ÖZ IŞIN ve IŞIK

ÖZ IŞIN ve IŞIK..Bu işlemde olursun hep ilk hücre içinde! O ilk hücreye ister “Nokta” de, ister “Rûh” de! Kitapta “Din günü” o! Apaçık olur her din! İlk hücre “Son sınır”dır! Ona çok dikkat edin!

KIYAMETNAME KİTABI

Üstad M.H. Uluğ Kızılkeçili

3/11/20268 min oku

ÖZ IŞIN ve IŞIK

“İbrâhîm hem içine, hem de dışına baktı!”
Yani özü dışarı çıkıp aslına aktı!

ALLAH’ına kavuştu ALLAH’tan çıkan ışın!
İmâm oldu! “Saf saf arkasında sıkışın!”

Her saf eşit bir renge ve o renk de bir sese!
Titreşimine göre yer var eren herkese!

Saflar ışık hızında! Işın hızında değil!
Safa gir de! İmâmın eğildiğine eğil!

İmâm en önde demek! Işık ötesi madem!
Olmalı o “kişisel özümüz!” yani Âdem!

Saflar secde ettikçe Âdem’den ışın alır!
Secde etmeyen ışık hızı altında kalır!

Hayâl, düşünce veya benlik hızına düşer!
Sanatçı, bilgin veya bozguncu olur beşer!

Işının hızı yoktur! Şifresi vardır: “Elli!”
Yirmi iki nokta ve yirmi sekiz harfi belli!

“Âdem’e öğretilen isimler işte bunlar!”
Elli, EHL-İ BEYT demek! Sıfırı atan anlar!

Işık foton! Öz madde! Işınsa değil madde!
Işık evren içinde! Işın için “O gayb” de!

Işık hızı sistemde seyahat için gerek!
Mîrâç yapmak içinse ışın lâzım ererek!

RESÛL dedi: “Hem beden hem rûhla yaptım mîrâç!”
Hiç yalan söylemez O! Bu sırra gözünü aç!

Kuantuma indirge her atomunu! Ayır!
Önceden saptadığın yerde toplan! Gör hayır!

Bu işlemde olursun hep ilk hücre içinde!
O ilk hücreye ister “Nokta” de, ister “Rûh” de!

Kitapta “Din günü” o! Apaçık olur her din!
İlk hücre “Son sınır”dır! Ona çok dikkat edin!

“Rûh’a işlenen günah asla affedilemez!”
Hak eren olan insan ALLAH olmak dilemez!

M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 09 Haziran 2001

(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)

ÖZ IŞIN ve IŞIK ŞİİRİNİN KAVRAMSAL ARKA PLANI

Karşılaştırmalı Dinler Perspektifi ile Akademik Açıklama

Şiirde geçen “ışık”, “ışın”, “öz”, “secde”, “isimlerin öğretilmesi”, “ilk hücre / nokta / ruh” ve “mîrâç” gibi kavramlar, insanın ilâhî hakikatle ilişkisini açıklamaya çalışan birçok dinî ve felsefî gelenekte bulunan sembolik kavramlardır. Metnin düşünsel yapısı özellikle tasavvufî ontoloji, ışık metafiziği ve kozmolojik sembolizm ile ilişkilendirilebilir.

Şiirdeki temel düşünce, insanın özünün ilâhî kökenle bağlantılı olduğu ve bu özün fark edilmesinin bir tür manevî yükseliş anlamına geldiğidir. Bu yaklaşım, İslâm tasavvufunda insanın “emanet taşıyan varlık” olması fikriyle ilişkilidir.¹

1. Işık ve Işın Metaforu

Şiirde “ışık” evren içi gerçekliği, “ışın” ise ilâhî kaynağa ait hakikati temsil eder gibi kullanılmaktadır.

İslâm düşüncesinde nûr kavramı hem fiziksel hem metafiziksel anlamda kullanılır. Kur’ân’da Allah için “göklerin ve yerin nuru” ifadesi geçer.² Bu ayet, birçok İslâm düşünürünün ışık metafiziği geliştirmesine zemin hazırlamıştır.

Özellikle Sühreverdî’nin İşrâk felsefesi, varlığı bir ışık hiyerarşisi olarak açıklar. Ona göre varlıklar, mutlak nurdan gelen dereceli ışıklardır.³

Benzer şekilde farklı dinî geleneklerde de ışık, ilâhî bilginin ve hakikatin sembolü olarak kullanılmıştır.

