ÖZDEVİNİM KURAMI BÖLÜM-43: REENKARNASYON, TENASÜH VE BERZAH
ÖZDEVİNİM KURAMI BÖLÜM-43: REENKARNASYON, TENASÜH VE BERZAH.Reenkarnasyon ile tenasüh çoğu zaman aynı şey zannedilir. Oysa Özdevinim Kuramı'nda bu iki kavram birbirinden tamamen farklıdır.Reenkarnasyon bilinç sürekliliğinin korunmasıdır.Tenasüh ise bilinç bütünlüğünün çözülmesidir.
ÖZ-DEVİNİM KURAMI


ÖZDEVİNİM KURAMI
BÖLÜM-43: REENKARNASYON, TENASÜH VE BERZAH
REENKARNASYONUN MEKANİĞİ
Reenkarnasyon, tarih boyunca çoğu zaman bir kişinin ölerek başka bir bedende yeniden doğması şeklinde tanımlanmıştır. Ancak Özdevinim Kuramı'nda reenkarnasyon yalnızca biyolojik bir yeniden doğuş değildir. Reenkarnasyon, çözülmemiş bilinç kayıtlarının insan formu içinde yeniden açılmasıdır.
Burada yeniden doğan şey kişilik değildir.
Yeniden doğan şey bilinç sürekliliğidir.
Bir insan yaşamını tamamladığında fizik beden çözülür. Duygu, zihin ve yaşam katmanlarının yoğun bölümleri dağılır. Ancak Hakk alanında kayıt olarak bulunan bilinç çekirdekleri varlığını sürdürür. Bu çekirdekler henüz tamamlanmamış deneyim alanlarını taşımaya devam eder.
Eksik kalan her kayıt yeni bir deneyim alanı oluşturur.
Anlaşılmamış her tema yeni bir öğrenme ihtiyacı üretir.
Çözülmemiş her bilinç düğümü yeni bir açılım arar.
Bu nedenle reenkarnasyon bir ödül veya ceza sistemi değildir.
Bir devamlılık mekanizmasıdır.
Yeni yaşam eski yaşamın tekrarı değildir.
Yeni yaşam eski yaşamın devamıdır.
Değişen kişiler, olaylar ve koşullardır.
Değişmeyen ise çözülmeyi bekleyen bilinç çekirdeğidir.
Bu yüzden insan aynı hayatı tekrar yaşamaz.
Aynı bilinci farklı şartlarda yeniden açar.
Reenkarnasyonun amacı yeniden doğmak değildir.
Tamamlanmaktır.
BİLİNÇ SÜREKLİLİĞİ
İnsan çoğu zaman kendisini yalnızca bu yaşamın ürünü sanır. Oysa kişilik geçicidir. Kimlik geçicidir. İsim geçicidir. Hatta beden bile geçicidir.
Süreklilik taşıyan şey bilinçtir.
Bilinç, tek bir yaşamın içine sığmayacak kadar geniş bir akıştır. Yaşamlar değişse de bilinç akışı devam eder. Tıpkı bir nehrin farklı arazilerden geçmesine rağmen aynı suyun akmaya devam etmesi gibi.
Bu nedenle bilinç sürekliliği hafıza sürekliliği değildir.
İnsan geçmiş yaşamlarını hatırlamasa bile onların oluşturduğu bilinç kalıplarını taşımaya devam edebilir.
Sebepsiz korkular,
açıklanamayan çekimler,
doğuştan gelen eğilimler,
tekrar eden yaşam temaları,
erken yaşlarda ortaya çıkan yetenekler,
bilinç sürekliliğinin yansımaları olarak görülebilir.
Özdevinim Kuramı'na göre bilinç sürekliliği yedi beden sistemi aracılığıyla korunur. Özellikle Hakk alanında saklanan kayıtlar, yaşamlar arasında köprü görevi görür.
Bu yüzden ölüm bir son değildir.
Bir geçiştir.
Bilinç için ölüm, bir odadan çıkıp başka bir odaya girmek gibidir.
Asıl önemli olan yaşamın ne kadar sürdüğü değil, bilincin ne kadar tamamlandığıdır.
TENASÜH NEDİR?
