Pabhassara Sutta-1: ÖZ'ÜN YANSIMALARI
Pabhassara Sutta-1: ÖZ'ÜN YANSIMALARI..Hakikat, yeni bir şey kazanmak değil; yanlış merkezlerin ardışık çöküşüdür. Bu süreçte: Kimlik çözülür Tanık çözülür Son metafizik iddia çözülür Geriye kalan: Ne bir özdür Ne bir benliktir Ne de nesnel bir varlıktır Ama yine de inkâr edilemez bir açıklıktı
METİNLER


Pabhassara Sutta (“Parlak Zihin” Öğretisi)-1
Pabhassara Sutta, Budist metinlerde zihnin doğasına dair son derece özlü ama derin bir öğretidir. Bu sutranın merkezinde şu temel ifade yer alır:
“Bu zihin parlaktır; fakat sonradan gelen kirlenmelerle kirletilmiştir.”
Öğretinin Temel Noktaları
1. Zihnin Özsel Doğası
Zihin, özünde parlak (pabhassara), yani berrak, açık ve farkındalığa elverişli bir yapıya sahiptir.
Bu parlaklık, bilincin kendiliğinden aydınlatıcı doğasını ifade eder.
2. Kirlenmeler (Kilesa)
Açgözlülük, nefret ve cehalet gibi zihinsel durumlar:
Zihnin özüne ait değildir
“Sonradan gelen” (āgantuka) unsurlardır
Geçicidirler ve ortadan kaldırılabilirler
3. Cehalet ve Bilgelik Ayrımı
Eğitimsiz kişi zihni bu kirlenmelerle özdeşleştirir
Eğitilmiş kişi ise onların geçici olduğunu görür
Böylece zihnin asli parlak doğasını idrak eder
Felsefi Önemi
Bu öğreti, Budizm’de şu kritik anlayışın temelini oluşturur:
Kurtuluş (nirvana), yeni bir şey kazanmak değil
Zihni örten perdelerin kaldırılmasıdır
Yani insan, hakikatte zaten “parlak zihin”e sahiptir; sorun bu doğanın fark edilmemesidir.
Pabhassara Sutta ve Upanişadik âtman
1. Pabhassara Sutta: Parlak Zihin
Zihin özünde parlaktır (pabhassara)
Kirlenmeler (arzu, nefret, cehalet) sonradan gelir
Kurtuluş = bu kirlenmelerin ortadan kalkması
Öz yoktur (anattā): parlaklık bir “benlik” değildir
Zihnin saf doğası vardır, ama bu kalıcı bir öz/ruh olarak kabul edilmez
2. Upanişadik Gelenek: Âtman – Brahman
İnsan özünde âtmandır (değişmeyen öz)
Bu öz, evrensel gerçeklik olan Brahman ile aynıdır
Meşhur ifade: “Tat Tvam Asi” (Sen O’sun)
Cehalet (avidyā) bu hakikati örter
👉 Kurtuluş (mokşa):
Zihni temizlemek değil
Kim olduğunu idrak etmektir
📌 Kritik fark:
Burada kalıcı, değişmez bir öz vardır
3. Tasavvuf: Kalp ve Nur
İnsan kalbi (kalp) ilahi hakikatin aynasıdır
Kalp özünde nurludur, fakat:
Nefs
Dünya sevgisi
Gaflet
ile perdelenir
Amaç:
Kalbi arındırmak (tezkiye)
İlahi nuru yansıtmak
Sık ifade:“Kalp pas tutar, zikirle parlatılır”
Burada:
Bir öz (fıtrat) vardır
Ama bu öz, Tanrı ile özdeş değil, O’na yöneliktir
🧩 Budizm (Pabhassara)
“Parlak zihin” vardır ama sahibi yoktur
Süreçsel, anlık ve koşullu bir bilinç anlayışı
Nihai gerçeklik: boşluk (śūnyatā)
🧩 Upanişad
Parlaklık = özün kendisi
Değişmeyen metafizik gerçeklik
Nihai gerçeklik: Brahman (mutlak varlık)
🧩 Tasavvuf
Parlaklık = ilahi yansıma
İnsan bağımsız bir öz değildir
Nihai gerçeklik: Allah
Üç gelenekte de aynı temel yapı var:
Hakikat zaten mevcut → fakat üzeri örtülü
Ama ayrıldıkları yer şu:
Budizm: örtünün altı özsüz bilinç
Upanişad: örtünün altı mutlak öz
Tasavvuf: örtünün altı ilahiye açık kalp
“İnsan hakikatte ayrı bir varlık değildir; mutlak gerçekliğin bir tezahürüdür.”
