insânlar ÂDEM’in de atası!
Âdem’den öncekiler hangi ezânı duydu?
Hangi câmide onlar, hangi îmâma uydu?
Ne biçim namaz kıldı? Ve nasıl aptes aldı?
Hangi ay oruç tutup onlar, kaç gün aç kaldı?
Hangi Kâbe’ye gitti ALLAH’ın evi diye?
Hangi kurbânı kesip HAKK’a etti hediye?
Günâhları yüzünden kimden şefâat umdu?
HAKK'ı nasıl birledi? Nasıl gözünü yumdu?
O hangi dîne göre ahrette yargılandı?
Hangi dualar ile o tanrısını andı?
‘Hangiyle’ çok sorum var! Ama keseyim kısa!
Gelelim şimdi artık dînlerin esâsına!
Bunların hiçbirine cevap veremezsin sen!
Beni dikkatle dinle öğrenmek ister isen!
İnsân memeli robot değildir alelâde!
Kendine sorumludur! Çünkü var hür irâde!
Doğruyu ve yanlışı ayırmak kutsal iştir!
Bu yüzden birçok organ, sağ ve sol dizilmiştir!
Bu seçimi yaparken VİCDÂNDIR danışmanı!
O sesin sâhibi HAK! Rûhun olarak tanı!
‘GİZLİ İMÂM’ MEHDÎ , O! Ona uymandır secde!
Günde ‘Elli vakit’ uy! Bir gün gelirsin vecde!
Kendi nûrunu görüp etrafında dönersin!
Güneş doğduğu için, bir mum gibi sönersin!
Âriyet ve variyet bütünleşir! Tevhîd bu!
Bu bütünün Kur’an’da adı ‘“Bizler”’ gurubu!
VİCDÂN seni zorlamaz! Son söz kalmıştır akla!
Ama ölünce, aklı vicdân yargılar HAK’la!
Her hayırın ‘“Hamd”’ olup şefâat eder sana!
Orda ancak kendidir dost ve düşman insâna!
İnsân bir istiridye! İçinde saklı inci!
Ermeden, bu inciye onun olmaz bilinci!
Beyin uyurken çıkar O! Uyandı mı girer!
‘“Arza girip çıkanı bilir HAK”’ ve gerçek er!
‘“Secde çamura değil! Üflenene yapıldı!”’
HAKK’a ancak, erenin perdesinden tapıldı!
‘“RAHMÂN önce halk etti! Sonra öğretti beyân!”’
‘Beyân’ Kur’an demektir! Erende oldu ayân!
Erendir! HAKK’a Arzda inşâ olan ilk mâbet!
Sendeki de ayni rûh! Bul da onu SECDE et!
İşte ‘“HANÎF DÎN”’ budur! EBEDÎ ve EZELÎ!
Kâlbindeki sözlündür! Nikâhla O güzeli!
ÂLÎ’ye nikâhlarken O ciğerparesini,
Dedi :“Fakir isen ver, FATİHA sûresini!”
O an başka sûreyi RESÛL anmadı! Niçin?
“Fakire” “FETİH” şarttır! ‘Yüz görümlüğü’ için!
‘“Kâlbini açtı ALLAH önce RESÛL’ün bile!”’
‘“Güçlendirdik onu der HAK, bizden bir RÛH ile!”’
‘“En yakın müezzinden dinle artık ezânı!”’
Cenâze namazını kıl! Terk et vehmi, zanı!
O vakit seccadeni Arş üstüne serersin!
Rûhunun fışkırdığı RAHMÂN’ına erersin!
Ayna gibi! Aslına hep şahâdet edersin!
‘Bende gören! Duyan yok! Bunlar hepsi sen’ dersin!
İnsâna üflenen Rûh, Âdem olan Atası!
Kur’an’da adı ‘“HANİF !”’; Gayri, lâf salatası!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 10.04.1997