TEVRÂT’IN SIRLARI
İlk iki sûresini kim çözerse Tevrât’ın, Öğrenir sırrı nedir ALLAH ile fıtratın! Fıtrat ortak merkezi! ALLAH ile Âdem’in! Merkezin ismi! ÂLÎ ile MUHAMMED EMİN!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
"TEVRÂT’IN SIRLARI"
1. SÛRE
‘“YÜCE MECLİS”’
İlk iki sûresini kim çözerse Tevrât’ın,
Öğrenir sırrı nedir ALLAH ile fıtratın!
Fıtrat ortak merkezi! ALLAH ile Âdem’in!
Merkezin ismi! ÂLÎ ile MUHAMMED EMİN!
Hiçbir yerde olmayan! İşte bu ikiz merkez!
Zaman ve mekân dışı çünkü! Öğrensin herkez!
‘Merkez’in ismi ile başlar Tevrât: ‘“BRAŞİT!”’
‘“YÜCE MECLİS”’ merkezin çemberi! İyi işit!
İç içe: soyut! Şeffaf! Fizik! Âlem ve Âdem!
Herşey! İçerden dışa yönetilmekte mâdem!
İlk sûre şifresi! ‘A!’ ‘“Adonai”’nin başı!
‘“Efendim”’ açıklıyor! Nasıl yaptı HAK aşı!
Âdem! İnsân türünün adı! Özel ad değil!
Büyük harflerle başlamaz! Önce bu sırra eğil!
Otuz iki kez geçer! İlk sûrede ‘“ELOHİM!”’
İlk Âdem’i fışkırtan RAB o! RAHMÂN ve RAHÎM!
‘“İlk Âdem RABB’e benzer! Hem erkektir hem dişi!”’
Elohim gibi! O da tam ‘otuz iki’ kişi!
Erkek ‘ve’ dişi diyor! Erkek ‘veya’ demiyor!
İlk Âdem’i mutlaka! ‘Çift cinsli’ olarak yor!
‘Onu’ değil! ‘“Onları”’ fışkırttı diyor âyet!
İlk Âdem’in! Bir kişi olmadığı net gâyet!
Elohim! İlk Âdemin daha da soyut özü!
İlk Âdem yâni Nûr’dur! Toprak değil! Aç gözü!
Ne cennette girdi o! Ne cennetten atıldı!
‘“Elohim tarafından ilk, ‘“Işık”’ yaratıldı!”’
‘“İlk ışık”’ ‘“Elohim’in rûhu!”’ Üç yüz eder! ‘Şın!’
‘“Sekine”’dir fışkırtan! MUHAMMED ÂLÎ ışın!
Süt dişlerini izler! Dörder tane sekiz diş!
Dört sınıf! Sekiz eren ordusu var! Belli iş!
Dört sınıfa işâret: Toprak! Ateş! Hava! Su!
‘“Sekiz cennet kapısı!”’ Sekiz eren ordusu!
Sperma ve yumurta! Yedi erenin işi!
‘“Hîkmet!”’ MUHAMMED ÂLÎ! Son çıkan akıl dişi!
Sekizinci eren o! İlk yedilerin başı!
Son çıkan ilk nokta o! İlk yedi için aşı!
Elohim çoğul özne! Fiili tekil! Niçin?
Elohim! Has özüyle bütün olduğu için!
‘“Elohim fışkırttılar demiyor”’ bakın âyet!
Erenler oluşturur! Bir tek vücûd! Net gâyet!
‘Has öz!’ ‘“HAK”’tan insâna kadar! Hep ayni ikiz!
‘“İp”’ bu! Sonunda der: ‘Biz omurgada ilikiz!’
‘“RAB ilk Âdem’e ‘çoğal’ değil! Boyutu aş der:”’
‘“Kendini fışkırt!”’ Diye öze işâret eder!
Bu şekilde çoğalır! EHL-İ BEYT üyeleri!
Her biri! İki cinsli olan ALLAH’ın eri!
‘İlk seçilen insândır!’ Âdem! ‘İlk insân’ değil!
