NOEL HEDİYESİ
‘“İsa, Petrus’a dedi kıyâm sırrımı sakla!”’ ‘Zîrâ ÂLÎ olarak dirilmem sığmaz akla!’
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
"NOEL HEDİYESİ"
A : BİR ŞÂMANIN DENEYİ
Şöyle anlatır râhip K... mûcize deneyi:
‘İnanmazdım! Lâmalar bana savunsa neyi!
Şefleri bir şâmandı, ben hep alay ederdim:
‘Ölen lâmanın rûhu bebeğe girmez’ derdim!
Bu sataşmalarımdan rahatsız olup gâyet,
Şâman! Kanıtlamayı kabûl etti nihâyet!
Bir mağara mâbede girdik lâmalar ile!
Dört aylık bebeğini getirdi bir âile!
Kapıya bekçi kondu! Çıkarıldı anne de!
Tek bir şart vardı: Herkes susmayı kabûl ede!
Ortaya yattı bebek! Ve şef, terimi sildi:
Duvarlara dayanıp lâmalar taş kesildi!
Şâman yere bakınca! Bir ölü gibi kaldı!
Bebek ayağa kalktı! Benim aklımı aldı!
Önümde bağdaş kurdu! Bu mûcize yaratık!
Tibetçe ünlü sözü tekrarlıyordu artık:
‘Ben Budha’yım!’ ‘O eski lâmayım!’ ‘Ben rûhuyum,
Onun yeni bedende!’ Bende felç oldu duyum!
Dudağımı ısırdım! Gözlerimi kapadım!
Açtım ! Rüyâ değildi! O attı iki adım!
Gelip minik elini benim elime koydu!
Elinin sıcaklığı sanki elimi oydu!
Rûhumu tarıyordu! Bana diktiği gözü!
Gözü! Gözden ziyâde andırıyordu közü!
Minik maske ardından! Bana şef bakıyordu!
İçimde sanki volkan patlamış! Akıyordu!
Dayanamayıp örttüm elimle ben gözümü!
‘Inga’ sesi duyunca! Geri aldım sözümü!
Bebek yere yatmıştı! Tepinip oynuyordu!
Yaşadığım şok! Beni son derecede yordu!
Şâmana dedim: ‘Şimdi sen ver bana ipucu:
Bebeği vursa idim! Ne olurdu sonucu?’
‘Yavaş vursan! Olurdun bebek öldürmüş cânî!’
‘Ben de ölürdüm’ dedi! Eğer vursaydın ânî!’
Aydınlattı herşeyi! Şâmanın bir çift sözü:
Rûhunu nakletmişti bebeğe! İşin özü!
Bu deneyi izledim Blavatski ile:
Dedim ‘gizli tut!’ Sonra bu değerlendirile!’
B : MESİH’İN KİMLİĞİ
Değerlendiremedi onu kimse tamamen!
Mesih’in kimliğini ben açıklayım ilmen:
Bir aday, Hakerenden ışın aldığı vakit,
İsmiyle şükrederdi! Tamamlanınca akit!
‘İlyas’ adını ÎSÂ da bak! Son anda andı:
‘MESİH yaptın beni sen!’ Diye içti son andı!
Ölmeden önce öldü bir çeşit! Yâni Arzda!
‘Ölümsüz kimliğiyle!’ Dirilerek bu tarzda!
İncil yanlış çevirir kasten ‘son sözü!’ Niçin?
Çarmıhta öldüğüne kanıt olması için:
Güya o demiş: ‘İLYAS! Beni terkettin!’ ‘Niye?’
Halk da şaşmış! İLYAS çok önce öldü diye!
Kilise ‘“Baba! Baba! Dedi, İlyas değil! Der!”’
‘Eli’ ismini, ‘Avi’ diye tercüme eder!
Doğru sözden boşuna oysa Papa etti çark!
‘Baba’ deseydi de o! Hiçbir şey etmezdi fark:
‘Işın’ alan! Erenden çünkü doğar yeniden!
Hakerenine ‘baba’ demesine bu neden!
‘“Âdem ‘yüz otuz sene’ tuttu ‘tövbe’ orucu!”’
‘“ALLAH’ın dini!”’ ‘“Tövbe!”’ Kabulüne ipucu!
‘“O yıldıza and olsun”’ miraça bak! ALLAH der!
Bu söz de, ne tesadüf! Aynen ‘yüz otuz’ eder!
‘“Petrus yüksek bir dağda iken kamaştı gözü!”’
‘“Giysisi güneş gibi oldu! Parladı yüzü!”’
‘“İlyas ve Mûsa! Îsâ ile konuşuyordu!”’
