İSA MESİH
HAKK der: ‘“ÎSÂ’yı diri ben yanıma çağırdım!”’ ‘“Ölmesinde teşbih var!”’ Anla diye bağırdı!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“İSA MESİH”
HAKK der: ‘“ÎSÂ’yı diri ben yanıma çağırdım!”’
‘“Ölmesinde teşbih var!”’ Anla diye bağırdı!
Ölmeden önce ölmek sırrıdır bu benzetme!
Nefis ölür! Ayağa kalkar RÛH! Hayret etme!
Îsâ için HAK: ‘“O, NÛN sâhibi gibidir”’der!
Yirmi sekiz harf, yirmi iki nokta ‘“NÛN”’ eder!
Rûh kara bir kalemden,‘“Duman duman bir resim!”’
‘“Kadir gecesi”’ gibi simsiyah ışık cisim!
Kâbe'deki “Kara taş” olmuştur ona remiz!
İçimizdeki Âdem! Baba ile Annemiz!
Yirmi sekiz Nebîyle çizilmiştir bedeni!
Yirmi iki velîdir Rûhu! Öv halk edeni!
‘Mîrâç’ için çık tenden! Bin bu Âdem atına!
‘“Elli bin yılda çıkar Rûh, RAHMÂN’ın katına!”’
Arapça da ilk harf ‘Bir’, son harf ise ‘Bin’ eder!
‘“Evvel ve Ahir”’ ayni! Yalnız perde farklı der!
‘“Mısır’dan çıktı”’ sözü Tevrât’ta ‘Elli’ kere!
Mısır bedendir! Çıkan rastlar ‘“NÛN”’ denen ere!
‘“Ellinci”’ yıla derdi Yahûdiler, jübile!
O yıl eşit olurdu köle efendi ile!
Köle, kendi beynine esîr olmuş cana ad!
Efendisi Âdem’dir! Birleşse olur âzâd!
Paskalyadan ‘“Elli”’ gün sonra Havarîlere,
Rûh indi diyor İncil! Mesaj net! Akıl ere!
Paskalya, mezarından kalktığı gün Îsâ’nın!
Senin de bu uğraşla geçmelidir her anın!
Pavlus der: ‘Bilir misin hep uğraşırım, niçin?
Sana seni dünyâda doğurtabilmek için!’
‘“Galib gel,! Îsâ, seher yıldızı vaad eder!”’
HAK, ‘“Fecre kadar selâm var kadir gecesi”’der!
‘“Bu yıldıza yeminle”’ HAK, O beni gördü der!
Yâni Rûh, Zühre, Fecir, Selâm ayni şey eder!
Papanın külâhı bak balık şeklinde! Niçin?
‘“NÛN”’ kelimesi balık demek olduğu için!
Tevrât der: ‘“Beşinci gün dev balıklar oldu halk!”’
‘BEŞLER’ Oğlak burcunda! Mesîh'ini bul da kalk!
Bu beşler yirmi sekiz boğumlu iki elin!
Onları şarj etmeye omuriliğine in!
Mûsâ , On parmağıyla, On mûcize gösterdi!
Firavun ‘Sihir’ dedi ! Artık o şok isterdi!
Omurilikten Mûsâ o vakit çıkardı DEV!
Şişede hapis devi kurtarmaktır son ödev!
Asâdan çıkan yılan, benzer çakan şimşeğe!
Zikzak çizip ilerler! Firavun boyun eğe!
Sîna da Mûsâ için ‘“On emir”’ yazdı RAHMÂN!
Yâni HAK da on tâne parmaklı ışık insân!
İşte ÎSÂ ‘“NÛN”’ denen bu insânın sâhibi!
Bu öze sâhip olan, olur HAKK’ın nâibi!
ÎSÂ, arınmış dişi can Meryem’e sâhib er!
Rûhtan yapılan aşı için ALLAH ‘“MESÎH”’der!
Rûh gece ten dışında yüzer nûr denizinde!
Yunus balığı gibi gider Nûh’un izinde!
Gündüz bedene dönüp toprak içinde yaşar!
Hem Gökte! Hem de yerde! Evi var! İnsân şaşar!
Rûhu bulan Eren de, bir balıkadam gibi!
Fark etmez ona toprak veya denizin dibi!
HAZRET-İ eritemez, yuttuğu vakit vücûd!
Çünkü balık karnında HAKK’a eder o sücûd!
