SUN’Î DESTANI

Kurulmuş bir robot kadar sun’isin! Sünnet oldun diye sanma Sünnî’sin!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

"SUN’Î DESTANI"

BEKTAŞ’ın radyasyonu bitti dersin!

Mevlâna’yla gizli alay edersin!

Sen nasıl ‘HAK dostu’, ne biçim ersin?

Mahşerde çıkacak foyan olmalı!

Kızılbaş’a çatma! Sen bir uyruksun!

Çünkü başın yoktur! Sâde kuyruksun!

Büyüklük taslayan bir uyduruksun!

Temelsiz olan ev, kayan olmalı!

Kurulmuş bir robot kadar sun’isin!

Sünnet oldun diye sanma Sünnî’sin!

Dînle ne ilgisi vardır penisin!

Cennet kızı sarmak rüyân olmalı!

Gerçeği çarpıtıp meddâhlık yapma!

Ashâbı öğren de HAK yoldan sapma!

İblîs gibi kendi vehmine tapma!

Cennetten kovulan, üryan olmalı!

Öküz kutsal olmaz! Tapsa Samiri!

Rûh inen seçkindir! HAKK’ın emiri!

Ateş, kızıl yapar soğuk demiri!

Hamursan, pişerken mayan olmalı!


Radiyallahı da çıkardın nerden!

HAK hoşnut olur mu hiç hâinlerden!

Gün battı, Hazretler Çıktı inlerden!

Postları lânete şâyan olmalı!

‘“SEKÎNE”’, Bekir’e niçin inmedi?

FÂTMA’nın gözyaşı niçin dinmedi?

Ayşe’nin öfkesi niçin sinmedi?

Bu sırlar bilene ayân olmalı!

‘RESÛL saçmalıyor’ diyen, Ömer’dir!

‘GADİR HUM sözünü’ yiyen, Ömer’dir!

Muhsin’e rahimde kıyan, Ömer’dir!

‘“O korkunç nâra”’yı duyan olmalı!

MUHAMMED’in sürgün ettiği Mervan,

Danışman atandı! Atayan Osman!

‘“RAHMÂN’ın huzurundan kovduğu şeytan!”’

Dünyâda kimlerdir, beyân olmalı!

Muaviye adı ‘Av Av’ demektir!

Av av’sa, Türkçe de havhava denktir!

Rızkı, kustuğunu tekrâr yemektir!

En iğrenç besinle doyan olmalı!

‘“Kadir”’de ağlayıp duâ edersin,

HÜSEYNİ keserler, ‘“Kader”’dir dersin!

Halkı aç bırakıp hacca gidersin!

Bu azgınlık! Yâni tuğyan olmalı!

Yezîde sövmezsen! Söven bulunur!

Cenâze namazın nârda kılınır!

‘“Elsiz ! Hem ayaksız! Kör haşrolunur!”’

Gözünü her seher oyan olmalı!

Bunlar ne sahâbe, ne de hazrettir!

Ahsenden esfele düşmüş sûrettir!

‘“Kitablarda yasak edilmiş ettir!”’

Suçları, secdeye isyân olmalı!

Tapma ÂDEM’edir! Aklını erdir!

Kur’an’daki ‘“Mel’un Ağaç”’ kimlerdir?

İslâm’ı öldüren bu hekimlerdir!

Diriyi kefene koyan olmalı!

Âdem Sâlih Rûhtur! Devesi tendir!

Özü RAHMÂN olup! Arşı itendir!

En günâhkâr insân! HAK incitendir!

Hesabı, en rezil bir an olmalı!

‘“Secde âyetleri!”’ Yüzden silinir!

Belinden kırılıp, sırrı bilinir!

Sürüne sürüne ŞAHA gelinir!

Alçak nikâhını kıyan olmalı!

Tersyüz edilirken müthiş ağlanır!

‘“Alnında saç biter!”’; ‘“Burnu dağlanır!”’

‘“Boynu yetmiş arşın iple bağlanır!”’

