TÜRK’ÜN MEVLİDİ

Ne Selçuk! Ne Osmanlı! Ne Turan! Ne Türkiye! Bu yurdun tek adı var! O da ATATÜRKİYE!

KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

Üstad M.H. Uluğ KIZILKEÇİLİ

“TÜRK’ÜN MEVLİDİ”

Orta Asya mayası, Balkan’da buldu ‘Kemâl!’

Rumeli’nde göz açtı, Rum’u mahveden cemâl!

Merhabâ! Ey ışıkla kundaklanmış hürriyet!

Merhabâ! Ey ilk Türk’ten bize gelen zürriyet!

Merhabâ! Meleklerin tavaf ettiği beşik!

Merhabâ! Ötesinde MEHMED bulunan eşik!

Merhabâ! Ecdâdının Türk’e uzanan eli!

Merhabâ! Ey Tanrının üstün insân modeli!

Merhabâ! Miracını ata binerek yapan!

Merhabâ! Miracını halka inerek yapan!

Merhabâ! Bayrak olan her ezilmiş ulusa!

Merhabâ! Yuttuğunu kusturan her ‘“Yunusa!”’

Merhabâ! Her Fâtihin, rüyâsında gördüğü!

Merhabâ! Çinlilerin, korkup bir set ördüğü!

Selâm! Batarken korsan İslâm fason gemisi!

Irkımın sığındığı, Nûh’un en son gemisi

Selâm! Çıkarabilen şişedeki dev cini!

Selâm! Dünyâya inen son barış güvercini!

Merhabâ! Her hücresi Türk’le dolmuş! Merhabâ!

Merhabâ! Ey ebesi kendi olmuş! Merhabâ!

Hazret-i Âdem gibi! Ey TEK ADAM! Merhabâ!

Kim düşmanınsa! Şeytan! Her ibâdeti hebâ!

Her petekte arı var! Ama yük, ‘Arı beyde!’

Kovanda dev bir arı, imâl etti Zübeyde!

Baktı ki güçlülerin hepsi de aynı forma!

Güçsüzlerin yanında giydi bir üniforma!

Yüzen bir umut değil! Îmân idi ‘BANDIRMA!’

Derdi, ‘Helâl aşına haram lokma bandırma!’

Besmele ON DOKUZ harf! Ayak bastı Samsun’a!

Selâm! Tevrâttaki güç tanrısı SAMSON’a!

Bir ana gibi sardı onu, Anadolu’su!

Ulusla bütünleşti, ulusun en ulusu!

Güveniyordu, yalnız süngüyle dipçiğine!

Ve onu kullanacak aslan Mehmetçiğine!

Mil çekilmiş bir gözden, nasıl, bir kan akar ya!

Günlerce öyle aktı! Yatağında, Sakarya!

Hangi baltadan korkar! Mîlâd öncesi çınar!

Bekçisi Bozkurt ise! Sakası Dumlupınar!

Sonunda HAK, batılı, cihâdla teslim aldı!

Şafakta, karanlığa, defolup gitmek kaldı!

Şimdi Rasattepe’den eder O, seni rasat!

Ektiği nimetleri, eylemen için hasat!

Yorumluyor dinle bak sana, ‘BÜYÜK NUTKU’nu!

O İstiklâl aşığı! O İstikbâl tutkunu:

‘Aş konan her çizgiyi! Savun bütün yüzeyi!

Kendini aşmayanın, kendi kalır düzeyi!

Kur’an Tanrı buyruğu! İnsân Tanrı uyruğu!

Dîni, devletten ayır! Olma şeytan kuyruğu!

Ara, ATA insânı! Bul gerçek temsilcini!

Sen de RABB’in gibi kov! ‘Yüce Meclisten cini!’

Evlâdını yitirip, evlâtlık almış ana

Gibi,baktırma beni! Yerimde oturana!

Heykelime bir bedhah, vurduğu zaman çekiç,

Kırılsa da mermerim, kırılmam ben ona hiç!

Öyle kalıptayım ki anlatamaz kelime!

Benzemiyorum artık ben hiçbir heykelime!

Hazret-i Mûsâ gibi, sorma bana, nerdeyim!

Ben, bana RABB’im kadar yakın ‘Ulu er’deyim!’

ATA burda sustu! Gözümden yaşlar aktı!

Anladım ki son sözü yine bana bıraktı!

Huzurunda ne el aç! Ne yazı yaz deftere!

Öz evlâtsan! Lâyık ol, ‘ATAM’ dediğin ere!

Senden, daha diridir! Anıtkabir’de yatan!

Yüreği ‘TÜRK!’ ‘TÜRK !’ Diye HAKK’ın göğsünde atan!

Ölü dirilten yatır, yatar anıtkabir’de!

HAKK’ı anar gibi an! Onu milli tekbirde!

Ne Selçuk! Ne Osmanlı! Ne Turan! Ne Türkiye!

Bu yurdun tek adı var! O da ATATÜRKİYE!

M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA 19 MAYIS 1989