Reenkarnasyon ile tenasüh çoğu zaman aynı şey zannedilir. Oysa Özdevinim Kuramı'nda bu iki kavram birbirinden tamamen farklıdır.
Reenkarnasyon bilinç sürekliliğinin korunmasıdır.
Tenasüh ise bilinç bütünlüğünün çözülmesidir.
Reenkarnasyonda Üst Üçüz aktif kalmaya devam eder.
Ruh bağlantısı korunur.
Sekine tamamen kaybolmaz.
Hakk kaydı işlemeyi sürdürür.
Bu nedenle insan formu devam eder.
Tenasühte ise süreç farklıdır.
Burada insanı insan yapan merkez sistem dağılmaya başlar.
Önce sekine zayıflar.
Sonra ruh geri çekilir.
Daha sonra Hakk bağlantısı kapanmaya başlar.
Sonunda geriye yalnızca Alt Dördüz kalır.
Bu noktada bilinç insan merkezli çalışamaz hale gelir.
Tenasüh bu nedenle bir beden değişimi değil, bir bilinç çözülmesidir.
İnsan görünürde varlığını sürdürebilir.
Ancak merkez kaybolmuştur.
Özdevinim Kuramı'nda tenasüh, bilincin insanlık makamını taşıyamayacak kadar dağılması anlamına gelir.
TENASÜH VE BİLİNÇ ÇÖKÜŞÜ
Bilinç çöküşü ani değildir.
Yavaş ilerleyen bir çözülme sürecidir.
İlk aşamada insan ruhun yönlendirmesini kaybetmeye başlar.
Hakikatin sesi duyulmaz olur.
İçsel pusula zayıflar.
Daha sonra sekine çözülür.
İnsan huzuru kaybeder.
İç dengesi bozulur.
Ardından zihin ve duygu alanları kontrolü ele geçirir.
Bilinç artık merkezden değil, tepkilerden yönetilmeye başlar.
Bu süreç derinleştikçe insan dış uyaranlara bağımlı hale gelir.
Kendi merkezinden değil, çevresinden yön alır.
Sonunda sistem parçalanmaya başlar.
İşte tenasüh bu parçalanmanın ileri aşamasıdır.
Burada insan bilinci tamamen yok olmaz.
Fakat bireysel merkezini koruyamaz hale gelir.
Bu nedenle tenasüh bir ceza değildir.
Bilincin taşıyamadığı yoğunluktan geri çekilmesidir.
Nasıl aşırı yüklenen bir sistem koruma moduna geçiyorsa bilinç de benzer şekilde daha ilkel çalışma düzeylerine geri çekilir.
Bu geri çekilişin amacı yok etmek değil, korumaktır.
HAYVAN – BİTKİ – MADEN BİLİNÇ ALANLARI
Özdevinim Kuramı'nda hayvan, bitki ve maden kavramları yalnızca biyolojik türleri ifade etmez.
Bunlar aynı zamanda bilinç yoğunluklarını gösteren sembolik alanlardır.
Hayvan bilinci refleks merkezlidir.
Tepki üretir.
Hayatta kalır.
İçgüdüsel hareket eder.
Ancak kendisini gözlemleme kapasitesi sınırlıdır.
Bitki bilinci yaşam akışını temsil eder.
Burada büyüme vardır.
Uyum vardır.
Fakat bireysel yön duygusu yoktur.
Bitki bilinç alanı akışın bilincidir.
Maden bilinci ise potansiyelin donmuş halidir.
Burada hareket minimum düzeydedir.
Değişim son derece yavaştır.
Fakat bütün olasılıklar çekirdek halinde mevcuttur.
Bu üç alan insanın altında bulunan bilinç yoğunluklarıdır.
İnsanlık makamı ise bunların üzerine inşa edilir.
Ruhun aktif olarak bağlanabilmesi için belirli bir karmaşıklık ve farkındalık seviyesine ihtiyaç vardır.
Bu nedenle insan olmak yalnızca biyolojik bir durum değildir.
Bir bilinç eşiğidir.
Hayvan, bitki ve maden bilinç alanları insanın geçmişi değil, bilinç yapısının temel katmanlarıdır.
Her insanın içinde bu üç alanın izleri bulunur.
KOLEKTİF RUH ALANI
Bireysel bilinç kadar kolektif bilinç de vardır.