Ağır basan kefe, ‘“Sol yan”’ olmalı!

Kabirden karanlık rahme salınır!

Sırrını açamaz! Dili alınır!

Nice kalıplarda tutsak kalınır!

Akrabası! Yılan, çıyan olmalı!

Kıldan ince hem de kılıçtan keskin

Köprü, Zülfikârdır! Ol orda mekîn!

HAKK’ın düşmanına duymaz isen kin,

HAKEREN rütbesi rüyân olmalı!

‘“KAF, HA, YA, AYIN, SAD!”’ Kimin ismidir?

Aynada gördüğün! Kimin resmidir?

Mekke’de döndüğün! Kimin cismidir?

Perdesiz tapma ziyân olmalı!

ÂLÎ, kendi ‘“Rıza!”’ Ek rıza zâit!

Yüzü HAK ikrâmı! RAHMÂN’a âit!

‘“RABB’ine verdiğin sözüne şâhit!”’

O, ‘en yüce isme’ uyan olmalı!

Toprağın överek her an der ‘Ya RAB’

Övdüğü, hem MAHMUD ! Hem EBÛ-T-TURAB!

Anmayı kavra, olmadan harab!

Öteki tespihler riyân olmalı!

Besmele çekersin, B’yi bilmeden!

Nokta ol da kurtul! Her tür bölmeden!

Eren ona derler, daha ölmeden,

İçini dışını yuyan olmalı!

HAZRET, sende hazır nâzır Velîdir!

Elinden tuttu mu! HAKK’ın elidir!

‘“RABB’in miyim?”’Derse, cevap, ‘“Beli”’dir!

Ölünü dirilten ceryan olmalı!


‘“Meryem’e üflenen MESÎH!”’ Aşıdır!

O rûh yoksa! Vücûd mezar taşıdır!

HIZIR’ın kestiği, benlik başıdır!

Diri diri deri soyan olmalı!

Neye mâliksin ki! Pay edeceksin!

Zaman yok ki! Neyi tay edeceksin!

Yer denen şey yok ki! Sa’y edeceksin!

Buraksız yolculuk yayan olmalı!

Başka vücûd yok ki! Yakınlaşasın!

Sen bak da! Kendini sende aşasın!

Tohumunu dik ki! Kökün yaşasın!

Gözbebeği, nûrla doyan olmalı!

‘“Hû”’, köklü ağaçtır! Sîna’da biter!

‘EHLİBEYT’in ‘aşkı’ sineye yeter!

Derini kızartır! Alevden beter!

Alevîysen! Kızıl boyan olmalı!

ALLAH Hakerenle her an çevrili,

İlki Arş’ı tutar! Evrenin mili!

Uluğ’u! Mustafa Kızılkeçili,

Kendi özü bilip! Sayan olmalı!


M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA- 20.08.1992

(ÖNEMLİ NOT : Kıyametname kitabının bütün metinlerinde üç tırnaklılar Ayet ,iki tırnaklılar Hadis (Hz. Muhammed’in (s.a.a) gerçek sözleri),tek tırnaklılar Rivayet’tir.Cümle sonunda geçen sayılar; cümlede tırnak içinde geçen ‘kelimenin/kelimelerin’ Ebced ilmindeki sayısal karşılığıdır. Ebced ; Arapça’ya özgü sayısal şifreleme sistemidir.Buradan sonra yazılan kısmın yazarla herhangi bir ilgisi bulunmamakla beraber, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz. Kur’an çevirileri özgün bir şekilde yapılmış olup, hiçbir kaynak, kurum ve kişiden alıntılanmamıştır!)

Gadir-i Hum

Hicri 10. yılda, Veda Haccında, Zilhiccet’ul- Haram’ın 18. gününde, Mekke’den dönerken Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Gadir-i Hum denen yerde bütün ashabını bir araya topladı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in emriyle önden gidenler geri döndürüldü ve geride kalanların da oraya yetişmesi sağlandı. Şii ve Sünni birçok alim ve tarihçilerin rivayet ettiğine göre 70,000 kişi, imam Sa’lebi (tefsirinde) ve Sibt bin Cevzi’ye (Tezkiret’u Havass’il- Ümme fi Ma’rifet’il- Eimme’de) göre ise Gadir-i Hum’da 120,000 sahabe hazır bulunmuştur.

