HZ. İBRAHİMİN KONUKLARI

‘“İBRAHİM’in dini”’nin işte en son sırrı bu! Keşfeden olur ancak! ‘“YÜCE MECLİS”’ mensubu!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

"HZ. İBRAHİMİN KONUKLARI"

I ÜÇ ADAM

‘“Homoydu Lût halkında! Sözde erkek her ‘kişi!’ ”’

Üç adam İbrahim’e geldi! İnfazdı işi!

Konuklar İbrahim’e evlât müjdesi verdi!

Yaşı yüz kadarsa da! Mesaja aklı erdi!

‘“İbrahim huşu ile hemen yere kapandı!”’

‘“Âdem’e secde”’ idi! Çünkü ezelde andı!

‘“Yüce Meleklerdendi!”’ Gelen üç adam, âni!

Hakereni evrende! ALLAH kullanır yâni!

‘“Üç insan”’ İbranice! Tam ‘yedi yüz bir’ eder!

Bilen, ‘“Mikail,Cibril,Rafael de ayni”’ der!

İbrahim bu üç zâta! RAB diye etti hitab!

‘“RABB’in rûh üflediği de RAB’dır”’ diyor kitab!

‘“Rûh üflenene melek secde emrini aldı!”’

İblis ‘“O RAB değil ki”’ diye inkârda kaldı!

Neden Âdem’e secde için HAK verdi emir?

Ateşe gir! Ateş ol! Demekti! Şahit, demir!

Namaz miraç tâlimi! ‘“ON DOKUZ”’a yaklaşmak!

‘“OL”’ emri vermek için! ‘“Hak ses”’ hızını aşmak!

‘“Âdem’e secde eden melek!”’ Oldu HAKEREN!

Âdem’di, ‘“RÛH”’u RAB’dan alıp meleğe veren!

Melek! Erenden farklı bir sınıf adı değil!

ALLAH’ın emir kulu! Elçi! Bu sırra eğil!

Herbir melek! ‘“ALLAH’ın bir ismine”’ mukabil!

Doğa yasalarını! Ayakta tutarlar bil!

‘“Yedi saf dizilirler huzurunda RAHMÂN’ın!”’

Âmir ALLAH! Memur RAB! Aslı budur îmanın!

‘“ALLAH perde ardından konuşur!”’ Gözünü aç!

‘“Ağaç, ALLAH’ım”’ derken, ALLAH mı idi ağaç?

Perdenin, Yüz! RAB! Hazret! Gibi var birçok adı!

Âdem O! Bunu secde eden melek anladı!

‘Amentü’de! ‘“ALLAH”’tan sonra! Melek anılır!

‘“RAB, RAHMÂN, RÛH, bir ‘“Melek”’ değil ”’ diyen yanılır!

‘“Meleğe secde etti!”’ Bakın İbrahim bile!

‘“HAK DİN, İBRAHİM DİNİ!”’ Buna dikkat edile!

‘“RABB’im ancak ALLAH’tır”’ de! İkilikte kalma!

Ayni şey! Suyu gölden veya kaynaktan alma!

Başındaki iki göz! Etmesin seni şaşı!

Tek olan, üçüncü göz! Epifiz o! HAK aşı!

Eren normalde insân! Görevde, melek ismi!

Fizik beden içinde! Bir dev olur nûr cismi!

EHL-İ BEYT ‘yün örtüde’ iken! Yahudi kaçtı!

Gerçek kimliklerine! O an gözünü açtı!

‘“Mağaradakiler”’ gayb! ‘“Kapıda!”’ ‘“Sadık köpek!”’

‘Parolayı’ bilmeyen! Kapıya varmasın pek!

‘“EHL-İ BEYT’e andını yenilemek!”’ Parola!

Yoksa! Her kul özünü bulana dek hapsola!

II MELEK KİMLİĞİ

‘“İbrahim üç konuğu çok güzel ağırladı!”’

Meleğin ‘yemez içmez’ diye çıkmışken adı!

‘“Yemeği reddetti der melekler”’ Kur’an zirâ!