İnsan kendisini bağımsız bir varlık olarak deneyimler. Ancak daha derin seviyelerde bütün bilinçler görünmez ağlarla birbirine bağlıdır.
Özdevinim Kuramı bu yapıya Kolektif Ruh Alanı adını verir.
Kolektif Ruh Alanı, bireysel merkezlerin üzerinde bulunan ortak bilinç denizidir.
Hayvanların ortak içgüdüleri,
bitkilerin ortak büyüme düzenleri,
doğanın ortak ritimleri,
insanlığın ortak sembolleri,
bu alanın yansımalarıdır.
İnsan yalnızca kendi bilinç kayıtlarını taşımaz.
Aynı zamanda insanlığın ortak kayıtlarının da içinden geçer.
Bu nedenle bazı korkular bireysel değildir.
Bazı arzular bireysel değildir.
Bazı eğilimler bireysel değildir.
Onlar kolektif bilinç alanından yükselir.
Tenasüh sürecinde bireysel merkez zayıfladığında bilinç bu kolektif alanlara daha fazla bağımlı hale gelir.
Reenkarnasyonda ise bireysel merkez korunur ve bilinç kendi özgün yolculuğunu sürdürür.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Çünkü insanı insan yapan şey yalnızca bilinç sahibi olması değildir.
Kolektif bilinç içinde kaybolmadan bireysel merkezini koruyabilmesidir.
Özdevinim Kuramı'nın bakış açısından insanlık makamı tam olarak burada başlar.
İnsan, kolektif bilincin bir parçası olduğunu fark ettiği halde kendi merkezini kaybetmediğinde gerçek anlamda insan olur.
Ve bilinç yolculuğunun amacı da budur:
Birliğin içinde kaybolmadan birliği idrak etmek.
BERZAHIN ONTOLOJİSİ
Berzah, ezoterik geleneklerde çoğu zaman ölüm ile yeniden doğuş arasındaki geçiş alanı olarak yorumlanmıştır. Ancak Özdevinim Kuramı'nda berzah yalnızca ölüm sonrası bir bekleme mekânı değildir. Berzah, varlığın farklı bilinç düzeyleri arasında bulunduğu ara ontolojik alandır. Bu nedenle berzah bir yer değil, bir varoluş durumudur.
İnsan zihni gerçekliği çoğunlukla ikilikler üzerinden algılar. Yaşam ve ölüm, varlık ve yokluk, madde ve ruh gibi karşıtlıklar bu algının ürünüdür. Oysa bilinç düzeyinde bu karşıtlıkların arasında çok sayıda geçiş alanı bulunmaktadır. Berzah işte bu geçiş alanlarının en önemlisidir.
Berzah ne tam olarak dünyadır ne de bütünüyle dünya ötesidir.
Ne bütünüyle harekettir ne de bütünüyle durgunluk.
Ne başlangıçtır ne de sonuçtur.
Berzah, oluş ile çözülüş arasındaki eşiğin kendisidir.
Özdevinim Kuramı'na göre insan bilinci farklı katmanlar arasında hareket ederken her zaman doğrudan geçiş yapmaz. Bazı durumlarda bilinç belirli bir yoğunlukta askıda kalır. Bu askı hali ontolojik olarak berzah durumunu oluşturur.
Bu nedenle berzah yalnızca ölümden sonra değil, yaşam sırasında da deneyimlenebilir. İnsan bazen eski kimliğini bırakmış fakat yenisine ulaşamamıştır. Eski bilinci çözülmüş fakat yeni bilinç henüz oluşmamıştır. Böyle dönemlerde kişi kendisini boşlukta hisseder. Bu durum küçük ölçekli bir berzah deneyimidir.
Büyük ölçekte ise berzah, ruhun korunmaya alındığı ara bilinç alanıdır.
Burada amaç beklemek değildir.
Amaç çözülmeyi önlemektir.
Berzahın ontolojik işlevi, henüz tamamlanmamış bilinç çekirdeğini muhafaza etmektir.
Çünkü sistemin temel yasası şudur:
Tamamlanmamış hiçbir bilinç yok edilmez.
ASKIYA ALINMIŞ BİLİNÇ
İnsan bilinci sürekli aktif değildir. Bilincin farklı çalışma biçimleri vardır. Bunlardan biri de askıya alınmış bilinç durumudur.
