KÂFİR’İN SEYİR DEFTERİ

Halk lâf etti RESÛL’e! Bilir misiniz niye? ‘ÂLÎ’yi o, Îsâ’ya aynen benzetti!’ Diye:

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“KÂFİR’İN SEYİR DEFTERİ”

I ÖLÜM !

Eren hariç, açıkça ALLAH etmiştir beyân:

Olmayacak hiç kimse ateşe uğramayan!

Zîrâ canın, hem melek ! Hem şeytandır! Dokusu!

Onu kurtarır ancak! HAK dokunun kokusu!

Yüzdeki yedi delik! Cehennem için kapı!

Vicdânla sekiz olup alır RABB’inden tapu!

‘“Her kapıdan bir toplum girer imâmı ile!”’

Ateşten korkan! Sağken gerçek imâmı bile!

Halk lâf etti RESÛL’e! Bilir misiniz niye?

‘ÂLÎ’yi o, Îsâ’ya aynen benzetti!’ Diye:

Demişti: “Sırrı açsam! Halk ona da ALLAH” der!

“Kulu ortak koştuğu için ateşe gider!”

Bu sırrı ilk kez açsın! HAKK’ın izniyle fakir!

‘Son nefeste hiç kimse olmasın’ diye hakîr ;!

‘“Perde kalkar!”’ ‘“İnsâna gelince en son anlar!”’

‘“Îsâ’yı görüp neymiş benzetmeden kast, anlar!”’

‘“Vücûdundan çıkarak!”’ ‘“HAZRET-İ ÂLÎ onun!”’

Der: ‘“Gel bana secde et!”’ ‘Artık gelmiştir sonun!’

‘“Sözünü tutan secde eder!”’ Gelerek vecde!

Omurgası yataysa! HAKK’a edemez secde!

‘“RAHMÂN’a, heybetinden bakamaz!”’ Nefes gider!

Yalnız! Keşke Dünyâda ‘“Ben toprak olaydım”’ der!

Yâni “Toprak babası” denen ÂLÎ’yi tanır!

‘“ALLAH’ın fıtratı”’na ihânetten utanır!

MUHAMMED ÂLÎ mevcûd! Her evren! Her katmanda!

‘“Âlemlerin RABB”’idir! Her kılıkta! Her anda!

Dışında onları sev! İçinde bul RAB edin!

Kendi öz dokuna tap! İşte bu katıksız dîn!

II YÜCE DÎVÂN !

‘“Secde”’ işi, bitince! Kurulur yüce dîvân!

Geçip Arşa oturur! Çok şâhâne bir civan!

Mîrâç gecesi RESÛL onu görmüştü böyle!

Âdem’den daha güzel şekil olur mu söyle!

‘“Biz”’ denen özlerimiz, yedi sıra hâlinde!

RAHMÂN’ı çevrelerler! Onlara ‘“YÜCELER”’ de!

RAHMÂN yanında durur! Özlerin çıktığı Rûh!

Dişi adı ‘“SEKÎNE!”’ Bunu bilmez ham güruh!

‘“RAHMÂN’ın söz verdiği kimse konuşur ancak!”’

MUHAMMED dedi: “Bu zât yalnız ÂLÎ olacak!”

Boynunu bükmüş suçlu, bu huzura alınır!

‘“Biçimi tanık olur ona!”’ Şaşıp kalınır!

Kâfir hiç yargılanmaz! Sûratı ele verir!

RAB der: ‘“İkiniz atın onu!”’ Korkudan erir!

III ARÂF !

MUHAMMED ÂLÎ, zâten ‘“Arâf”’ta durur! Niçin?

Herkese ‘içli dışlı tanık’ olduğu için!

Halkı ikisi böler ‘“Arâf”’ta sağa sola!

‘“Her kişinin kimliği, yüzünden belli ola!”’

Peygamber düşmanını MUHAMMED teslim alır!

HAK dost düşmanlarıysa! İMÂM ÂLÎ’ye kalır!

Zîrâ ‘“RESÛL herkese canından daha yakın!”’

“ÂLÎ de benim canım” dememiş miydi bakın?

Anne baba hakkı bu! Hiç affedilmez nankör!

‘“Arzda sözünden dönen, cehenneme gelir kör!”’

İlk sorulur ‘tuttu mu diye RABB’e sözünü?’

Yâni bulabildi mi? Sağken kendi özünü?

Sorguda ‘iki yüzlü’, yâni ‘“Kâfir”’ çıkarsa!

Dünyâda iken işi, EHLİBEYT’i inkârsa!

‘“Kavrarlar ayaklar ve alnındaki saçından!”’

Gelmiştir! Cehenneme fırlatılacağı an!

‘“Yüzünü korumasın diye ateşten, eli!”’

‘“Boynuna bağlanır el!”’ Budur küfrün bedeli!

‘“Yüzü zaten siyahtır”’ onun yanmadan bile!

Sûratı kaplı zîrâ! Kapkara kıllar ile!

‘“Ayaklarında zincir,boynunda demir halka!”’

‘“Yüzüstü sürüklenir ateşe, düşe kalka!”’

IV CEHENNEM !

“Hor ve hakîr kılıkta”’ o, cehenneme varır!

‘“Ateşi gördüğünde bekçilere yalvarır!”’

Zebânî der:‘İçinde iken HAK dost ve RESÛL!

İblîsinle çiftleştin! Alev ile al gusül!’

‘“Ateş hak mıymış? Diye sorar müezzin”’ ALÎ!

‘“Hakmış diye yanıtlar! Akkor olmuş ahâli!”’

Saklayamaz içini, kimsenin dışı artık!

‘“Deri yandıkça çıkar, başka başka yaratık!”’

İrin olup fışkırır tenden! Alev alev ter!

‘“Bir değil, binlerce kez ölüp yok olmak ister!”’

‘Kara taşı’ öpmeyen! Karararak olur taş!

Denir, ‘“Dön nûrunu bul, sayısız kalıbı aş!”’

‘“Ateşte ısıtılıp halktan çaldığı para!

Yapıştırılır ona, hiç verilmeden ara!”’

Ağır işler altında, yorgun, bîtab ve ezgin!

Ne uyku var! Ne durak! Kamçı yemekten bezgin!

Çalıştırmıştı halkı! Hiç çalışmadan kendi!

Denmişken ona! RAB’den başka yoktur efendi!

‘“Ateşte tartışırlar, boş îmâmları ile!”’

Derler:‘“Kandık sizdeki o becerikli dile!”’

Önderler der: ‘Sizi biz değil! Şeytan avladı!’

O şeytanın,‘“Emreden bencillik!”’ Dinde adı!

Derken bu kez! Zâlimle kurbânları tartışır!

Bizi, ‘Mahvettin’ diye yakasına yapışır!

Sonra hepsi zorbayı, HAKK’a şikâyet eder!

Ya RAB; ‘Sen bu zâlime bizden çok azab et’ der!

Cevap şu:‘“Her ikiniz görecek eşit azab!”’

‘“Hak etmedikçe toplum!”’ ‘“Uyanmaz bende gazab!”’

‘“Ama isyân et ona!”’ ‘“Hak etmemişsen şayet!”’

‘“Ancak sizden olana itâat et”’ der âyet!

M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA – 03.07.1999