Bu:
Budizm açısından fazla ontolojik (öz varsayan)
Tasavvuf açısından ise tehlikeli derecede özdeşlikçi olabilir
Pabhassara Sutta: Saflık var, ama öz yok
Upanişad: Saflık = özün kendisi
Tasavvuf: Saflık = ilahi yansıma, ama özdeşlik yok
TÜM DİNLERLE KARŞILAŞTIRMA
Pabhassara Sutta’nın Merkezî Tezi
Öğretinin özü şudur:
Zihin özünde parlaktır
Fakat bu parlaklık sonradan gelen kirlenmelerle örtülür
Arınma, bu kirlerin giderilmesidir
Ancak bu parlaklık, Budizm’de çoğunlukla kalıcı bir benlik/ruh anlamına gelmez
Buradan hareketle karşılaştırmanın ana soruları şunlardır:
İnsanın içinde asli olarak saf bir çekirdek var mı?
Kötülük/cehalet sonradan mı geliyor?
Kurtuluş, bir özün keşfi mi, bir ilişkinin onarımı mı, yoksa bir perdelenmenin kalkması mı?
Nihai gerçeklik kişisel mi, impersonal mi, boşluk mu, Tanrı mı?
1. Hinduizm
Pabhassara öğretisine en yakın büyük alanlardan biridir, ama aynı değildir.
Benzerlik
İnsan hakikatinin üstü cehaletle örtülüdür
Asıl problem dışsal değil, içsel perdelenmedir
Arınma ve idrak merkezi önemdedir
Zihnin saflaşması, kurtuluşa giden yoldur
Fark
Birçok Hindu okulunda nihai öz âtmandır
Bu öz çoğu kez kalıcıdır, metafizik olarak gerçektir
Vedanta’da kurtuluş, benliğin hakiki doğusunun fark edilmesidir
Sonuç
Pabhassara ile Hindu düşünce arasındaki en büyük yakınlık şudur:
ikisinde de örtü ve arınma dili vardır
En büyük fark ise şudur:
Budizm çoğu durumda kalıcı öz fikrini reddeder
Hinduizm’in önemli bölümü ise onu kabul eder
2. Jainizm
Jainizm de “özün kirlenmesi” fikrine çok yakındır.
Benzerlik
Ruh/cevher asli olarak saf kabul edilir
Karmik birikimler onu örter
Asketizm ve arınma ile öz tekrar saf haline yaklaşır
Fark
Jainizm’de jīva gerçek ve kalıcıdır
Kirlenme neredeyse ontolojik-karmik bir maddeleşme gibi düşünülür
Budizm’de ise kalıcı ruh anlayışı reddedilir
Sonuç
Jainizm, Pabhassara’ya yapısal olarak çok yakındır; ama Budizm’den daha “özcü”dür.
3. Sihizm
Sih gelenek, insanın içinde ilahi hakikate açık bir yön bulunduğunu savunur.
Benzerlik
İnsan, dünyevî bağlanmalar ve ego ile perdelenir
Hakikat, içsel arınma ve ilahi hatırlayışla açığa çıkar
“İçteki ışık” motifi güçlüdür
Fark
Nihai gerçeklik kişisel-İlahî boyut taşır
Budizm’deki gibi anattā çizgisi yoktur
Kurtuluş, yalnızca zihinsel berraklık değil, aynı zamanda Tanrı’ya yöneliştir
Sonuç
Sihizm, “parlaklık örtülüdür” fikrine yakın; fakat bunu daha teistik ve ilişkiseldir.
4. Yahudilik
Yahudilikte insanın bütünüyle bozulmuş bir varlık olduğu düşüncesi zorunlu değildir; insan Tanrı tarafından yaratıldığı için temelde değer taşır.