Yunusu ‘“Üç gün”’ sonra beden balığı kusar!
Âdem hapisten çıkar! Beden görmeden hasâr!
Yunus tövbe etmeden balık onu kusmadı!
Balık da demek rûhu yutan hayvânın adı!
Tevbe, aslına dönmek demek ! Rûhu bul ve çık!
Bu yüzden ölene dek tevbe kapısı açık!
Rûhun ‘“ÎSÂ MESÎH”’tir! Tende haça çakılmış!
Dört cinle çivileyen onu fizik akılmış!
Bedendir Rûhumuzun gerildiği o çarmıh!
Ateş, hava, su, toprak olur onu çakan mıh!
Nefis çivisini o,‘“Dört günde”’ söküp kırdı!
Sonra da ‘“Üçüncü gün”’ ‘“İLYAS”’ diye haykırdı!
O İLYAS ki, HIZIR ve YAHYA ve ÂLÎ adı!
Hem Yunus, hem Mûsâ’yı, hem Meryem’i sınadı!
‘“Hiçbir mü’min yoktur ki ölsün onu görmeden!”’
Der HAK! Yâni ‘“MESÎH”’i kâlb de saklıyor beden!
Ölmeden evvel ölüp ya sen görürsün onu!
Ya da Rûhun çıkarken, ömrün gelince sonu!!!
‘“Gökte de âyetleri göstermedeyiz”’ der HAK!
Başını kaldırıp da sen hikmet gözüyle bak!
Güneş, gökte sırf ışık olan Zât’ın timsâli!
Yerdeki ismi ‘“ÎSÂ MESÎH!”’ HAZRET-İ ÂLÎ!
Noel yılın en uzun gecesine denk! Niçin?
Hemen sonra gündüzler uzayacağı için!
Yirmi dört Aralıkta sanki ışık doğuyor!
HAK, nûru örten kâfir karanlığı boğuyor!
‘Bâkire’ Burcu vardır tam Doğuda o gece!
Îsâ’nın bâkireden doğması bu, Meryemce!
Piramit şeklindedir bak çamın kozalağı!
Piramit, alev demek! Üçgen ile var bağı!
Zîrâ üçgene benzer gaz lâmbası alevi!
Üç ana renk ‘ALLAH, RAB ve RÛHTUR’ der Alevî!
Kuzeye yükselirken Güneş yarım küreden,
‘Kova’ burcunda Arzı sular! Bu, vaftiz eden!
Ekvatorun altından üste çıkarken Güneş,
Ekvatoru dik keser! ‘Haça gerilmeyle’ eş!
Îsâ haçta ALLAH’a kurbân edildi! Niçin?
Tam o an ‘Koç’ Burcunda, Güneş olduğu için!
Güneş zirvede üç gün kalıp geçer inişe!
ÎSÂ ‘“Üç gün konuğum babamda”’der bu işe!
Tekrâr Oğlak'a kadar, on iki burçtan geçer!
On iki Havarîyi kendine yoldaş seçer!
ÎSÂ der: ‘“Benden sonra ‘başka bir paraklesis’,
Gelecek!”’ Yâni O da bir ‘nebî !’ Yoktur ‘“Teslis!”’
ÎSÂ MESÎH için der ALLAH ‘“O, aynen Âdem!”’
Öyle ise secde et! İblîs değilsen bu dem!
M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
İZMİR - 08.02.1997
(NOT : Kıyametname kitabının bütün metinlerinde üç tırnaklılar Ayet ,iki tırnaklılar Hadis (Hz. Muhammed’in (s.a.a) gerçek sözleri),tek tırnaklılar Rivayet’tir. Cümle sonunda geçen sayılar; cümlede tırnak içinde geçen ‘kelimenin/kelimelerin’ Ebced ilmindeki sayısal karşılığıdır. Ebced ; Arapça’ya özgü sayısal şifreleme sistemidir. Buradan sonra yazılan kısmın yazarla herhangi bir ilgisi bulunmamakla beraber, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz. Kur’an çevirileri özgün bir şekilde yapılmış olup, hiçbir kaynak, kurum ve kişiden alıntılanmamıştır!)
