SÖZDE ŞİİR
Rûhtan gelip vicdândan çağrı yapan şey ilhâm! Benlik sesine ise denilir ‘hayâl!’ O, ham!
KIYAMETNAME-M.H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ

“SÖZDE ŞİİR”
İlhâm! Coşku! Kültür! Dil! Bir şiirin dört kutbu!
Aksi hâlde! Her şiir olur asker mektubu!
Şâirlerin! ‘Dört dörtlük’ değil şimdi hiçbiri!
Ölüdür yazdıkları! Ölüler sanır diri!
Hem yazan! Hem de duyan! Câhil! Bu yüzden mutlu!
Şiirin yarınından! Değilim hiç umutlu!
Savunur kendisini!‘Tarzım serbesttir’ diye!
Gürültü, müzik değil! Aradaki fark niye?
Kader, ‘mikdar’ demektir! Ölçüdür yaratmaya!
Ölçü ‘Serbest’ tutulsa! Kozmonot gitmez Ay’a!
Her terzinin elinde! Mutlaka ‘mezura’ var!
Pantolon ile ayni! Olabilir mi şalvar!
Şekspir! Viktor Hügo! Mevlânâ! Ve Fuzûlî!
Vezni ve kafiyeyi! Görmediler fuzûlî!
Bunlar ‘şâir’ değildi! Şiirle ‘mesaj’ verdi!
Çapı kadar! Herkesin onlara aklı erdi!
Kafiye! Son sözcüğün son hecesidir! Niçin?
ÎSÂ ‘“İlk olan en son gelir”’ dediği için!
‘“Arşı taşıyanlardır!”’ Hak şiirin dört kutbu!
‘“HAK Kur’an için diyor, cin sözü değildir bu!”’
Rûhtan gelip vicdândan çağrı yapan şey ilhâm!
Benlik sesine ise denilir ‘hayâl!’ O, ham!
‘Kültür!’ Kendi tarlanda ürettiğinin ismi!
ALLAH’ın tohumunu! Taşır insânın cismi!
Güzelle birleşirken duyulan o heyecân,
İşte coşku bu! Onu duyan Rûhtur! Değil can!
Bu yüzden en güzele denilir ‘Şiir’ gibi!
‘“Rahimde güzel çizmiş onu!”’ ‘“Kalem sâhibi!”’
Dilden kast ‘“Süleyman’ın bildiği o kuş dili!”’
Dil, Farsça ‘Gönül’ demek! Odur ‘“Belkıs’ın ili!”’
Gelelim! Kendisini bir şâir zannedene,
Dağarcığı tın tındır! İnanmıyorsan dene!
Yok ne aruz vezninden! Ne heceden haberi!
Unutmuş ikisini! Bilmediğinden beri (!)
Sorsan! ‘Fâilün’ nedir? ‘Fâilini sen bul’ der!
‘Seslileri say’ desen! Hemen koroya gider!
Edebiyat! Maskara olmuş inince halka!
Bir çingene geçirmiş! Onun burnuna halka!
Tarak verilmesine! Ne kadar kızsa da kel,
İlk dersimiz ‘kafiye!’ Çünkü beyitler ilkel!
Kafiyeli değildir! Beyitlerin bir teki!
Ya ‘isim eki!’ Ya da ‘fiil zamanı eki!’
Meselâ:‘Sevdim’ ‘Verdim’, birer kafiye değil!
Fiil kökü ‘Sev’ ve ‘Ver!’ ‘Dim’ ek! Sen köke eğil!
Kafiye değil, ‘Evim’ , ‘Eşim !’ ‘İm’ isim eki!
İsim ise ‘Ev’ ve ‘Eş!’ Ayni değil bir teki!
Bakın benim kafiyem! ‘Sakarya!’ Ve ‘Akarya!’
Altı harfleri ayni! Çıkardığı ses arya!
Fiil zamanı eki: ce, di, er, miş,! Köke in!
İlk ve son dersi verdim! Tek ve sondur ‘“HANÎF DÎN!”’
Şimdi şunu gençlere ben itiraf edeyim!
Sırf anlasınlar diye kullandım yeni deyim!
Eski mesajlarımın hârika idi hepsi!
Üzerlerine içtim bir bardak soğuk pepsi!
Yine kafiyem süper! Ama hacmi daraldı!
‘A’ de bakayım’ diyen! Dilimi söküp aldı!
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 13.12.1998