Benzerlik
İnsanda iyiye yönelim kapasitesi vardır
Günah, insanın asli yöneliminin bozulması gibi okunabilir
Tevbe, dönüş ve arınma önemlidir
Fark
Zihin ontolojisi merkezde değildir
Sorun çoğu zaman “kirli bilinç”ten çok Tanrı’nın emrine aykırılık olarak görülür
Kurtuluş, yalnızca içsel idrak değil; ahit, emir, adalet ve sadakatle ilgilidir
Sonuç
Yahudilik, Pabhassara’ya psikolojik değil, ahlaki-dinî düzeyde yaklaşır:
insanın içinde iyiye açıklık vardır
ama mesele “parlak zihnin keşfi” değil, Tanrı’yla doğru ilişkidir
5. Hristiyanlık
Hristiyanlık içinde çok farklı ekoller vardır; bu yüzden tek cümleyle özetlenemez.
Benzerlik
İnsan Tanrı suretinde yaratılmıştır
Yaratılış özü itibarıyla iyidir
Günah bir bozulma, düşüş veya kararma olarak düşünülebilir
Arınma, dönüşüm ve içsel yenilenme önemlidir
Fark
Özellikle klasik Hristiyanlıkta insan, yalnızca cehaletle değil günahla yaralanmıştır
Kurtuluş yalnız öz-bilgiyle değil, ilahî lütufla olur
Pabhassara’da sorun daha çok zihinsel kirlenme; Hristiyanlıkta ise ilişki, günah ve kurtarıcı müdahale daha merkezîdir
Mistisizm düzeyinde yakınlık
Doğu Hristiyanlığı, çöl babaları, hesychasm, Meister Eckhart benzeri çizgilerde:
içsel ışık
kalbin saflaşması
Tanrısal aydınlanma
temaları, Pabhassara ile daha yakın okunabilir
Sonuç
Ana akım Hristiyanlık:
“içsel parlaklık örtülüdür” fikrini kısmen kabul edebilir
ama bunu bağımsız bir öz aydınlığı olarak değil, Tanrı’dan gelen suretin kararması şeklinde anlar
6. İslam
İslam da tek parçalı değildir; kelâm, felsefe, tasavvuf farklı tonlar üretir.
Benzerlik
İnsan fıtrat üzere yaratılmıştır
Kalp paslanabilir, kararabilir, perdelenebilir
Günah, gaflet ve nefs insanı hakikatten uzaklaştırır
Zikir, tevbe, tezkiye ile içsel arınma mümkündür
Fark
İnsan özü Tanrı ile özdeş değildir
Nihai amaç, “kendinin mutlak özü olduğunu keşfetmek” değil, Allah’a kullukta doğrulmaktır
Budizm’deki özsüzlük anlayışı İslam’da yoktur
Tasavvuf düzeyinde yakınlık
Tasavvufta:
kalp aynadır
pas tutar
zikirle parlatılır
Bu, Pabhassara’ya çok yakın bir sembolik dildir.
Sonuç
İslam’ın özellikle tasavvufî yorumu, Pabhassara’ya güçlü biçimde yaklaşır; fakat son noktada ayrılır:
Budizm’de saf parlaklık kişisel Tanrı’ya dayanmaz
İslam’da hakikatin kaynağı Allah’tır
7. Zerdüştlük
Zerdüştlükte insan kozmik iyi-kötü mücadelesinin ahlaki öznesidir.
Benzerlik
İnsanın iyiye yönelimi önemlidir
Temizlik, arılık, doğru düşünce-merkezli etik güçlüdür
Fark
Burada mesele daha çok kozmik-ahlaki düalizmdir
Pabhassara’daki gibi “zihin özü parlaktır ama geçici kirlenmelerle örtülür” formülü belirgin değildir
Sorun daha çok iyi ile kötü arasındaki seçimdir
Sonuç
Zerdüştlükte zihnin içsel aydınlığı fikri dolaylı karşılık bulsa da, yapı bakımından Pabhassara’ya tam benzemez.
8. Taoizm
Taoizm özellikle mistik ve felsefi tarafında önemli benzerlikler taşır.
Benzerlik
İnsan doğası yapaylıkla bozulur
Doğal sadelik ve saflık önemlidir
Zorlayıcı arzu ve müdahale, insanı hakikatten uzaklaştırır
“Aslî sadeliğe dönüş” güçlü bir temadır
Fark
Taoizm bunu daima “parlak zihin” diliyle kurmaz
Nihai gerçeklik Tao’dur; kişisel Tanrı değildir
Budist analizdeki kilesa ve anattā sistemiyle birebir aynı değildir
Sonuç
Taoizm, özellikle “örtü kalksın, doğallık geri gelsin” mantığında Pabhassara’ya oldukça yakındır.