Askıya alınmış bilinç, yok olmuş bilinç değildir.
Bastırılmış bilinç de değildir.
Bu durum, aktif deneyim üretme kapasitesinin geçici olarak geri çekilmesidir.
Özdevinim Kuramı'na göre tenasüh sürecinde veya derin bilinç çözülmelerinde ruh tamamen ortadan kalkmaz. Ruh aktif merkez olma görevini durdurur ve berzah alanına çekilir. Böylece bilinç çekirdeği korunur.
Bu durum bir tohumun kış boyunca toprağın altında beklemesine benzer.
Tohum ölü değildir.
Büyümemektedir de.
Yalnızca uygun zamanı beklemektedir.
Berzah alanındaki bilinç de böyledir.
Faaliyet göstermeden varlığını sürdürür.
Bu nedenle askıya alınmış bilinç zaman algısından büyük ölçüde bağımsızdır. İnsan zihni zamanın akışıyla çalışır. Oysa berzah alanında zaman, fizik dünyadaki gibi işlemez. Çünkü burada deneyim üreten zihin katmanları büyük ölçüde pasif durumdadır.
Bu yüzden berzah, bekleyişten çok korunma sürecidir.
Sistemin kendisini yeniden organize ettiği ara evredir.
Bilinç burada öğrenmez.
Fakat dağılmaz.
İlerleyemez.
Fakat yok olmaz.
İşte askıya alınmış bilincin temel özelliği budur.
RUHUN KORUNUMU
Özdevinim Kuramı'nın temel varsayımlarından biri ruhun korunumu ilkesidir.
Enerji nasıl yok olmuyorsa bilinç çekirdeği de yok olmaz.
Biçimler değişebilir.
Kimlikler değişebilir.
Kişilikler değişebilir.
Fakat ruhsal merkez tamamen ortadan kalkmaz.
Tenasüh öğretisinin en yanlış anlaşılan noktalarından biri ruhun alt formlara düştüğü düşüncesidir. Özdevinim Kuramı'nda ruh alt formlara girmez. Çünkü ruhun titreşim yoğunluğu ile alt bilinç alanlarının yoğunluğu aynı değildir.
Bunun yerine ruh geri çekilir.
Berzah alanında korunur.
Alt sistemler ise kendi kolektif alanları içinde işlemeye devam eder.
Bu durum, yüksek voltajlı bir sistemin kendisini korumak için devreden ayrılmasına benzer. Sistem tamamen kapanmaz. Merkez geçici olarak bağlantıyı keser.
Ruhun korunumu sayesinde insan çekirdeği yok olmaz.
Çünkü evrensel sistemin amacı cezalandırmak değil, potansiyeli korumaktır.
Her bilinç çekirdeği tamamlanma ihtimali taşır.
Her ruh merkezine geri dönebilme kapasitesi taşır.
Bu nedenle berzah aynı zamanda umut alanıdır.
Henüz tamamlanmamış olanın korunduğu yerdir.
Henüz açılmamış olanın saklandığı yerdir.
Henüz öğrenilmemiş olanın beklediği yerdir.
Ruh burada kaybolmaz.
Kendisini muhafaza eder.
Ve uygun koşullar oluştuğunda yeniden deneyim alanına yaklaşır.
BERZAH VE KOLEKTİF BİLİNÇ
Bireysel bilinç ile kolektif bilinç arasında sürekli bir etkileşim bulunmaktadır. İnsan kendisini ayrı bir varlık olarak deneyimlese de daha derin katmanlarda bütün bilinçler ortak alanlar üzerinden birbirine bağlıdır.
Berzah bu bağlantının en ilginç görünümlerinden biridir.
Çünkü berzah alanında bireysel bilinç aktif faaliyet üretmezken kolektif bilinç alanları işlemeye devam eder.
Hayvan bilinç alanı,
bitki bilinç alanı,
maden bilinç alanı,
ve insanlığın ortak bilinç havuzu,
kolektif alanların farklı görünümleridir.
Bu alanlar bireysel kimliklerden bağımsız olarak çalışırlar.
İçgüdüler,
ortak korkular,
arketipler,
semboller,
kolektif hafızalar,
bu düzeylerde varlığını sürdürür.