Metinde geçen ilgili ayetler:
“Biz Allah’ın peygamberi Mesih Meryem oğlu İsa’yı öldürdük” demelerinden dolayı da yaptığımızı yaptık. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler de, asmadılar da. Fakat İsa onlara benzetilmiş idi. Onun hakkında ihtilâf edenler katli hususunda şüphe içindedirler. Onların zanna uymadan başka ona dair hiçbir bilgileri yoktur, İsa’yı yakinen öldürmediler.” Nisâ Suresi 157. Ayet
“Hani, Melekler dedi: “Ey Meryem! Allah, seni kendisinden bir ‘Kelime’ ile müjdelemektedir. O’nun adı, Dünya ve Ahirette Vecih olarak Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Hem de Mukarrebin’dendir (Yakınlaştırılmışlar)!” Ali İmran Suresi 45. Ayet
“Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık yapmayın! Allah üzerine Hakk’tan başka söylemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın Resulü’dür, O’nun Meryem’e ulaştırdığı Kelimesi’dir , O’ndan bir Ruh’tur. Allah’a ve O’nun Resullerine iman edin, “üçtür” demeyin! Sizin için en hayırlı olmak üzere vazgeçin! Allah, bir tek ilahtır. Çocuğu olmaktan münezzehtir. Arz ve Semadakiler O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.” Nisa Suresi 171. Ayet
“Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olun! Şunun gibi ki; Meryem oğlu İsa Havarilere: "Allah’a benim yardımcılarım kimlerdir?" demişti de, Havariler Ona; "Allah’ın yardımcıları bizleriz!" Böylece İsrailoğullarından bir topluluk inanmış, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz inananları düşmanlarına karşı destekleyince, onlar da üstün gelmişlerdi.” Saff Suresi 14. Ayet
“İsa apaçık işaretlerle geldiği zaman: “Ben size Hikmet’i getirdim. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah için takvalı olun ve bana itaat edin.” dedi.” Zuhruf Suresi 63. Ayet
“Ardından ve onların izlerini takip yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Ve Ona içinde Hidayet ve Nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve mUttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik.” Mâide Suresi 46. Ayet
“Nun! Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!” Kalem Suresi 1. Ayet
“Yakında hortumunun üzerine damga basacağız!” Kalem Suresi 16. Ayet
“Fakat onlar uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen onun üstünü sarıp kuşatıvermişti.” Kalem Suresi 19. Ayet
“Sonunda kökünden kuruyup kapkara kesilmişti.” Kalem Suresi 20. Ayet
“Yoksa size mahsus bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?” Kalem Suresi 37. Ayet
“Derken o an tozu dumana katanlara!” Âdiyât Suresi 4. Ayet
“İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve kıpkızıl bir duman salıverilir de kendinizi koruyamazsınız!” Rahmân Suresi 35. Ayet
“Artık Sema’nın, apaçık bir duman getireceği günü bekle!” Duhân Suresi 10. Ayet
“Sonra duman halinde bulunan Sema’ya yöneldi. Ona ve yeryüzüne: “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler!” Fussilet Suresi 11. Ayet
“Biz, onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, O’nda Rabblerinin izniyle her bir Emir için iner de inerler! O Fecr’in doğuşuna kadar “Selâm”dır!” Kadir suresi 1,2,3,4,5. Ayet
“Mearic (Miraç) sahibi Allah tarafından!” Me’âric Suresi 3. Ayet
“O Sübhandır. Kulunu, Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir gece yürüttü. Ona ayetlerimizi göstermek için. Kuşkusuz O, Semi Basir’dir.” İsrâ Suresi 1. Ayet
“Sana özgü nafile olarak gecenin bir kısmında O’nunla uyan. Umulur ki Rabb'in seni Makam-ı Mahmud’a (Mahmud Makamı) ulaştırır.” İsra suresi 79. Ayet
“O, Yüce Ufuklar’daydı.” Necm suresi 7. Ayet
“Böylece İki Yay (Kab-ı Kavseyn) aralığı kadar, hatta Daha Yakın oldu.” Necm Suresi 9. Ayet
“Gördüğünü Fuad(ı) yalanlamadı.” Necm suresi 11. Ayet
“Sidret-ül Münteha’nın yanında. O’nun yanında da Cennetül Me’va vardır.” Necm suresi 14-15. Ayet
“Göz şaşmadı; sınırı da aşmadı.” Necm suresi 17. Ayet
“Andolsun ki o, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü!” Necm Suresi 18. Ayet
“Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerinde perde vardır. Onları büyük bir azap beklemektedir.” Bakara Suresi 7. Ayet