9. Konfüçyanizm
Konfüçyanizm’in özellikle Mencius çizgisinde insan doğasının iyiliği vurgulanır.
Benzerlik
İnsanın içinde iyiye dönük doğal eğilim vardır
Bu eğilim eğitim, erdem ve öz-disiplinle geliştirilebilir
Bozulma, aslî çekirdeğin kaybı değil, onun işlenmemesidir
Fark
Amaç metafizik kurtuluş değil, ahlaki ve toplumsal uyumdur
Parlak zihin yerine daha çok erdemli insanın inşası vardır
Sonuç
Konfüçyanizm, Pabhassara’ya metafizik değil, etik-antropolojik düzeyde yaklaşır.
10. Şinto
Şinto’da saflık-kirlilik ayrımı çok güçlüdür.
Benzerlik
İnsan ve dünya arınmaya ihtiyaç duyar
Kirlilik daimi öz değil, giderilebilir bir durum olabilir
Ritüel temizlik merkezi bir rol oynar
Fark
Buradaki kirlilik çoğu zaman zihinsel cehaletten çok ritüel ve yaşamsal kirlenme bağlamındadır
Pabhassara’nın içsel bilinç analizi burada çok belirgin değildir
Sonuç
Şinto, “asli saflık + geçici kirlenme” yapısında benzerdir; ama daha ritüel ağırlıklıdır.
11. Yerli / Şamanik / Kabile Dinleri
Bunlar çok çeşitlidir; tek şema dayatmak yanlış olur. Yine de bazı genel eğilimler söylenebilir.
Kısmi benzerlikler
İnsan ve kozmos arasında doğal bir uyum fikri
Dengesizlik, unutma, tabu ihlali ya da ruhsal bozulma ile oluşur
Şifa, bu dengenin onarılmasıdır
Fark
Pabhassara’daki soyut zihin analizi çoğu yerli gelenekte merkezde değildir
İlişki, ritüel, atalar, ruhlar ve kozmik denge daha baskındır
Sonuç
Bu geleneklerde “parlak zihin”e tam denk bir kavram her zaman yoktur; ama “özgün uyumun bozulması ve yeniden tesisi” teması yakındır.
12. Yeni Dini Hareketler / Ezoterik Akımlar
Bu alan da çok geniştir, ama pek çoğunda Pabhassara’ya benzer söylem vardır.
Sık görülen yapı
İçinde bir ışık, öz, yüksek benlik veya saf bilinç vardır
Ego, toplum, madde, travma veya cehalet bunu örter
Spiritüel çalışma ile bu öz ortaya çıkar
Fark
Çoğu zaman Budizm’den daha özcü ve psikolojik-popüler dille konuşurlar
“Yüksek benlik” söylemi, klasik Budist anattā çizgisiyle çatışabilir
Sonuç
Modern spiritüalizm, Pabhassara’ya çok benzer görünür; ama çoğu kez onu Budist bağlamından çıkarıp “öz-benlik” öğretisine dönüştürür.
13. Ateizm, Seküler Hümanizm ve Din-Dışı Felsefelerle Kısa Karşılaştırma
Kullanıcı “tüm dinler” dediği için bu bölüm ek olarak düşünülebilir.
Benzer taraf
İnsan zihninin koşullanma, önyargı ve tutkularla bozulduğu fikri
Eğitim, farkındalık ve öz-denetimle berraklaşma mümkün olabilir
Fark
Nihai kurtuluş, aşkın bir gerçekliğe bağlanmayabilir
“Parlaklık” metafizik değil, psikolojik veya nörolojik okunabilir
Sonuç
Seküler çerçeve, Pabhassara’yı bir tür bilişsel berraklık öğretisi olarak okuyabilir.