İki kitab da doğru! Farkı, dokuda ara:

Nûrla beslenir melek! Şeffaf iken sâdece!

‘“Gözü hep açık uyur!”’ yoktur gündüz ve gece!

Kanıtı: ‘“Mağaranın yedi ünlü yatırı!”’

‘“Ve köpek!”’ Ona geçer! Yalnız ‘HAKK’ın hatırı!

‘“Cennette sevişmek de!”’ ‘“Yiyip içmek de mümkün!”’

Yeter ki kalkmış olsun sırtından fizik yükün!

ÂLÎ kaldırdı ama kapıyı! Oldu fıtık!

‘Şeffaf’ ve ‘fizik’ beden farkını anla artık!

Bu farkı hiç bilmiyor! Ne yazık ki ahâli!

Fizik ÂLÎ’yi! Kabre nakletti şeffaf ÂLÎ!

Fizik bedeni, şeffaf beden giyer! Hazır et!

Şeffaf bedene zaman ve mekân yok! O, ‘Hazret!’

‘“Üç metrelik Câlut’u, Davud nasıl öldürdü!”’

ÂLÎ, ‘Amr’ adlı devi! Katlayıp nasıl dürdü!

Hâinler kılamadı o son namazı! Vallah!

Zirâ ÂLÎ giymişti! Kıpkızıl yün bir külâh!

Apollonyus da, yünle başını sardığı dem!

‘“Arşda dinelir idi!”’ ‘“Müthiş güçlü”’ bir Âdem!

Ateş kesilmiş idi! O Âdem’in tüm cismi!

Renk ve sese dönmüştü! ‘“Bildiği her bir ismi!”’

‘Apollonyus’ sözcüğü! Türkçe’de ‘ÂLİ BABA!’

‘Yün abâ âilesi’ demektir “ÂL-İ ABÂ!”

Radyasyonu depolar! Yün,kavuk,takke,türban!

Bir süs! Giyerse onu! Sıradan halk ve rûhban!

‘“Melek insân şeklinde Arza iner”’ der âyet!

HAKEREN ‘“Çift boynuzlu!”’ ‘“Zülkarneyn!”’ Açık gayet!

Varacakken bir anda! ‘“Dâire olup”’ Aya!

Üç konuk yaya geldi! Ve Lût’a gitti yaya!

Zaman dışına çıkıp Arş’a ulaşan RES’ÛL,

Fizik bedenle yaptı hicreti! Budur usûl!

Çıkarken dâireyken! Arş’da dik dörtgen oldu!

‘“İki kaş ortasına bakabilerek doldu!”’

‘Arabacılarını Tanrının!’ Yazmıştım ilk!

‘Şeffaf bir dâire’ ol! ‘Fizik arabanı’ silk!

RES’ÛL’e biri geldi bir gün! Heybetli cismi!

Gidince, halka dedi “Cebrail onun ismi!”

RES’ÛL İblisi tutup! Bir direğe bağladı!

“Sal beni! HAK’tan iznim var” diyerek ağladı!

“Yemenden gelir iken! Bak RAHMÂN’ın kokusu!”

ÂLÎ emrine girdi cenkte! ‘“Elçi”’ dokusu!

‘“Elçi”’ de! İsmi ile ‘“elçi”’ gönderebilir!

Son yanan mumu gören! İlk yakan mumu bilir!

‘“El Elyon, Yehova’yı, yahudiye atadı!”’

ÂLÎ’nin ‘“elçisi”’yken, Tanrıya çıktı adı!

‘“Yehova’nın meleği, yürüdü Mûsâ ile!”’

Elohim zinciri bu! Halkalar fark edile!

Elohim çoğul ama, Tevrat ‘“Bir ve bütün”’ der!

Yalnız rûh titreşimi! Birbirinden fark eder!

‘“Her üç konuğa birden bak ‘“Sen”’ diyor İbrahim!”’

‘“Elçileri ayırma”’ der ERRAHMÂNÜRRAHÎM!

Elohim, çoğul özne Tevrât’ta! Fiil, tekil!

HAK ! MUHAMMED! ÂLİ! ‘Bir’ de! Yoksa ‘yol’dan çekil!