“Onlarla arasına bir perde çektiğinde, Biz O’na Ruhumuzu göndermiştik de, O da tam bir insan suretinde görünüvermişti.” Meryem Suresi 17. Ayet
“Ey inananlar! Peygamberin evlerine girmeyin; ancak, yemek için size izin verilmesi hariçtir. Yemek vaktini beklemeyin. Davet edildiğiniz zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve söze dalmayın. Gerçekten bu, Peygambere eziyet vermekte, ama o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, Hakk’tan utanmaz. Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman ise perde arkasından isteyin!” Ahzab Suresi 53. Ayet
“Nefsini ilahlaştıran kimseyi gördün mü! Allah, bir bilgiye dayalı olarak, onu sapkınlıkta bıraktı. Ve onun kulağını ve kalbini mühürledi. Gözlerine perde çekti. Artık Allah'tan başka kim onu doğru yola iletebilir! Öğüt almıyor musunuz!” Câsiye Suresi 23. Ayet
“Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün Hakikati bütün açıklığıyla görüyorsun!” Kâf Suresi 22. Ayet
“Andolsun, Biz Nuh’u ve İbrahim’i de gönderdik, peygamberliği ve kitabı da onların soylarında kılıverdik. Buna rağmen, onlardan sadece bir kısmı Hidayet üzereydi, çoğunluğu fasık kimselerdi.” Hadid Suresi 26. Ayet
“Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamışlardı.” Kâf Suresi 12. Ayet
“O: "Dini dosdoğru ayakta tutuverin ve onda ayrılığa düşmeyin ", diye Nuh’a vasiyet ettiğini ve Sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet (vasi) ettiğimizi sizin için de şeriat kılıvermiştir. Ancak senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere büyük ağır gelmektedir. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve içten Kendisine yöneleni hidayete erdirir.” Şura Suresi 13. Ayet
"Nuh kavminin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer! Allah, kullar için zulüm istemez.” Mü’min Suresi 31. Ayet
“Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi Resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl ile yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!” Mü’min Suresi 5. Ayet
“Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.” Sâd Suresi 12. Ayet
“Ve unutma o Peygamberlerden Misaklarını aldığımız vakti: hele senden ve Nuh ve İbrahim ve Musa ve Meryem oğlu İsa ki onlardan ağır bir misak aldık!” Ahzâb Suresi 7. Ayet
“Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene geçirmişti. Sonunda onlar zulümlerine devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıvermişti.” Ankebut Suresi 14. Ayet
“Nuh'un halkı, Resulleri yalanladıklarında suda boğduk ve onları insanlar için bir ayet yaptık. Ve zalimler için acı veren bir azap hazırladık.” Furkan Suresi 37. Ayet
TEVRAT
MISIR'DAN ÇIKIŞ 20
On Buyruk
“Tanrı şöyle konuştu: “Seni Mısır'dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim. “Benden başka tanrın olmayacak. “Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. 5 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.”
Yaratılış 1
“Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.”
“Sen ve çocukların kalıcı bir kural olarak bu olayı kutlayacaksınız. RAB’bin size söz verdiği topraklara girdiğiniz zaman bu töreye uyacaksınız. Çocuklarınız size, ‘Bu törenin anlamı nedir?’ diye sorduklarında, ‘Bu RAB’bin Fısıh kurbanıdır’ diyeceksiniz, ‘Çünkü RAB Mısırlılar’ı öldürürken evlerimizin üzerinden geçerek bizi bağışladı.’ ” İsrailliler eğilip tapındılar.” (Mısır’dan Çıkış 12:24-27)
PASKALYA
İnciller’de yer alan bilgilere göre Hz. İsa, Fısıh bayramının ilk akşamında havârileriyle birlikte geleneksel Fısıh yemeğini yedikten sonra yakalanıp ertesi gün çarmıha gerilmiştir (Matta, 26-27; Markos, 12-15; Luka, 22-23; krş. Yuhanna, 19/14-18). Fakat son akşam yemeğinde havarilerine söylediği gibi ölümünün üçüncü gününe denk gelen pazar günü dirilmiştir (Matta, 28/1-7; Luka, 24/1-7). Bu hadiseyle bağlantılı biçimde erken dönemlerden itibaren hristiyanlar pazar gününü haftanın en kutsal günü, Fısıh bayramı haftasını da yılın en kutsal dönemi olarak kutlamışlardır (a.g.e., s. 10).
Hanif TÜRK