Nebileri halk değil! HAK seçer! Öze eğil!
Ne fizik! Ne de şeffaf! Âlem yok ilk sûrede!
Hepsine ‘“Yüce Meclis!”’ Veyâ ‘“Sâbit özler”’de!
2.SÛRE
‘“YEHOVA”’
İkinci sûrenin bak! Sıra numarası ‘B!’
B : ‘“Beyt !”’ : ‘“Kâbe!”’ Cennet! Dış: cehennem! Bir harabe!
İkinci sûre başlar! ‘“YEHOVA!”’ adı ile!
İlk sûrede hiç geçmez bu ad! Dikkat edile!
‘“Yehova”’ öbür adı! Bilin ki İlk Âdem’in!
O! Hem erkek! Hem dişi! Aç: Yod – Heva! Ol emin!
Yehova! İlk sûrede fışkırtılan İlk Âdem!
Şeffaf RAB O! Elohim soyut özüdür mâdem!
‘“Yehova – Elohim”’dir! Bu yüzden onun ismi!
Eren ordusu! Fizik de olabilir cismi!
DÜNYÂ CENNETİ
‘“Melek der: Toprak Âdem olacak kan dökücü!”’
Âdem’den caydırmaya RABB’i, bak yetmez gücü:
‘“RAB Âdem’i yoğurup cennete koyar yine!”’
Çıplak o! Gereksinme yoktur ki o giyine!
İkinci sûredeki Âdem erkek! Bir kişi!
‘“Yehova”’ îmâlâtı: Âdem’den kopya dişi!
Erkeğin adı ‘Âdem!’ Toprağın ki ‘ademe!’
Gel de sen! ‘“Hanım için beyin tarlası”’ deme!
‘Ademe’ lâv toprağı! ‘Edom’ kırmızı demek!
‘Kızıl’ rengin hakkını vermektir! Borç ödemek!
Üç ana renk içinde zîrâ en dipte bu renk!
Yarı şeffaf bedene! Ancak bu renk gelir denk!
Yehova’nın dilini, anlayabilir mâdem!
‘Yehovaca’ öğrenmiş olmalı! Ondan Âdem!
‘“İlk öğretilen ona, demek RABB’in lisânı!”’
‘“Herbir hak ismi bilmek! Âdem yapar insânı!”’
‘“Bu dilde verdi Âdem! Her canlıya ismini!”’
Tanımladı hepsinin, iç yüzünde cismini!
‘“Kendisi açısından herbirini yokladı!”’
‘“Benden çok farklı!”’ deyip koydu bir hayvân adı!
Ama ilk kızı görüp der ‘kopyam bu!’ Denk bana!
‘“Olabilir bana eş! çocuklarıma ana!”’
RAB bu ‘ilk seçme çifti!’ Cennete koyar! Niye?
Yabancıdan koruyup işleyebilsin diye!
Cennette işçilik ve bekçilik için değil!
Cennette her meyve var! Sen toplamaya eğil!
‘Onu’ sözcüğünü bak! Hiç zikretmiyor âyet!
‘Korunan’ ve ‘işlenen’: Âdem! Bu açık gâyet!
‘“Cennette bekçiler var! Adları Kerrubiyan!”’
RAB arıtmak istiyor ilk iki geni! Uyan!
‘“RAB, EHL-İ BEYT’e sizi tertemiz isterim der!”’
‘Mıstıfa’ sâfileşmiş üm! Annen! Bilen ender!
On iki imâm’ın bak! Hem ‘mâsum!’ Hem ‘pâk’ ismi!
‘“ALLAH’ın fıtratı”’na ermiş! Aklanan cismi!
Cennet özel bir bahçe! Yüksek bir yerde Arzda!
Nesli korumak için yabancıdan bu tarzda!
Orada ‘“Kan dökmek”’ yok! Otobur insân! Hayvân!
Etobur oldu hayvân! İnsân et yediği an!
‘“Her canlının kökeni, RAB diyor kendi türü!”’
