"M"

Bir çok dilde ‘M’ ile başlar ‘Anne’ ve ‘Madde!’ Aynı kökten türeme! Câhilsen tesâdüf de!

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“ M ”

Hem RAHMÂN hem RAHÎM’in kök sözcüğü rahmettir!

Ve bütün âlemlere rahmet olan AHMED’dir!

HAMD edilen ALLAH’ın adı ‘“RABB-ÜL-ÂLEMİN!”’

HAMD ve AHMED ayni harf! Yâni ‘MUHAMMED EMİN!’

MUHAMMED’e miraçta ‘“Emin”’ olan HAK indi!

Emânetini verip de halîfe edindi!

Bu emâneti ne yer ne gök taşıyamadı!

HAK indinde bu yüzden ‘“EL ÂLEM”’ oldu adı!

Kim HAKK’ı taşır hakkı ile, Âdem’dir ismi!

Sîna’daki mübârek ağaca benzer cismi!

Âdem olmayanlara ‘“Zâlim”’ der ALLAH! Niçin?

‘“Kitabı merkeb gibi yüklendikleri”’ için!

AHMED,MAHMUD,MUHAMMED,MUSTAFA,RAHMET ve ÜM!

Hepsinde ‘M’ zikri var! İşte burada düğüm!

M şimşeğin simgesi! Zikzaktır yılan gibi!

Onu zaptedebilir ancak Asâ sâhibi!

Asâ sâhibi Mûsâ ‘“Su üstünde Arş”’ gibi!

Yüzerken kundağında oldu HAKK’ın nâibi!

Baş harfi ‘M’ çıkarak belkemiğinden onun!

Nefsin radyasyonuna dedi ‘Gelmiştir sonun!’

‘M’ yâni su demektir dalga dalga cereyan!

‘“Arş su üstünde durur”’ diyor tanrısal beyân!

‘“Her diriyi biz sudan yarattık”’ diyor RAHMÂN!

Diri kalmak istersen AHMED’den dile aman!

Aman ile MUHAMMED bu yüzden aynı eder!

Her biri ‘Doksan iki!’ Harf harf toplarsan eğer!

Kâinat niçin altı günde halk oldu deme!

RESÛL’ün beş isminde var tam altı tane ‘M!’

Dirilik yâni hayat ALLAH’ın ‘“HAY”’ ismidir!

İnsândaki ‘“RÛH”’ odur! Kalan ölü cismidir!

‘“Arşı taşır dört melek!”’ Ve ‘“Cenneti dört ırmak!”’

Yüzde de dört oluk var! Ağız, burun, göz, kulak!

Yeryüzü suyla yeşil! Ve yeşil ‘HIZIR’ demek!

İlyas’ı bulmak için sarfet ömrünce emek!

Mûsâ iki ırmağın birleştikleri yere,

Varmadan rastlamadı HAKK’a en yakın ere!

O er kayığı deldi! Geçer iken ırmağı!

Nefsini del Rûhu bul! Yırtılsın benlik ağı!

‘“Böğürdü Samiri’nin tunçtan dökme heykeli!”’

Bir avuç ‘yeşil toprak’ katmıştı zîrâ eli!

Yeşil ağaçtan iki dal al! Sürt birbirine,

Ateş çıkarır yine! Yeşildeki bu nûr ne?

Kesilip odun olur yeşil olmayan ağaç!

Yağmur, rahmet aynı söz! Kurumadan çiçek aç!

Çiçek ekip kabire dökerler bir testi su!

Bunu ölmeden yapmak aslında en doğrusu!

Çiçekle ‘“Şehâdet et”’ bahara toprak gibi!

‘“Arz’ı başka bir Arz’a çevirir”’ HAK nâibi!

Yoksa, her öldüğünde seni bir ‘“Balık yutar!”’

‘“Zikri öğrenene dek seni karnında tutar!”’

‘Söz verdiğin RABB’ini hatırlamaktır zikir!’

‘“Sana Şah damarından yakın O!”’ Eyle fikir!

‘Hazret-ini gaflettir’ Arz da en büyük günâh!

Tövbe et! Özür dile özünden! Odur İLÂH!

Bir kez hazret oldun mu artık ölmek yok sana!

Ya ‘Gayb ereni’ olur, ya girersin insâna!

Secde yeri öpmektir toprak tene girerek!

Rahmet olana mutlak toprağa düşmek gerek!

‘“Billûr fanus içinde olursun evrensel mum!”’

Senden yanar yanacak bütün mumlar bilûmum!

ALLAH bile bak gökte kalmayıp yere indi!

Penceresiz toprak bir evi mesken edindi!

Işığın pencereye olmaz ki ihtiyacı!

Kalbde ona pencere açamamak ne acı!

HAK bile HAK’tan başka benzemezken kimseye!

Kendini bir aynada görmek istedi! Niye?

‘M’ denen suya baktı o birtek olan ‘“Ehad!”’

‘“AHMED”’ oldu gördüğü sûrete verilen ad!

Son yanan mumun nûru ile aynıdır ilk nûr!

Nûr sayısı artmadan ‘“NÛR ÜSTÜNE NÛR”’ konur!

‘MUHAMMED İBN ABDULLAH’ bu ‘“Nûr”’ ile eşittir!

Bu nûr kimde parlarsa HAK indinde reşittir!

‘“Reşit ile yarattı”’ der Tevrât’ta ilk âyet!

Reşit hem ‘“Hikmet”’ hem ‘Baş’ hem demektir ‘Nihâyet!’

Bir çok dilde ‘M’ ile başlar ‘Anne’ ve ‘Madde!’

Aynı kökten türeme! Câhilsen tesâdüf de!

‘“Kıyâmet”’ tanımıdır MUHAMMED’in kendisi!

Âlemlere bürünmüş! Âlemin efendisi!

Kâinata ÂLÎ’dir RÛH! Ve MUHAMMED TÜRAB!

İkisinin toplamı bu yüzden ediyor RAB!

M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

İZMİR – 07.04.1998