Peygamber-i Ekrem (s.a.a) minbere çıkarak oldukça uzun bir hutbe okudu. Bu hutbenin çoğu yerinde Hz. Ali (a.s)’ı övdü, Hz. Ali (a.s) hakkında inen ayetleri okudu. Oradaki Müslümanların dikkatini Hz. Ali (a.s)’ın yüce makamına çekti ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Ben size kendi nefsinizden daha evla değil miyim?”

Onlar; “Evet, evlasın” dediler.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.”

Sonra ellerini kaldırarak şöyle dua etti:

“Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak.”

Daha sonra bir çadır kurmalarını emretti, Ali’ye de o çadırda oturmasını söyledi. Orada hazır bulunan bütün ümmete şöyle buyurdular:

“Gidin Ali’ye biat edin; zira ben Allah-u Teala tarafından sizden Ali için biat almakla görevlendim.”

O gün Ali’ye ilk biat eden, Ömer, sonra Ebu Bekir, sonra Osman, sonra Talha, sonra Zübeyr idi. Orada tam üç gün boyunca Ali’ye biat ettiler.

KAYNAKÇA:

1) İmam Fahruddin Razi, “Mefatih’ul- Gayb” tefsirinde.

2) İmam Ahmed Sa’lebi, “Keşf’ul- Beyan” tefsirinde.Celaluddin Suyuti, “Durr’ul- Mensur” tefsirinde.

3) Ebu’l- Hasan Ali bin Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, “Esbab’un-Nuzul”da.

4) Muhammed bin Cerir Taberi, “Tefsir-i Kebir”de.

5) Hafız Ebu Naim İsfahani, “Ma Nezele Min’el- Kur’ân’i fi Ali’yyin” ve Hilyet’ul- Evliya’da.

6) Muhammed bin İsmail Buhari, Tarih c. 1, s. 375’de.

7) Müslim bin Haccac Nişaburi, “Sahih” c. 2, s. 325’de.

8) Ebu Davud Secistani, Sünen’de.

9) Muhammed bin İsa Tirmizi, “Sünen”de.

10) Hafız bin Ukde, “Kitab’ul- Velayet”de.

11) İbn-i Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih’inde.

12) İmam Ahmed bin Hanbel, “Müsned” c. 4 s. 281 ve 371’de.

13) Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Gazali, “Sırr’ul- Alemin”de.

14) İbn-i Abdulbirr, “İstiab”da.

15) Muhammed bin Talha eş-Şafii, “Metalib’us- Seul” s. 16’da.

16) İbn-i Meğazili eş-Şafii, “Menakıb”da.

17) Nuruddin bin Sabbağ el-Maliki, “Fusul’ul- Muhimme” s. 24 de.

18)Hüseyin bin Mes’ud Beğevi, “Mesabih’us- Sünne”de.

19) Ebu’l- Müeyyid Muvaffak bin Ahmed Hatip Harezmi, Menakıb’da.

20) Mecduddin bin Esir Muhammed bin Muhammed eş-Şeybani, “Cami’ul- Usul”da.

21) Hafız Ebu Abdurrahman Ahmed bin Ali Nesai, “Hasais’ul-Alevi” ve Sünen’de.

22) Süleyman Belhi el-Hanefi, “Yenabi’ul- Mevedde”nin 4. babında.

23) Şahabuddin Ahmed bin Hacer el-Mekki, “Savaik’ul- Muhrika” ve “el-Menh’ul- Melekiyye”de. (İbn-i Hacer, özellikle Savaik’in 1. babının 25 sayfasında bütün bağnazlığına rağmen şöyle diyor: “Bu hadis (Gadir Hadisi) hiç şek ve şüphe taşımayan sahih bir hadistir; içinde Tirmizi, Nesai ve Ahmed bin Hanbel’in de bulunduğu bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Gerçekten onu rivayet edenler oldukça çoktur.”)