İnsân maymundan gelmez! Bu âyetten ötürü!
‘“YILAN”’
Cennette tek yabancı! Yılan! ‘“Kur’an İblis der!”’
Çifti sınamak için! ‘“İzin vermişti”’ Peder!
Ayni sayı ‘“Mesih”’ ve ‘“Yılan”’ sözcüğü niçin? (358)
Kıza ‘“Mesih”’ şeklinde yaklaştı! Onun için!
“Ölmeden önce ölmek!” İken ‘“Hayât ağacı!”’
Mürşit yılan olursa! İşin sonu çok acı!
‘Sırrı açıklayan’da!’ Demektir yılan adı!
‘“Hayât ağacını”’ ‘“HAK dedi senden sakladı!”’
‘“RAB ister dedi senin, hep ölümlü kalmanı!”’
‘“Her hayât nefesini yalnız ondan almanı!”’
‘“Ben kıskanç bir tanrıyım!”’ Der! ‘“Yehova bak sana!”’
‘Ölümsüz’ sıfatını! O esirger insâna!
‘“Tanrıya ortak koşmak!”’ Bu yüzden suç indinde!
Bak o der tek kurtuluş! ‘“Yaratım olan dinde!”’
‘Kocanla aşk! Üretim!’ ‘Ama ‘“yaratım”’ başka!’
‘“Yücelerden”’ biriyle! Şimdi sen başla aşka!
Çok sâf olan Havvâ’nın! Yılana yattı aklı!
‘Kâbil yılandan oldu’ der mason! Belki haklı!
‘“Âdem de yasak olan cinsel sınırı aştı!”’
İblis kazandı bahsi: ‘İlk iki gen yozlaştı!’
‘“İnsân oluşumunu bozacağım!”’ Demişti!
İnsânlık evriminde! Bu felâket bir işti!
‘Sertleşme’ simgesidir: başını diker yılan!
Aldatanın! Sürüngen olduğu da! Bak yalan:
Suçtan sonra RAB onu! ‘“Sürün”’ diyerek kovar!
Demek! Suç işletirken! Onun bacakları var!
Çocuk yapmak değildi! Yâni yasaklı olan!
‘Bu yüzden kovuldular cennetten’ savı yalan!
Sanma! Havvâ RABB’inden ‘sancı’ cezası aldı:
‘Doğum sancısı’ değil! ‘Doğumları!’ Çoğaldı!
Nüfus plânlaması! Vardı cennette yâni!
İlk çift! Dünyâda gördü! Bir sürü insân âni!
Her ikisi cenneti! Yâni gaybı yitirdi!
Açıkçası! Özüyle temasını bitirdi!
Mâsum da bak! Âdem’in kaderini paylaştı!
Âdem terfi ettikçe! Sınıfını o aştı!
‘“SÜRGÜN”’
‘“RAB dedi burdan çıkıp hepiniz çöle inin!”’
‘“Çıplak vücûdunuza bir de et deri giyin!”’
Bir yanlış çeviriye şimdi burada eğil:
Yılan da ‘çıplak’ idi! Yoksa o ‘kurnaz’ değil!
Cennette ‘çıplak’ yâni ‘şeffaf!’ Herşey ve herkez!
Arz’la birlikte! Yarı yoğun oldular ilk kez!
‘“KÂBİL”’
Cennetten sürülünce ! Kardeş katili Kâbil !
RAB ‘kana kan’ demedi ! Anlamak değil kâbil !
Hem onu ‘“Öldürene! Var yedi kere cezâ!”’
‘“Kâbil şehir de kurdu!”’ Mantık için ne ezâ!
‘Çok nüfus’ bulunduğu cennet dışında kesin!
Bir de şu soru vardır! Kafasında herkesin:
Kız! Mâdem yaratılan ‘ilk dişi’ye mukabil!
Kimle evlenebildi! Lânetlenince Kâbil?
‘“Âdem kan döküp fesat çıkaracaktır Arzda!”’
Demişti melek! Nasıl haklı çıktı bu tarzda?