  • Hristiyanlıkta “Tanrısal ışık” kavramı özellikle Yuhanna İncilinde görülür.⁴

  • Yahudi mistisizmi Kabala’da Ein Sof’tan yayılan ilâhî ışık kavramı vardır.⁵

  • Hindu düşüncesinde Brahman’ın ışık olarak tecellisi sıkça kullanılan bir metafordur.⁶

  • Budizm’de aydınlanma (bodhi) kelimesi doğrudan “ışık kazanma” anlamına gelir.⁷

Dolayısıyla ışık metaforu, insanın hakikati kavraması ile ilişkilendirilen evrensel bir semboldür.

2. “Âdem’e İsimlerin Öğretilmesi”

Şiirde geçen “isimler” ifadesi, Kur’ân’da geçen bir olaya dayanır:

“Allah Âdem’e bütün isimleri öğretti.”⁸

İslâm düşüncesinde bu ayet farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bazı âlimler bunu dilin öğretilmesi, bazıları varlık bilgisi, bazıları ise eşyanın hakikatini bilme yetisi olarak açıklamıştır.⁹

Tasavvuf geleneğinde ise insanın bu nedenle kâinatın özeti (mikrokozmos) olduğu düşünülür.

Benzer bir düşünce farklı kültürlerde de görülür:

  • Antik Yunan’da insan mikrokozmos olarak tanımlanır.¹⁰

  • Hint felsefesinde Atman ile Brahman arasındaki ilişki bu kavrama benzer şekilde yorumlanmıştır.¹¹

3. Secde ve Kozmik Düzen

Şiirde secde, yalnızca ibadet hareketi değil, kozmik uyum ve teslimiyet sembolü olarak ele alınmıştır.

Kur’ân’da birçok varlığın Allah’a secde ettiği ifade edilir:

“Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah’a secde eder.”¹²

Bu anlayışa göre secde, varlığın ilâhî düzene uyumu anlamına gelir.

Benzer şekilde:

  • Hinduizm’de evren dharma düzenine uyum ile açıklanır.¹³

  • Taoizm’de Tao ile uyum temel ilkedir.¹⁴

Bu düşünceler farklı geleneklerde kozmik düzen fikrinin bulunduğunu gösterir.

4. Mîrâç ve Manevî Yükseliş

Şiirde mîrâç, fiziksel bir olaydan çok manevî yükseliş sembolü olarak yorumlanmaktadır.

İslâm geleneğinde mîrâç, Hz. Muhammed’in göğe yükselmesi olarak anlatılır.¹⁵ Tasavvuf yorumlarında ise bu olay insanın ruhsal yükselişinin sembolü olarak görülür.¹⁶

Benzer semboller başka geleneklerde de vardır:

  • Hristiyanlıkta mistik yükseliş kavramı (ör. Meister Eckhart).¹⁷

  • Yahudi mistisizminde Merkabah yükselişi.¹⁸

  • Budizm’de nirvana yolculuğu.¹⁹

Bu geleneklerde yükseliş, insanın daha yüksek bir bilinç durumuna ulaşması anlamına gelir.

5. “Nokta”, “Ruh” ve İlk Varlık

Şiirde geçen “ilk hücre / nokta / ruh” kavramları, yaratılışın başlangıcını ifade eden sembollerdir.

İslâm düşüncesinde “nokta” sembolü özellikle harf ilmi ve tasavvufta kullanılmıştır. Hz. Ali’ye atfedilen bir sözde şöyle denir:

“Bütün ilim Kur’ân’dadır; Kur’ân Fâtiha’dadır; Fâtiha besmelededir; besmele ‘bâ’dadır; ben de bâ’nın altındaki noktayım.”²⁰

Bu ifade, varlığın özünün tek bir kaynaktan yayıldığı fikrini simgeler.

Benzer düşünceler başka geleneklerde de bulunur:

  • Antik Yunan’da arkhe (ilk ilke) kavramı.²¹

  • Hinduizm’de bindu (kozmik nokta).²²

  • Budizm’de şunyata kavramı.²³

Sonuç

Şiirde kullanılan semboller, insanın ilâhî hakikate yönelişini anlatan mistik ve metafizik bir dil oluşturur. Işık, isim, secde ve yükseliş gibi kavramlar, birçok dinî gelenekte insanın hakikati arayışıyla bağlantılı semboller olarak kullanılmıştır.

