ÖZ UZAYLI

Salât namazsa! ALLAH, ona secde mi eder? Namaz Farsça! Kur’anda ALLAH ona ‘“SALÂT ”’der!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

"ÖZ UZAYLI"

İDRİS ilk öz uzaylı! Kâlb gözünü artık aç!

İsâ’yı ışınladı bodrumda! Yattığı haç!

‘“Koynundan güneş gibi çıktı Musa’nın eli!”’

‘“Alevlerle yıkanıp İbrahim!”’ Yaptı mîrâç!

‘“Yıldız üstüne ALLAH yemin ediyor!”’ Niçin?

Işıl ışıl bir 'beşgen' yıldız da! Onun için!

‘“Sağa sola kaymadı!”’ ‘“Bir an RESÛL'ün gözü!”’

Omurilikte saklı yedi gök! Aşkla geçin!

Mîrâçta farz olmuşken ilk kez! Namaz ve secde!

RESÛL dimdik konumda! Şokla sokuldu vecde!

Er de! “Orta direk ol tapınakta!” Der İsâ!

Seyyar çadırdan vazgeç! Sen artık gel sadede!

Yatıp kalkma değildir yâni! ‘“Dosdoğru namaz!”’

Işık alışverişi ALLAH ile! Yapan az!

“Namaz gözümün nûru” diyor bu yüzden RESÛL!

Gece kılınmalı o! Gündüz ışık aranmaz!

Ezan, güneş doğmadan ve batmadan az önce!

‘Nûru karşılamak ve selâmet’ demek bence!

ALLAH’ın ‘“Nûr”’ adıyla ayni sayı MUHAMMED! (287)

‘“ALLAH da salât eder Resûl'e!”’ Bu sır ince!

Salât namazsa! ALLAH, ona secde mi eder?

Namaz Farsça! Kur’anda ALLAH ona ‘“SALÂT ”’der!

HAK ve Resûl arası, bir ‘nûr’ bağlantısı bu!

Göbek kordonu ile bağlan da! Olma heder!

Bak kendi nûru ile beslenir! ALLAH bile!

Namaz neden insana farz? Artık fikredile!

EHL-İ BEYT’e selâmsız! Namaz kabûl edilmez!

Nûr kirlenmez! Bakire! ‘“Sekine”’ düşmez dile!

‘“İsâ dostlara ‘şafak yıldızı’ vaad eder!”’

ALLAH ‘“Kadir gecesi ‘fecre kadar’ selâm”’ der!

Rûhun ile kucaklaş! ‘ÂLÎ artı FÂTMA O!’

HASAN HÜSEYİN güzel demek! Hakkını öder!

ALHİM:Üç! Bir! Dört!! Bir! Beş! Pi! Yâni bir dâire!

Çoğul! Erkek ve dişi! Hem sefir! Hem sefire!

ÖZ uçan dâireler! HAKK’ın halifeleri!

Topluca Âdem denir! Kalanı vesaire!

Her mesaj! İç uzaydan geldi! Buna ol emin!

Çünkü ‘iç uzaylılar!’ Amacıdır âlemin!

‘“HANİF DİN”’ toplumundan insânlık oluşunca!

Âlem iç uzay olur! HAKK’a bu idi yemin!

İç uzayda boyut yok! O sonsuzluk cenneti!

İlk noktanın içinde! Duy ÂLÎ’ye minneti!

O noktaya giremez! Ne cin! Ne can! Kovuldu!

Dış uzay, evrenimiz! Bir cehennem lâneti!

Aynen hücreye benzer! Herbir güneş sistemi!

Zarı, burçlar ! Güneşi, çekirdek! Öğren emi!

Gezegenler, nötronlar! Birinde fizik hayât!

Kalanında, şeffaflar! ‘Mağara’nın erdemi!

Hücre mahkûmu herkes! Çünkü zarı delmek güç!

Burçları aşmak için, gerek ışık üstü güç!

Kuantum olunsa da, yine kozmosta mahpus!

Açıl susam açıl de! Mağarada kutsal üç!

Yedinci iç uzaya, Budistler der ‘Nirvana!’

Ordadır ilk yediler ! İle öz baba ana!

İnerler âlemlere ‘rahmet’olarak onlar!

Herkes özünü bulup onlar ile boyana!

Yedinci iç uzayın üstü, ALLAH’ın yeri!

Olabilir orada konuk! ALLAH'ın eri!

Ancak kıyâmete dek, inip rahmet olamaz!

Bunu öder! Kalarak akranlarından geri!

İç uzayın, dostlara her an açık kapısı!

Işıkla beslenilir! Zaman dışı yapısı!

Önceki evrenlerden çıkan zatlarla dolu!

Yâni ‘“En eskiler”’in elindedir tapusu!

‘“ALLAH’ın yakınları”’, bu erenlerin ismi!

Ele geçirilemez! Çünkü rûhun yok cismi!

‘“Kur’anı biz öğrettik!”’ ‘“İnsanı biz yarattık!”’

Derler! Arşda yedi saf, yaparlar geçit resmi!

Aslında! ‘“Rûh”’ olarak şekilsiz iseler de!

Şeffaf insan olurlar! ‘“Son sınır”’ denen yerde!

Arzda fark edemezsin! Her organı tamamdır!

İster ‘“Kitab bilgini!”’ ister ‘“HIZIR İLYAS”’ de!

‘“Meryem yıkandı!”’ Yâni olmuştu şeffaf beden!

Kendi gibi şeffaftı! Onu hâmile eden!

‘“Yahya hikmetle doğdu!”’ ‘“Bebek İsâ, konuştu!"'

Şeffaf bedenle çıkar eren önce! Anneden!

‘“Kitab bilen”’ ve ‘Hızır’, her nebi ile çağdaş!

Zaman, hayâli sınır! ‘İç uzay’a gir de! Aş!

O an mekân da kalkar! Kalır sade vizyoncu!

Vizyoncu HAK! Yâni Gayb! Gayb’a girmek son uğraş!

Tevrâtta ‘kare başlı’, uzaylı! Var dört yüzü!

Dört elli ! Dört kanatlı! Her noktasında gözü!

Dört bilinç verdi bize ! Madenden insân’a dek!

Ama ancak ALLAH’tan gelir insânın özü!

‘“Bize bizden de yakın!”’ HAK değil! Ama ‘“Biz”’ler!

Kur’andaki bu âyet, en büyük sırrı gizler!

Hakeren aynen HAK’tır! Sadece kul farkı var!

Bunu kabûl etmeyen, şeytan yolunu izler!

ALLAH’a değil! ‘“RABB’e vermişken söz ezelî!”’

HAK, ‘bana verildi der sözlerin en güzeli!’

Ama HAK, Hakerenden yine de ayrı bir zât!

‘“RESÛL eli üstünde, var ALLAH’ın da eli!”’

‘“Üç kişi konuşurken, dinleyen dördüncü, HAK!”’

Bağımsız tek vücûda, ALLAH lâyık muhakkak!

Her ismi ‘“boş söz”’ değil! ‘“Ol”’ sesi çıkarır hep!

‘“Vücûd yapıp izinle!”’RABB’e eder iltihak!

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA- 29 EKİM 2000

* 287 = Arapça, 'EN NUR' = MUHAMMED İbn-i ABDULLAH

(ABDULLAH OĞLU MUHAMMED)