Berzah durumunda bireysel merkez geri çekildiğinde bilinç bu kolektif alanlarla olan bağını tamamen kaybetmez. Ancak onları yönlendirecek aktif merkez bulunmadığından deneyim daha çok ortak bilinç akışları üzerinden gerçekleşir.
Bu nedenle berzah yalnızca bireysel bir süreç değildir.
Aynı zamanda kolektif bir süreçtir.
Burada bireysel ruh korunurken kolektif bilinç alanları çalışmayı sürdürür.
Bu durum büyük bir okyanusta duran gemiye benzer.
Gemi hareket etmese bile okyanus hareket etmeye devam eder.
Ruh merkezdir.
Kolektif bilinç okyanustur.
Berzah ise geminin fırtına sırasında güvenli limana çekildiği andır.
Özdevinim Kuramı'na göre insanlığın büyük yolculuğu yalnızca bireysel bilinç gelişimi değildir. Aynı zamanda bireysel bilinç ile kolektif bilinç arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır.
Berzah bu ilişkinin görünür olduğu eşik noktadır.
Çünkü burada insan ilk kez şunu fark etmeye başlar:
Bireysel bilinç yalnız değildir.
O her zaman daha büyük bir bilinç alanının içinde var olmuştur.
Ve ruhun yolculuğu, o büyük bütünün içinde kendi merkezini kaybetmeden var olabilmeyi öğrenme sürecidir.
DİPNOTLAR
1. Özdevinim Kuramı'nda reenkarnasyon, kişiliğin değil; bilinç sürekliliğinin farklı deneyim alanlarında yeniden açılması olarak tanımlanmaktadır.
2. Sarvepalli Radhakrishnan, The Principal Upanishads, New Delhi: HarperCollins, 1994, s. 327-418.
3. Bhagavad Gita, çev. Eknath Easwaran, Tomales: Nilgiri Press, 2007, II:13–30.
4. Annie Besant, Reincarnation, Adyar: Theosophical Publishing House, 2003, s. 5-76.
5. Helena P. Blavatsky, The Secret Doctrine, Pasadena: Theosophical University Press, 1988, c. I, s. 593-711.
6. Mircea Eliade, Myths, Dreams and Mysteries, New York: Harper Torchbooks, 1967, s. 81-137.
7. Carl Gustav Jung, Archetypes and the Collective Unconscious, Princeton: Princeton University Press, 1981, s. 3-78.
8. Carl Gustav Jung, Memories, Dreams, Reflections, New York: Vintage Books, 1989, s. 279-346.
9. Stanislav Grof, The Adventure of Self-Discovery, Albany: SUNY Press, 1988, s. 149-241.
10. Ken Wilber, Integral Psychology, Boston: Shambhala, 2000, s. 125-214.
11. William James, The Varieties of Religious Experience, New York: Modern Library, 2002, s. 367-432.
12. Henry Corbin, Spiritual Body and Celestial Earth, Princeton: Princeton University Press, 1977, s. 1-93.
13. Henry Corbin, Creative Imagination in the Sufism of Ibn Arabi, Princeton: Princeton University Press, 1969, s. 217-301.
14. Muhyiddin İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, çev. Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2006, c. IV, s. 17-129.
15. Muhyiddin İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem, çev. Ekrem Demirli, İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2013, s. 109-173.