Âdem’den önce! Çünkü böyle idi insânlar!
Bilge, Âdem’i ‘seçkin ilk örnek’ diye anlar!
İlk mâsum kurbân Hâbil! En yücesi HÜSEYİN!
Ermek için! ‘Kerbelâ’ yolunu benimseyin!
İki erme sistemi vardır: ilk ve son denir:
‘İsmail’ olunur ilk! Sonra ‘kurbân’ ödenir!
‘“Ş İ T”’
‘“RAB, Âdem ve Havvâ’ya sizleri affettim”’ der!
MUHAMMED ÂLÎ’den O! Birer sâf gen nakleder!
Bundan sonra doğmuştur! Dikkat et Hazret-i ŞİT!
Sayıca ‘HAK isminin kanıtına o’ eşit! (319)
Dokuz yüz on iki yıl yaşadı! Şifre sene:
‘Meryem oğlu Îsâ’nın benzeri o!’ Desene!
Şit’in rûhu ‘“İlk yedi”’ titreşimindedir bil!
‘“Yedi kez hesap verir, Hâbil’e kıyan Kâbil!”’
‘Yerine’ demek çünkü, bir sözcük olarak Şit:
‘Hâbil’in yerine’ RAB, onu sundu bir çeşit!
Hâbil Arzda ilk kurban! En son kurban HÜSEYİN!
‘“ALLAH’la helâllaşmak”’ yolunu benimseyin!
‘“ALLAH’la helâllaşmak”’ için! Ya özünü bul!
Ya da özü bulanı! başka yol değil makbûl!
‘“NÛH”’
Eksen kayması hariç Arz’ın! Tufân olmadı!
İkinci soyutlama yerinin ‘gemi’ adı!
Nûh da simge! İnançlı seçkin insânlar için!
Kâfir oğlu geminin dışında kaldı! Niçin?
Yine başka bir simge! Gemideki hayvânlar:
Bilge, ‘etobur devri başladı’ diye anlar!
Et protein demek! Ona en muhtaç beyin!
‘Akıl devri başladı yâni o zaman’ deyin!
‘“İlk defa şarap içen Nûh!”’ ‘“Yatmış kızı ile!”’
‘Maddeye ilk düşen Rûh!’ Demek bu! Keşfedile!
‘“İBRAHİM”’
‘“İbrahim çok yaşlandı ve kısır idi sara!”’
‘“İshak doğdu!”’ Sen bunu ‘Yahve geni’n de ara!
Bu oyunu! Yehova birçok kez tekrârladı!
‘“Elohim’in evlâdı oldu!”’ ‘“Doğanın adı!”’
‘“İsmail genç Hâcer’den dünyâya geldi!”’ Niçin?
Arabı! Yahudiden! Ayırabilmek için!
Yahudi! Yehova’nın tohumu demek! Anla!
Bu nedenle! Kaynaşmaz onlar! Başka insânla!
‘“Elohimle baş eden”’ demek! ‘“İsrail”’ ismi!
İkisinin de ayni genden! Öyleyse cismi!
Yahudilerden geldi! Bu yüzden birçok nebi!
Sandı kendini! Gökten yere inmiş ecnebi!
‘“HAK! İbrahim, İshak ve Yakub’un Elohim’i!”’
Her birinin ‘“Fıtratı!”’ ‘“ERRAHMÂNÜRRAHÎM’İ!”’
Ne İshak bir Yahudi! Ne de İsmail Arab!
İlk gen herkeste saklı! ‘“ALLAH her âleme RAB!”’
Yehova Yahudilere diyor bak ‘“Siz hepiniz,
‘Yüce’nin evlâtları!”’ Ve ‘“Elohimlersiniz!”’
Yahudi! ‘“YÜCE”’ kimdi! ÂLÎ! Kim anlamadı:
O ! Sistemde en yüksek güneşin rûhu adı!
‘“O dağıttı her rûhu! Gezegenlere bilin!”’
‘“Yahve – Elohim!”’ ‘“Düştü payına İsrailin!”’