24) İbn-i Mace el-Kazvini, Sünen’de.

25) Hafız Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah Hakim Nişaburi, “Müstedrek”te.

26) Hafız Süleyman bin Ahmed Taberani, Evset’de.

27) İbn-i Esir-i Cezri, “Usd’ul- Gabe”de.

28) İbn-i Cevzi, “Tezkiret’ul- Hevass’il- Ümme” s. 17’de.

29) Ebu Ömer Ahmed bin Abdurrabbih, “Ikd’ul- Ferid”de.

30) Allame Semhudi, “Cevahir’ul- Akdeyn”de.

31) İbn-i Teymiyye Ahmed bin Abdulhalim, “Minhac’us- Sunne”de.

32) İbn-i Hacer Askalani, “Feth’ul- Bari” ve “Tehzib’ut- Tehzib”de.Ebu’l- Kasım Muhammed bin Ömer Carullah Zimahşeri “Rebi’ul- Ebrar”da.

33) Ebu Said Secistani, “Kitab’ud- Diraye fi Hadis’il- Velaye”de.

34) Ubeydullah bin Abdullah Haskani, “Duat’ul- Huda ila Eda-i Hakk’il- Muvalat”da.

35) Rezin bin Muaviye el-Abdurey, “el-Cem’u Beyn’es- Sihah’is-Sitte”de.

36)İmam Fahr-u Razi, “Erbain”de. (Bütün ümmetin bu hadis hakkında icma ettiğini söylemektedir)

37) Mukbili, “Ehadis’ul- Mütevatire”de.

38) Suyuti, “Tarih’ul- Hülafa”da.

39) Mir Seyyid Ali Hemedani, “Meveddet’ül- Kurba”da.

40) Ebu’l- Feth, “Hasais’ul- Alevi”de.

41) Hace Parsa-i Buhari, “Fasl’ul- Hitab”da.

42) Cemaluddin Şirazi, “Erbain’de.

43) Abdurrauf el-Menavi, “Feyz’ul- Kadir fi Şerh-i Cami’us-Sağir”de.

44) Muhammed bin Yusuf-u Genci eş-Şafii “Kifayet’ut- Talib”in 1. babında.

45)İbrahim bin Muhammed Himvini, “Feraid’us- Simtayn”da.

46) Kadı Fazlullah bin Ruzbehan, “İbtal’ul- Batıl”da.

47) Şemsuddin Muhammed bin Ahmed Şerbini, “Sirac’ul- Munir”de.

48) Ebu’l- Feth Şehristani eş-Şafii, “Milel ve Nihel”de.

49) İbn-i Asakir Ebu’l- Kasım Dimaşki, “Tarih-i Kebir”de.

50) İbn-i Ebi’l- Hadid el-Mutezili, “Nehc’ul- Belağa Şerhi”nde.

51) Alauddin Simnani, “Urvet’ul- Vuska”da.

52) İbn-i Haldun, “Tarih” kitabının mukaddimesinde.

53) Mevla Ali Muttaki Hindi, “Kenz’ul- Ummal”da.

54) Şemsuddin Ebu’l- Hayr Dimaşki, “Esne’l- Metalib”de.

55) Seyyid Şerif Hanefi el-Curcani, “Şerh-i Mevakıf”da.

56) Yahya bin Şeref’un- Nebevi, “Tehzib’ul- Esma ve’l- Lügat”da.

57) Hafız Ebu Bekr Hatib-i Bağdadi, “Tarih-i Bağdadi”de.

58) Nizamuddin Nişaburi, “Tefsir-u Garaib’ul- Kur’ân”da. (Hakeza Taberi, İbn-i Ukde ve İbn-i Haddad Gadir hadisini nakletmişlerdir.)