‘“İki melek gidince Lût’a ön keşif için!”’

‘“İbrahim Mikail’e Yehova dedi!”’ Niçin?

‘“Mikail”’ kendi adı! ‘“Yehova”’ başkan adı!

‘“Elohim”’ toplu kod ad! Bunu bilge anladı!

İNFAZ

Gelelim şimdi infaz memuru konuklara!

Onlar hepsi bir nokta! Önce kalbinde ara!

Bir ‘“SES”’ ile yaptılar Lût nüfusunu ölü!

Kanıtı: radyasyonla hâlâ dolu Lût gölü!

‘“Lût’un eşi de dâhil!”’ ‘“Tuz buz oldu her dişi!”’

Onun da muhakkak ki! Sevicilikti işi!

‘“Soysuz genlerden gelen çocuklar da silindi!”’

‘“O gün yukardan kükürt!”’ Ve bu gün ‘Eydis’ indi!

Sırada çok belâ var! Daha bitmedi pis av!

Çünkü son derece zor! ‘Ön’ ve ‘arkadan’ sınav!

İktidara da tâlip! İğrenç cinsel iktidar!

‘Edeb’ dâiresi de! Artık yâni değil dar!

HAKK’a meydan okuyup evleniyorlar bile!

Örterken organını! İlkel çıplak kabile!

Kendini kanıtlamak için! Burnundan solur!

Fazla hırçın! Küfürcü! Ve kompleksli olur!

Sinirleri laçkadır! Refleksleri aşırı!

Ne sürse tuhaf kokar! Hep terli çamaşırı!

Şeytan kazandı bahsi! RAHMÂN ile şimdilik!

Lâğım künküne döndü! O kutsal omurilik!

Ayni sayı ise de! ‘“Sabırlı”’ ile ‘“RAHMÂN”’, (329)

‘“Yakın olan gelince!”’ Ayrılır sapla saman!

‘“Kutsal Rûha karşıysa günâh!”’ ‘“Hiç af yok!”’ Niçin?

Bu suç! Ters akıtılan ‘öz su’ olduğu için!

‘“ALLAH’ın yasasında, asla değişme olmaz!”’

Hiçbir homoya ceza, ne çok olur! Ne de az!

HOMO NİKÂHI

Nikâh hakkı kazandı homo! Bu doğru gayet!

‘“Pisler pislerin payı!”’ Diyor bakınız âyet!

‘“RAHMÂN temiz meclisten, kirliyi kovaladı!”’

‘“Yücelerden iken o! İblîs’e çıktı adı!”’

‘“RAHMÂN”’ gibi yap! ‘“İnsân şeytanından uzak dur!”’

İnsâna, HAK’mış gibi, kendinden yakın o’dur!

‘“Pislerdeki genleri bozacağım demişti!”’

Beyin ve kanda ona, bu pek kolay bir işti!

Yüzde yirmi herkeste karşı cinsin hormonu!

‘Sevişsin’ diye ALLAH! İnsâna verdi onu!

Pis dürtü Rûh’ta değil! İnsân aklında saklı!

Müthiş, Leonardo’nun, Sokrates’in bak aklı!

Kâh İskender! Önünde her kavim gelir dize!

Kâh Şeykispir’e verir, aklı şaşırtan dize!

Vicdânın sesine uy! Az yemek ye! Az uyu!

Rûh’un değil de! Aklın emrindedir beş duyu!

HAK mesajı! Şahane ilhâmdan ayırmak güç!

RESÛL, şâiri övüp dedi “Rûh’undan al güç!”

‘Gönlümün güneşinden kaldım derken hâmile!’

Lâf edilir Şems’le bak! Koca Mevlâna bile!

O der: ‘Tekkede kaynar her gün bulgur kazanı!’

‘Kızışan şeyhler bozar!’ ‘Bir nice toy kızanı!’

EŞCİNSEL FELSEFE

Yiğidi öldür! Ama yine de hakkını ver!

‘“ALLAH güzeldir!”’ Hem de! ‘“Güzel olanı sever!”’