Büyük Karşılaştırma Haritası
A. Pabhassara’ya en yakın olanlar
Bunlar “asli saflık + geçici kirlenme + arınma” modeline en çok yaklaşanlardır:
Hinduizm
Jainizm
Tasavvufî İslam
Hristiyan mistisizmi
Taoizm
Sihizm
kısmen Şinto
B. Kısmen yakın olanlar
Bunlar aynı soruyu sorar ama başka terimlerle cevaplar:
Yahudilik
ana akım İslam
ana akım Hristiyanlık
Konfüçyanizm
Zerdüştlük
C. Yapısal olarak farklı olanlar
Bunlarda merkez, içsel “parlak zihin” değil; daha çok ilişki, yasa, ritüel, kozmik denge veya tarihsel vahiydir:
birçok yerli din
ritüel-merkezli gelenekler
vahiy ve ahit merkezli teistik geleneklerin bazı biçimleri
En Kritik Ayrım: Üç Büyük Model
Aslında dinleri bu başlıkta üç ana kümeye ayırabiliriz:
1. Öz keşfi modeli
Hakikat zaten içimdedir; üzeri örtülmüştür.
Örnek:
Upanişadlar
Jainizm
bazı mistik akımlar
modern spiritüalizmin çoğu
2. Arınma modeli
Zihin/kalp kirlenmiştir; eğitim, pratik ve disiplinle berraklaşır.
Örnek:
Budizm
Taoizm
tasavvuf
bazı Hristiyan mistik çizgiler
3. İlişki ve itaat modeli
Sorun yalnız içsel bulanıklık değil; Tanrı’yla doğru ilişkinin bozulmasıdır.
Örnek:
Yahudilik
Hristiyanlık
İslam’ın ana akımı
Pabhassara en çok 2. modele aittir; ama zaman zaman bazı yorumlarda 1. modele çekilir. Bence en sık yapılan hata da budur.
En Sık Yapılan Yanlış Yorum
Pabhassara Sutta çoğu zaman şöyle yanlış okunur:
“Demek ki Budizm de içimizde ilahi ya da ebedî bir öz bulunduğunu söylüyor.”
Bu doğru değildir.
Çünkü klasik Budist bağlamda:
parlaklık vardır
ama bu parlaklık zorunlu olarak ebedî bir ruh değildir
hatta anattā öğretisi sebebiyle, onu kalıcı öz diye okumak problemli olur
Bu yüzden Pabhassara:
Upanişad’a benzer
tasavvufa benzer
mistik Hristiyanlığa benzer
ama onlarla aynı şey değildir
PARLAK ZİHİN: ÖZ, BOŞLUK VE YANLIŞ MERKEZLERİN ÇÖKÜŞÜ
Giriş
İnsanlık tarihinin büyük düşünce gelenekleri, farklı dil ve kavramlarla da olsa, ortak bir sezgi etrafında buluşur:
İnsanın mevcut deneyimi, nihai hakikatin doğrudan ifadesi değildir; bir tür örtülme, sapma ya da yanlış algı söz konusudur.
Budist Pabhassara öğretisi bu sezgiyi son derece yalın bir biçimde ifade eder:
Zihin özünde parlaktır; fakat sonradan gelen kirlenmelerle örtülmüştür.
Bu makale, söz konusu “parlaklık” kavramını yalnızca açıklamakla kalmaz; onu deneyimsel bir süreç olarak ele alır ve farklı geleneklerle karşılaştırmalı biçimde konumlandırır. Temel iddia şudur:
İnsan deneyiminin dönüşümü, yeni bir öz kazanımı değil, ardışık yanlış özdeşleşmelerin çözülmesidir.
1. Pabhassara: Parlaklığın Doğası
Pabhassara öğretisinde “parlaklık” (pabhassara), çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi metafizik bir öz ya da kalıcı bir bilinç tözü değildir. Aksine, bu kavram:
Zihnin bilme kapasitesinin açıklığını
Deneyimin engellenmemiş farkındalığını
Ve bilişsel süreçlerin kirlenmemiş işleyişini ifade eder
Dolayısıyla burada söz konusu olan şey bir “varlık” değil, bir işlevsel durumdur.
Budist bağlamda bu ayrım kritiktir. Çünkü aynı metinlerde yer alan anattā (benliksizlik) öğretisi, herhangi bir kalıcı özün varlığını reddeder. Bu nedenle:
Parlaklık vardır; fakat bu parlaklık bir “ben” ya da “öz” değildir.