Ve ‘“HAKK onu dışladı!”’ ‘“Seçkinken!”’ Usul usul!
‘Îsâ, hâindir’ dedi! AHMED, ‘yalancı resûl!’
O AHMED’e ki, “EMİN” derdi Yahudi! Niçin?
Hayâtında hiç yalan söylemediği için!
MUHAMMED ÂLÎ bozdu! Bil bu ırkçı oyunu:
‘“ALLAH’ın Fıtratı”’nda! Ara dedi soyunu!
‘“ALLAH’ın Fıtratı”’nın ‘“İlk Âdem!”’ Öbür adı!
‘“Fıtratı”’yla ALLAH’ın! Çünkü birdir milâdı!
‘“YUŞA”’
‘“Mûsa el sürdü: Yuşa ‘hîkmet rûhu’yla doldu!”’
Mûsa’nın son deminde! Has halifesi oldu!
MUHAMMED de! ÂLÎ’nin bak elini kaldırdı!
Çok az kimse! Halife tayinine aldırdı!
Halife atamadan! Hiçbir nebi göçemez!
Yarın ne der acaba! MUHAMMED’e üç çömez?
‘“Yuşa ölmeden önce, halkından aldı ahit!”’
‘“Herkes kendine!”’ ‘“Bir taş!”’ ‘“Hepsine oldu şâhit!”’
Artık sorma!‘“Kara taş!”’ Kâbe’ye kondu niye?
‘“İçinden çıkmadan o!”’ ‘“Sözü!”’ Tutasın diye!
‘“ ‘Yüz on’ yaşında öldü Yuşa! O, ‘Nûn’ evladı!”’
Ayni sayı! ‘Zülfikâr sâhibi’nin de adı!
Nûn : 5 - 6 - 5: Havvâ! Zîrâ H-V-H gibi!
Havvâ bâkire Meryem! Mesih de ‘“Nûn”’ sâhibi!
Âdem’deki Havvâ’ya, ‘İsis’ der eski Mısır!
Eşine de ‘OSİRİS!’ İlk Âdem en büyük sır!
‘“ATEŞ ARABASI”’
Her kutsal kitabın var! İçte yedi dokusu!
Birçok sûrelerinde mevcût ‘UFO’ kokusu:
‘İbrahim konukları!’ ‘Yakub’un merdiveni!’
‘Yuhanna’nın Vizyonu!’ ‘Zülkarneyn serüveni!’
Ve en önemlisi de ‘Peygamberin mîrâcı!’
Hepsini ‘rüyâ’ sanmak! Hem çok yanlış! Hem acı!
Eren, ya kopyasını ışınlar! Ya kendini!
‘Şeffaf vizyon’la dolu! ALLAH’ın herbir dini!
‘“İlk üfleme!”’ ‘“Cebrail”’ vizyonu! Öğren emi!
‘“RAHMÂN”’ vizyonu ‘“Mîrâç!”’ En son erme işlemi!
Madde değildir ki ‘“Rûh!”’ Ölçülsün ışık ile!
Her zaman! Her yerde o! Onun hızı yok bile!
‘“Mûsa değil de! Kutsal yurdu Yuşa fethetti:”’
‘“Güneşi durdurması gece!”’ ‘“Düşmana yetti!”’
Yasalarda rastlanmaz doğaya zıt bir ize!
Parlak UFO’ya, ‘güneş’ dendi! Budur mûcize!
‘“Çölde koruyucuyum size! Ve ‘yüzüm’ rehber,
Der Yehova Mûsa’ya!”’ ‘Yüzü’ gider beraber!
İnsânın ‘yüzü önde’: Rehber de önde gider!
Öncü giden UFO’ya! Yâni Yahve ‘yüzüm’ der!
‘“O der yüzümü görüp hiç kimse sağ kalamaz!”’
‘“Yüz yüze konuşurken”’ Mûsa sağ! Anlayan az!
‘“Ufo geçerken Yahve! Örttü onun gözünü!”’