İlyas! Mûsa! Kayboldu! Bunu hayâle yordu!
‘“Îsâ’dan râzı oldum!”’ ‘“Dedi gökten gelen ses!”’
MUHAMMED, Mûsa! İlyas, Harun! Gibi! Burda kes!
‘“Ayni ses dedi oldun gerçek Âdem evlâdı:”’
İlk ikiz gen! ‘“ALLAH’ın fıtratı”’nın milâdı!
‘“İsa, Petrus’a dedi kıyâm sırrımı sakla!”’
‘Zîrâ ÂLÎ olarak dirilmem sığmaz akla!’
İncil ‘“Yahya dirilmiş İlyas’tır”’ diyor! Niçin?
‘“Ateş arabası”’yla göğe çıktığı için!
Binerken! ‘Hırka’sını, El Yesa’ya bıraktı!
‘Radyasyonu!’ ‘Hırka’dan öğrencisine aktı!
‘“İstemişti İlyas’ın rûhundan o iki pay:”’
Artık koynunda doğdu onun! Güneş ile Ay!
‘“Ölüleri diriltti!”’ ‘“O da mürşidi gibi!”’
O da olmuştu ‘“Mesih:”’ ‘“Kitab ilmi sâhibi!”’
‘RESÛL’ün hırkası’na! Sâhip çıkalım kesin!
Ölmüşken! Bak dirildik! Hedefiyken herkesin!
‘“Yüce Meclis”’ten indi! Şimşek gibi bir ışın!
Türkiye’yi kurtardı ‘mavi gözlü sarışın!’
‘İLYAS’ adını ÎSÂ bakın andı iki kez:
Hem İLYAS ! Hem YAHYA’ya! Şükretti! Bilsin herkez!
‘“Îsâ der: ‘İLYAS geldi !’ Ama halk anlamadı!”’
‘Kastettiği resûlün zîrâ YAHYA’ydı adı!’
‘“Gizli yalvardı!”’ ‘“Evlât ver”’ diye Zekeriyâ!
‘Özüne hitâb etti’ demek bu! Yok hiç riyâ!
Başka duâya ALLAH! ‘Dilenci duâsı’ der!
Bir sadakayla savar! Şükretmezse! Red eder!
Hem de‘“Senin katından!”’ ‘“Ver!”’ Dedi Zekeriyâ!
‘“RAHMÂN”’ titreşiminde verdi! ZÂT-I KİBRİYÂ!
‘“ÎSÂ, YAHYA’dan yüce doğmadı kadından!”’ Der!
‘“ZEKERİYÂ’nın oğlu YAHYA ER RAHMÂN”’ eder! (329)
‘“Yahya, ALLAH katından!”’ ‘“YÜCE MECLİS’in”’ başı!
Îsâ gibi seçkine! Ancak yapar HAK aşı!
ALLAH yalan söylemez:‘“YAHYA’nın adı eşsiz!”’
Başka bir isim değil İLYAS! Anlayınız siz!
‘“Rûh temessül etti”’ der bakın! Meryem’e RAHMÂN!*
YAHYA’nın benzeri, RÛH! O üflediği zaman!
Bak! ‘“Cibril Meryem’e der Elizabet kısırdı!”’
‘“Ona da ben üfledim Yahya’yı!”’ Bu bir sırdı:
‘“Yahya’ya annesiydi altı aylık hâmile!”’
RAHMÂN rahimden geçmez! Soyut kimliği ile!
‘“Şeffaf rızık”’la Meryem! Zâten buna hazırdı:
Titreşimi ‘ÂLÎ’ydi! Beklediği HIZIR’dı!
ÎSÂ ALLAH’ın oğlu değil! Onun evlâdı!
Yâni ‘vücûd verilen’ anlamındadır adı!
HIZIR! İLYAS! Ve YAHYA! Hep var kıyâmete dek!
HAK, ‘ÂLÎ!’ Mason, ‘HİRAM!’ Der ! Tevrat, ‘“MELK-İ SEDEK!”’
‘“En ÂLÎ hayır HİKMET!”’ Çünkü ‘“KİTAB BİLGİSİ!”’
‘“YAHYA bebekken, vardı HİKMET ile ilgisi!”’
‘“Beşikte konuşurken”’ MESİH’de konuşan kim?
İsmini söylemeyim! Anladınız nitekim!
Kimi der ‘MESİH simge!’ ‘Îsâ hiç yaşamadı!’
Yahudi kitabı var: ‘Yalancı Mesih adı!’
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 02.01.2002
* Temessül etmek = birinin benzeri olarak gelmek
* Kıyâm = dirilme
* İbranice : Hiram = Rahmi (Arapça = Rahmet)