2. Yanlış Özdeşleşmenin Katmanları
İnsan deneyimi, tek bir yanılsamadan değil, katmanlı bir yanlış merkezleşmeden oluşur. Bu süreç üç temel düzeyde incelenebilir:
2.1. Kimlik Düzeyi
İlk ve en kaba özdeşleşme, düşünce ve kimlik ile kurulur:
“Ben düşündüğüm şeyim”
“Ben hikâyemim”
“Ben geçmişim ve geleceğimim”
Bu düzeyde zihin tamamen örtülüdür; parlaklık dolaylı bile olsa fark edilmez.
2.2. Tanıklık Düzeyi
İkinci aşamada bir kırılma gerçekleşir:
“Düşüncelerim var — ama ben düşünce değilim.”
Bu farkındalık, “gözlemleyen” ya da “tanık” konumunu ortaya çıkarır. Ancak bu aşama, çoğu zaman nihai zannedilen bir ara duraktır.
Çünkü burada yeni bir özdeşleşme doğar:
“Ben gözlemleyenim.”
Bu, egonun daha incelmiş bir formudur.
2.3. Merkezin Çöküşü
Daha derin bir analiz, gözlemleyenin de gözlemlenebilir olduğunu ortaya koyar. Bu farkındalık, deneyimde radikal bir dönüşüme yol açar:
Sabit bir merkez bulunamaz
Deneyim devam eder, fakat sahiplik çözülür
“Bakan” ile “bakılan” ayrımı işlevini yitirir
Bu noktada ortaya çıkan şey:
Sahipsiz açıklık — yani parlaklığın doğrudan tezahürü
3. Üç Büyük Yanlış Yorum
Pabhassara öğretisinin en sık yanlış anlaşılması, bu deneyimin farklı ontolojilere zorlanmasıdır. Üç temel sapma öne çıkar:
3.1. Özleştirme (Ontolojik Sapma)
“Saf bilinç benim gerçek özümdür.”
Bu yaklaşım, özellikle Upanişadik gelenekle paraleldir. Ancak Budist bağlamda bu, bir kategori hatasıdır. Çünkü süreçsel bir açıklık, ontolojik bir varlığa dönüştürülmektedir.
3.2. Tanıkta Donma (Psikolojik Sapma)
“Ben gözlemleyenim.”
Bu, deneyimin erken bir aşamasını nihai gerçeklik zannetmek anlamına gelir. Ego, yalnızca daha soyut bir form kazanmıştır.
3.3. Nihilizm (Ontolojik Red)
“Hiçbir şey yok.”
Bu yorum, boşluğu yanlış anlar. Budizm’de boşluk (śūnyatā), yokluk değil; sabit özden yoksunluk anlamına gelir.
4. Karşılaştırmalı Perspektif: Üç Ontolojik Yorum
Aynı deneyimsel fenomen, farklı geleneklerde üç ana biçimde yorumlanır:
4.1. Upanişadik Gelenek
Parlaklık = Âtman
Âtman = Brahman
Deneyim = özün keşfi
Burada açıklık, doğrudan metafizik öz olarak yorumlanır.
4.2. Budizm (Pabhassara)
Parlaklık = açıklık
Açıklık = süreç
Süreç = özsüz
Burada hiçbir ontolojik merkez kabul edilmez.
4.3. Tasavvuf
Parlaklık = ilahi yansıma
İnsan = bağımsız öz değil
Deneyim = ilahiye açılım
Burada açıklık, Tanrı ile özdeş değil; O’na yöneliktir.
5. Sonuç: Hakikat Olarak Çöküş
Bu analiz, radikal bir sonuca götürür:
Hakikat, yeni bir şey kazanmak değil; yanlış merkezlerin ardışık çöküşüdür.
Bu süreçte:
Kimlik çözülür
Tanık çözülür
Son metafizik iddia çözülür
Geriye kalan:
Ne bir özdür
Ne bir benliktir
Ne de nesnel bir varlıktır
Ama yine de inkâr edilemez bir açıklıktır.
6. Son Söz
Farklı gelenekler bu deneyimi farklı isimlerle adlandırır: öz, Tanrı, boşluk, bilinç. Ancak bu isimlendirmeler, çoğu zaman deneyimin kendisinden çok yorumları yansıtır.
Pabhassara öğretisinin özgün katkısı, bu deneyimi ontolojik iddialardan arındırmasıdır.
Bu nedenle son ifade şudur:
Parlaklık vardır.
Ama ona sahip olan yoktur.