TÂLÛT ve CÂLÛT
EHLİBEYTTİR içinde ‘“SEKÎNE”’ olan tâbût! Tâlût! Câlût! Ve Dâvud! Üç şifre verir MÂBUT!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
“TÂLÛT ve CÂLÛT”
Mûsâ’nın can kardeşi vardı! Hârun’du adı!
Tehdit etti ümmeti! Ama ona kıymadı!
Araplar hâin çıktı! Yahûdilerden bile!
RESÛL’ün Hârun’una! Vurdular kılıç ile!
O ÂLÎ ki doğmuştu! ALLAH evi Kâbede!
O ev ki ! Onu tavaf farz! Ezelden ebede!
Melekler taşıyorken başı üstünde Arşı!
Söz verenler çıktı bak ALLAH emrine karşı!
RESÛL’den sonra onu yapmadılar halîfe!
Lânet olsun! ALLAH’ın emrine muhalife!
Yahûdiler hakkında var bak şöyle bir âyet;
Peygamberlikle ümmet yetinmeyip nihâyet!
Dediler: ‘HAK göndersin bize seçkin bir kral!
Yönetsin! Kendi koyup bu dünyâ için kural!’
O vakit çıkıp geldi Tâlût adında bir şâh!
Nebîlerinden bile daha bilge pâdişâh!
Yahûdi dedi: ‘Bu da bizden birisi gibi!’
Hiçbir işâreti yok! Olamaz taht sâhibi!
Hâlbuki, işâretle o beraber gelmişti!
İşâreti sandıktı! Bu ne biçim bir işti!
Yanında bir tâbûtla gönderilmişti Tâlût!
Meleklerin başında taşınıyordu tâbût!
Tâbûttaydı Mûsâ ve Hârun’un emâneti!
Emânete affetmez ALLAH hiç ihâneti!
İki türlü sandık var: Ölü taşınan tâbût!
Bir de ‘“SEKÎNE”’ konan! Ona ‘“RÛH”’ diyor MÂBUT!
Âdem, ALLAH değilken! Secde emri var niye?
ALLAH, her bir ismiyle içinde mevcûd diye!
‘“İçinde Mûsâ olan tâbûtu! Taşıdı su!”’
‘“RAHMÂN, Arş’ın!”’ Arş suyun üstündedir doğrusu!
Sonra tâbûttan Mûsâ! Ve Mûsâ’dan dev çıktı!
Asâ da saklananın kim olduğu açıktı!
Tâlût dedi: tâbûta temiz olan dokunur!
‘Tevbe sûresidir’ o! Besmelesiz okunur!
ÂLÎ gibi, kendi de resûl değildi Tâlût!
ÂLÎ gibi, onunda düşmanı vardı; Câlût!
Câlût’u gören derdi ‘bu dev olmalı Deccâl!’
Halkı Tâlûta dedi: ‘Bu canavardan öç al!’
Tâlût dedi: ‘Birlikte cihâd yaparız ama,
Bir şartım var! İlk önce yapacağım sınama!’
Yolda su içmemekle! Tâlût halkı sınadı!
Pek çoğu içti! Suyun dünyâ hırsıydı adı!
Yanında kaldı! Dâvud ile birkaç neferi!
Onun taşıyla söndü! Devin gözünün feri!
Çünkü ‘“O taşı atan el! ALLAH’ın eliydi!”’
Ona verilen cevap ‘“O söz günü”’ ‘“Beli”’ydi!
ÂLÎ kâfire dedi; “Sen Kâbe’den ol beri!”
Mekke’ye ‘“BEKKE”’ dendi! İşte o günden beri!
Berat, beri ol demek! Bu sûre Besmelesiz!
B’den uzak kalınır! Özden habersizseniz!
Öz suyu gülden önce bak! Emmektedir diken!
Aslında güle bekçi o! Ele batar iken!
Şeytanın da demek ki var! Tâlûta görevi!
Şeytan taşlanan yere, yakın bak RABB’in evi!
HAK:‘“Dâvud, Âdem gibi Nebî ve halîfe”’ der!
Secde âyeti on dört! Beş ekle Dâvud eder!
EHLİBEYTTİR içinde ‘“SEKÎNE”’ olan tâbût!
Tâlût! Câlût! Ve Dâvud! Üç şifre verir MÂBUT!
M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 25.05.1999