Bu nedenle metin, yalnızca bir şiir değil; kozmoloji, insanın özü ve ilâhî hakikat üzerine sembolik bir düşünce metni olarak okunabilir.

Dipnotlar

  1. Kur’ân, Ahzâb 33/72.

  2. Kur’ân, Nûr 24/35.

  3. Şihâbeddin Sühreverdî, Hikmetü’l-İşrâk.

  4. Yuhanna İncili 8:12.

  5. Gershom Scholem, Major Trends in Jewish Mysticism.

  6. Upanişadlar, özellikle Chandogya Upanişad.

  7. Walpola Rahula, What the Buddha Taught.

  8. Kur’ân, Bakara 2/31.

  9. Fahreddin Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.

  10. Platon, Timaeus.

  11. Sarvepalli Radhakrishnan, Indian Philosophy.

  12. Kur’ân, Ra’d 13/15.

  13. Bhagavad Gita.

  14. Lao Tzu, Tao Te Ching.

  15. Buhari, Bed’ü’l-Halk.

  16. İmam Gazâlî, Mişkâtü’l-Envâr.

  17. Meister Eckhart, Sermons.

  18. Gershom Scholem, Jewish Mysticism.

  19. D.T. Suzuki, Zen Buddhism.

  20. Tasavvuf literatüründe Hz. Ali’ye atfedilen söz.

  21. Aristoteles, Metafizik.

  22. Tantrik metinlerde bindu kavramı.

  23. Nagarjuna, Mūlamadhyamakakārikā.

Tasavvuf – Kabala – Vedanta Karşılaştırmalı Mistisizm Analizi

(Şiirdeki kavramlar bağlamında akademik değerlendirme)

Şiirde geçen ışık, öz, isim, secde, nokta, ruh ve yükseliş kavramları, mistik geleneklerin çoğunda görülen temel sembollerdir. Bu bölümde bu kavramlar İslâm tasavvufu, Yahudi Kabala geleneği ve Hindu Vedanta felsefesi açısından karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Amaç, benzer sembollerin farklı geleneklerde nasıl yorumlandığını akademik olarak ortaya koymaktır.

1. Işık Metafiziği

Tasavvuf

Tasavvufta nûr, hem ontolojik hem epistemolojik bir kavramdır. Kur’ân’daki “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi¹ birçok düşünür tarafından varlık teorisinin temeli olarak yorumlanmıştır.

Özellikle Gazâlî ve Sühreverdî, varlığı ışık dereceleri şeklinde açıklamıştır. Buna göre tüm varlıklar Mutlak Nur’dan yayılan mertebelerdir.²

Tasavvuf düşüncesinde insanın kalbi temizlendikçe hakikat nuru ortaya çıkar.

Kabala

Kabala’da yaratılış, Ein Sof (sonsuz ilâhî gerçeklik)ten yayılan ışıkla açıklanır.

Bu ışık, sefirot adı verilen on ilâhî tezahür aracılığıyla evrene yayılır.³

Kabala metinlerinde ilâhî ışık bazen “kaplara sığmayan ışık” olarak anlatılır. Bu düşünceye göre evren, ilâhî ışığın farklı derecelerde yansımasıdır.

Vedanta

Vedanta’da nihai gerçeklik Brahman olarak adlandırılır. Upanişad metinlerinde Brahman sık sık sonsuz ışık veya bilincin ışığı şeklinde tasvir edilir.⁴

İnsan ruhu olan Atman, bu ilâhî hakikatin özsel yansımasıdır.

Ünlü Vedanta formülü:

“Atman = Brahman”

Bu ifade, bireysel ruh ile mutlak hakikatin özde aynı olduğunu anlatır.

2. İnsan ve İlâhî Bilgi

Şiirde geçen “Âdem’e isimlerin öğretilmesi” kavramı, insanın bilgi taşıyan varlık olduğunu ifade eder.

Tasavvuf

İbn Arabî’ye göre insan:

“âlemin özü ve özeti”dir.⁵

Bu nedenle insan, ilâhî isimlerin tecelli ettiği varlık olarak görülür.

Kabala

Kabala’da insan, sefirot sisteminin yeryüzündeki yansımasıdır.