16. William C. Chittick, The Sufi Path of Knowledge, Albany: SUNY Press, 1989, s. 281-354.
17. Toshihiko Izutsu, Sufism and Taoism, Berkeley: University of California Press, 1984, s. 209-296.
18. Seyyed Hossein Nasr, Knowledge and the Sacred, Albany: SUNY Press, 1989, s. 251-334.
19. Annemarie Schimmel, Mystical Dimensions of Islam, Chapel Hill: University of North Carolina Press, 1975, s. 391-475.
20. Frithjof Schuon, Understanding Islam, Bloomington: World Wisdom, 1998, s. 177-242.
21. René Guénon, The Multiple States of Being, Hillsdale: Sophia Perennis, 2001, s. 23-97.
22. René Guénon, Man and His Becoming According to the Vedanta, Hillsdale: Sophia Perennis, 2001, s. 103-176.
23. Jean Gebser, The Ever-Present Origin, Athens: Ohio University Press, 1985, s. 173-261.
24. David Bohm, Wholeness and the Implicate Order, London: Routledge, 2002, s. 87-162.
25. Ervin Laszlo, Science and the Akashic Field, Rochester: Inner Traditions, 2007, s. 95-171.
26. Huston Smith, Forgotten Truth, New York: HarperOne, 1992, s. 141-226.
27. Mircea Eliade, A History of Religious Ideas, Chicago: University of Chicago Press, 1978, c. III, s. 179-261.
28. Özdevinim Kuramı'nda tenasüh, ruhun başka bir bedene geçmesi değil; bireysel bilinç merkezinin çözülmesi ve Alt Dördüz düzeyine geri çekilmesi olarak tanımlanmaktadır.
29. Özdevinim Kuramı'nda Kolektif Ruh Alanı, bireysel bilinçlerin üzerinde bulunan ortak bilinç matrisi olarak tanımlanmaktadır.
30. Özdevinim Kuramı'nda berzah, ölüm sonrası bekleme mekânı değil; farklı bilinç düzeyleri arasında bulunan ara ontolojik alan olarak açıklanmaktadır.
31. Özdevinim Kuramı'na göre askıya alınmış bilinç, yok olmuş bilinç değil; deneyim üretme kapasitesi geçici olarak geri çekilmiş bilinç durumudur.
32. Özdevinim Kuramı'nda Ruhun Korunumu İlkesi, bilinç çekirdeğinin hiçbir koşulda tamamen yok olmayacağını ifade eden temel yasadır.
KAYNAKÇA
Besant, Annie. Reincarnation. Adyar: Theosophical Publishing House, 2003.
Bhagavad Gita. Çev. Eknath Easwaran. Tomales: Nilgiri Press, 2007.
Blavatsky, Helena P. The Secret Doctrine. Pasadena: Theosophical University Press, 1988.
Bohm, David. Wholeness and the Implicate Order. London: Routledge, 2002.
Chittick, William C. The Sufi Path of Knowledge. Albany: SUNY Press, 1989.
Corbin, Henry. Creative Imagination in the Sufism of Ibn Arabi. Princeton: Princeton University Press, 1969.
Corbin, Henry. Spiritual Body and Celestial Earth. Princeton: Princeton University Press, 1977.
Eliade, Mircea. A History of Religious Ideas. Chicago: University of Chicago Press, 1978.
Eliade, Mircea. Myths, Dreams and Mysteries. New York: Harper Torchbooks, 1967.
Gebser, Jean. The Ever-Present Origin. Athens: Ohio University Press, 1985.
Grof, Stanislav. The Adventure of Self-Discovery. Albany: SUNY Press, 1988.
Guénon, René. Man and His Becoming According to the Vedanta. Hillsdale: Sophia Perennis, 2001.
Guénon, René. The Multiple States of Being. Hillsdale: Sophia Perennis, 2001.
İbn Arabî, Muhyiddin. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye. Çev. Ekrem Demirli. İstanbul: Litera Yayıncılık, 2006.
İbn Arabî, Muhyiddin. Fusûsu’l-Hikem. Çev. Ekrem Demirli. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2013.
Izutsu, Toshihiko. Sufism and Taoism. Berkeley: University of California Press, 1984.
James, William. The Varieties of Religious Experience. New York: Modern Library, 2002.
Jung, Carl Gustav. Archetypes and the Collective Unconscious. Princeton: Princeton University Press, 1981.
Jung, Carl Gustav. Memories, Dreams, Reflections. New York: Vintage Books, 1989.
Laszlo, Ervin. Science and the Akashic Field. Rochester: Inner Traditions, 2007.
Nasr, Seyyed Hossein. Knowledge and the Sacred. Albany: SUNY Press, 1989.
Radhakrishnan, Sarvepalli. The Principal Upanishads. New Delhi: HarperCollins, 1994.
Schimmel, Annemarie. Mystical Dimensions of Islam. Chapel Hill: University of North Carolina Press, 1975.
Schuon, Frithjof. Understanding Islam. Bloomington: World Wisdom, 1998.
Smith, Huston. Forgotten Truth. New York: HarperOne, 1992.
Wilber, Ken. Integral Psychology. Boston: Shambhala, 2000.