‘“Lût’un eşi taş oldu!”’ ‘“Tutmayınca sözünü!”’
‘“Ordu komutanını Yehova’nın, görünce!”’
‘“Efendim deyip Mûsâ, yere kapandı önce!”’
‘“Pabuçlarını çıkar!”’ ‘“Dedi ona komutan!”’
‘“Çünkü ayak bastığın yer, çok kutsal bir vatan!”’
ALLAH her yerde! Arz’ın kendi kutsal ilk önce!
Çıplak ayak! Uzaklık! Ufo’ya kalkan bence!
Rus spiker sır verdi bana! Ne vakit içti:
Dedi:‘ormana düşen UFO çok ağaç biçti!’
Tevrât UFO’yu şöyle anlatmaktadır bakın:
‘“Göğün uzak ucundan ettiler onlar akın!”’ (x) Tevrât: İşaya, bab:13/5.âyet!
İlk Âdem gibi UFO! Var olan yok bir gölge!
Yoğunlaşır! Fizikse eğer indiği bölge!
‘“ELOHİM”’
Otomatik olarak! Kazanılmaz ‘Hak bilgi!’
‘“Hayât ağacı”’ sende! Uyandırmalı ilgi!
Sıradan aydın insân! Cennette barınamaz!
Cennette! Sâde ‘“Selâm”’ ile kılınır namaz!
Çift cinsli şeffaf iken! ‘“Benzeridir RABB’inin!”’
Tek cinsli fizik iken! RAB der ‘“Hak din”’ edinin!
‘“Şeytana uyup oldu, ALHİM’den biri gibi!”’
Ama aday olarak, ‘“KİTAB İLMİ SÂHİBİ!”’
Bak! ‘“ALHİM oğulları, insân kızları aldı!”’
HAK ve ÂDEM ayni tür! Yobazlar şaştı kaldı!
O melez çocuklara! Tevrâtta denilir ‘“Dev!”’
‘“Tufânda sağ kaldılar!”’ Ölümsüz olman ödev!
‘“İnsânı HAK kendine benzer yarattı mâdem!”’
‘Ölümsüz’ olacaktır birgün mutlaka Âdem!
‘“Hayât ağacı”’ ile! RAB yeniler kendini!
İşte bu yüzden farzdır! İnsâna ‘“FITRAT DİNİ!”’
‘“Fıtrat dini”’nin! ‘“KİTAB İLMİ”’ öteki ismi!
Sâhibi ‘Hızır – İlyas’ olur! Var ve yok cismi!
Hakeren de! Çift kutuplu! Hep diri ! HAK gibi!
‘“RAHMÂN – RAHÎM!”’ ‘“Yod – Heva!”’ ‘“Oğlan – Hûri!”’ Her biri!
Ama herşeye karşın! Hakeren ALLAH değil!
ALLAH ve kul farkına! Ortak koşmadan eğil!
HAKK’ın vücûdu! Yalnız kendisinin: Variyet!
Hakerenin vücûdu HAKK’a âit: Âriyet!
‘“Benim efendilerim elohimlerimiz de!”’
‘“Onlar birdir!”’ ‘“Bu emri Yahudi zikir ede!”’
‘“Elohimler yer! İçer! Yürür! Uyur!”’ der âyet!
Hakerenlerden kopya İlk Âdem! Açık gâyet!
İnsân ‘ölümlü’ ALLAH ! ALLAH ‘ölümsüz’ insân!
Bu farkı yok edemez! ‘“OL !”’ Demedikçe lisân!
Tevrât’ın iç yüzünün içi! Bu irdeleme!
Mûsa gibi, Yahve’yi gör! ‘Yüz’ünü elleme!’
Milenyum! Bu mesajı vermeye ‘“Biz”’i itti!
Daha ne söyleyelim! ‘“HAK geldi!”’ ‘“Batıl gitti!”’
Hepinize içimden geliyor ‘“HÛ”’ diyesi!
Bu mesaj! Âlemlere ‘MİLENYUM HEDİYESİ!’
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 07.0CAK.2002