Tanrısaldır bu sevgi! Yâni bu sevgi ezel!

‘Kimi severse gönül!’ Demek O’dur en güzel!

Olamadığı için başka hiçbir şey eşit!

HAK kendine aynada âşık! Narsist bir çeşit!

Kendilerine âşık keza! Bütün sâf özler!

Kendini bilmek için! Vücûd giymeyi özler!

Bu yüzden! ‘“Mîrâç yapan!”’ Yine görür kendini!

İslâm dininin adı! Dikkat et ‘“Fıtrat dini!”’

Bu doğal aşk! Kimini kendi cinsine iter!

Kendisine aynada tapar! Deliden beter!

Kimi kendini görmez! Aynaya ‘“Sır”’dan bakar!

Doğrudan gördüğü zıt cinsine gönlü akar!

‘“Herkes kendine özgü davranır!”’ diyor âyet!

Kimsede ayıp görme! Edebe et riâyet!

HAK kaydırdığı hâlde! ‘“Ben sürçtüm”’ dedi Âdem!

Biz de öyle yapalım! Evlâtlarıyız mâdem!

Yalnız! Yapalım burda! Önemli bir uyarı:

Daha doğuşta başlar! Cinsel hormon ayarı!

Oğlanı,sert ve soğuk baba,anneye iter!

Çocuk dişileşerek,homo olur! İş biter!

Okşama,öpme,giyim,oyuncak,kültür,çevre,

Uygulanmalı! Uygun olarak ! Evre evre!

Yanlış anlaşılmadan, keseyim burda sözü!

Bir eşcinsel bana da yâni dikmeden gözü!

SONUÇ

Ters ilişkili Lût’çu! Tersyüz oldu! Kalmadı!

Sapıklık genden gelmez! HAKK’ın yok zâlim adı!

Yükleme bu suçunu sakın ALLAH’a emi!

Yoksa davacın olur! Tüm hayvânlar âlemi!

‘Memeli hayvânların sensin der yüz karası!’

‘Ne hayvân !’ ‘Ne insânsın !’ ‘İkisinin arası!’

‘Bizde cinsel ilişki zîrâ, yok doğaya ters!’

‘Ortak öz’ümüz RABB’den! ‘İç güdü’den aldık ders!

‘Sende varken sırf sana özge özün! Yâni RAB!’

‘Gen bozan cine uyup, neslini ettin harab!’

III KUTSAL KOPYALAMA

Yoğunlaşınca bir cin! Medyum yardımı ile,

Yiyip içebilir! Ve hatta yapar seks bile!

HAKEREN yapamaz mı? Cinin yaptığını hiç!

Meryem, İsâ doğurur! ‘“İnsân şeytanı”’ da, piç!

‘Seks’, düşüncede bile kalsa! İsâ ‘“Zinâ”’ der!

Ölünce, ona çok cin der ‘anne!’ Veya peder!

Her düşünce! Kendine uygun cine bürünür!

‘İyi ve kötü sabit fikir’ diye görünür!

Düşünce de aslında! Çünkü şeffaf bir mâdde!

Rûha yaklaşanına, ‘yaratıcı hayâl’ de!

‘Yaratıcı hayâlden!’ Çıkar her tür şaheser!

‘Vahiy’ ürünü dersen! Rûhun ilhamı keser!

‘“Elohim’e biz benzer yaratılmışız”’ mâdem!

Ayni tür olmalıdır! Melekler ve ilk Âdem!

‘“Elohim oğulları insân kızları aldı!”’

Tevrât der ‘“Çocukları tufanda da sağ kaldı!”’

Şeffaf, çünkü boğulmaz! Ne de ateşte yanar!

Fizik iken bu ırkı! Tevrât ‘“Dev”’ diye anar!

İki kuşak var: Biri, Nûh’un ki! Biri, Devin!

Atan Nûh mudur? Dev mi? Bulmak senin ödevin!

Dev için Kur’an! ‘“Arza inmiş HÂRUT – MÂRUT”’ der!

Fizik üstü ve fizik beynimiz! Bilen ender!

Sara yaşlıydı! Raşel ile Rebeka kısır!