İnsan ruhu üç temel katmandan oluşur:

  • Nefesh

  • Ruah

  • Neshamah

Bu yapı, insanın ilâhî bilginin farklı seviyelerine ulaşabileceğini ifade eder.⁶

Vedanta

Vedanta’da insanın gerçek özü Atmandır.

Cehalet (avidya) ortadan kalktığında insan, gerçek doğasının ilâhî bilinç olduğunu fark eder.⁷

3. Yükseliş ve Manevî Yolculuk

Şiirdeki mîrâç kavramı mistik geleneklerde görülen ruhsal yükseliş fikriyle ilişkilidir.

Tasavvuf

Tasavvufta bu süreç seyr ü sülûk olarak adlandırılır.

Manevî yolculuk genellikle dört aşamada anlatılır:

  1. Şeriat

  2. Tarikat

  3. Marifet

  4. Hakikat

Bu süreçte insan, benlikten arınarak ilâhî hakikate yaklaşır.⁸

Kabala

Kabala’da ruhun yükselişi sefirot merdiveni üzerinden açıklanır.

Mistik kişi meditasyon ve dua aracılığıyla ruhunu ilâhî kaynağa yaklaştırır.

Bu süreç bazen Merkabah mistisizmi olarak da adlandırılır.⁹

Vedanta

Vedanta’da yükseliş mokşa ile sonuçlanır.

Mokşa, doğum ve ölüm döngüsünden kurtuluş anlamına gelir.

Bu kurtuluş, kişinin gerçek doğasının Brahman olduğunu fark etmesi ile gerçekleşir.¹⁰

4. Nokta ve Kozmik Başlangıç

Şiirde geçen “nokta” sembolü birçok mistik gelenekte görülür.

Tasavvuf

Harf ilmi ve tasavvufta nokta, tüm varlığın başlangıcını temsil eder.

Bazı sufiler Kur’ân’ın özünü nokta sembolü ile ifade etmiştir.

Kabala

Kabala’da yaratılışın başlangıcı kozmik daralma (Tzimtzum) ile açıklanır.

Bu süreçte sonsuz ilâhî varlık bir noktada yoğunlaşarak evrenin oluşumuna zemin hazırlar.¹¹

Vedanta

Hindu mistik sembolizminde Bindu adı verilen kozmik nokta bulunur.

Bindu, evrenin doğduğu ilk bilinç noktasıdır.

Meditasyon geleneklerinde bindu, bilincin merkezini temsil eder.¹²

5. Kozmik Uyum

Şiirde secde, evrensel uyum sembolü olarak da yorumlanabilir.

Tasavvuf

Kur’ân’da evrendeki tüm varlıkların Allah’a secde ettiği ifade edilir.¹³

Bu secde, varlıkların ilâhî düzene uyumunu anlatır.

Kabala

Kabala’da evrenin düzeni sefirot dengesi ile korunur.

Bu denge bozulduğunda kozmik uyumsuzluk ortaya çıkar.

Vedanta

Vedanta’da bu düzen dharma kavramıyla ifade edilir.

Dharma, evrenin ahlâkî ve kozmik düzenidir.

Genel Değerlendirme

Tasavvuf, Kabala ve Vedanta farklı kültürlere ait olsalar da bazı ortak mistik temalar içerir:

  • ışık sembolizmi

  • insanın ilâhî bilgiye ulaşması

  • ruhsal yükseliş

  • kozmik düzen

  • varlığın tek bir kaynaktan doğması

Ancak her gelenek bu kavramları kendi teolojik ve metafizik çerçevesi içinde yorumlar.

Dipnotlar

  1. Kur’ân, Nûr 24/35

  2. Gazâlî, Mişkâtü’l-Envâr

  3. Gershom Scholem, Major Trends in Jewish Mysticism

  4. Chandogya Upanişad

  5. İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem

  6. Daniel Matt, The Essential Kabbalah

  7. Sarvepalli Radhakrishnan, Indian Philosophy

  8. Abdülkerim el-Cîlî, İnsan-ı Kâmil

  9. Gershom Scholem, Jewish Mysticism

  10. Bhagavad Gita

  11. Isaac Luria öğretisi, Kabala literatürü

  12. Tantrik metinler ve yoga geleneği

  13. Kur’ân, Ra’d 13/15