İshak, Yusuf ve Yakub oldu! Bu, genetik sır!

Elizabet kısırken,‘“Kutsal rûh”’ ile doldu!

‘“Cebrail”’ ‘“saye”’sinde! Evlâdı Yahya oldu!”’

Meryem’e de o dedi ‘“Seçkin kız! Selâm sana!”’

‘“Sayemde”’ olacaksın İsâ Mesih’e ana!

Nitekim ‘“Sayesinde”’ oldu onun evlâdı!

‘Saye’ Farsça kelime, Türkçede ‘Gölge’ adı!

‘“Melek hep ‘“gölgeleyip”’ çocuk verdi”’ der âyet!

‘“Nûr”’un gölgesi olmaz! Anlamı açık gayet!

Cebrail demek ‘“RABB’in çok güçlü emir eri!”’

‘“Kutsal Rûh”’ öbür adı! Anlayan gelsin beri!

‘“Yüceden bir rûh”’ vardır geninde Cebrail’in!

Nebi ve Veli böyle doğar! Bu sırrı bilin!

Rûh, ‘Terahum’un kökü! ‘Rahimi tohumlama!’

‘“Hokka ve kaleme and!”’ Sen artık anla ama!

Meryem’e ‘“Üfleyen”’de! Meryem’den doğan da! Rûh!

‘“Kalem”’den hep ‘“Harf”’ çıkar! Kalemsiz çıkan: gürûh!

Şeffaf teni, rahimde Ay melekleri yapar!

Baba ve anne döller! Fizik bedenle kapar!

Beyinle bildiğini bırak da! Kalbden öğren!

‘“Oku!”’ dendiği anda, RESÛL oldu HAKEREN!

Hıristiyan, ‘İsâ ilk ‘Nasra’da kalmış’ diye,

Kendine ‘Nasrani’ der! Hâlbuki yanlış! Niye?

Nasrani ! Nezr evlâdı! ‘Rahimde adak’ demek!

Cebrail’e, her nebi için farz borç ödemek!

Bu anlamda! İsâ’ya ‘“Nasrani kurban”’ deyin!

Bunda kıyaslanamaz hiç kimseyle! HÜSEYİN!

Samson,Samuel,İsâ,gür saçlı! Nezr evlâdı!

Zîrâ bu üç nebi de! Güneşin öbür adı!

Saçlarının her teli için! Bir simge, ışın!

Bak! ‘“Samson saçsızken kör!”’ Güneş parlamaz kışın!

‘Samuel’ İbranîce ‘ALLAH’tan duyan’ demek!

Nezr evlâdı ol sen de! Öz sofrandan ye yemek!

Âdem ALLAH’tan kopya! O altmış altı eder!

Bilen, ‘“Âdem ve Havvâ”’ bu sayıya eşit der!

‘“ALLAH katında İsâ, tamamen Âdem gibi!”’

Çünkü her ikisi de! ‘“Ondan bir rûh sâhibi!”’

Her nebi Âdem gibi! Öz babası Elohim!

Her biri rûh! ‘“ON DOKUZ”’ ses ile çınlar rahim!

Çünkü her harf bir isim! Her isim bir kelime!

Ve her kelime bir rûh! Artık gir bu ilime!

‘“S”’ harfi, MUHAMMED’in ALLAH katında ismi!

‘“Ya Sin”’ oku ‘“Ölü”’ne! ‘“Rûh”’ ile kalksın cismi!

Harf ve Nebi sayısı, Lâm Elif hariç, eşit!

LÂM ELİF Elohim’dir! Sabit özü, BRAŞİT!

‘“Her ismi”’, yâni her ses ve rengi bilir mâdem!

‘Nebi ve zebânîler’ meclisi demek Âdem!

‘İbranî’ dediğimiz ırk! ‘İbrî’ der kendine!

‘İbrî’ ‘öte yer’ demek! ‘Uzay’ harç koymuş dine!

‘“İBRAHİM’in dini”’nin işte en son sırrı bu!

Keşfeden olur ancak! ‘“YÜCE MECLİS”’ mensubu!

.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA-12.02.2001