SU VE ATEŞ
SU VE ATEŞ. Gül! MUHAMMED ÂLÎ’nin yani koalisyonu! HASAN! HÜSEYİN! FÂTMA! Diye sen okşa onu! Ay öncesi Güneş’in ruhudur bil ki ÂLÎ! ÎSÂ! MESİH! ELİON! RAB! O! Bilmez ahali! Arz devrinde Ay’ımız arzdan ayrıldığı an, ÂLÎ’den ışın arza Güneş’ten indi! İnan!
KIYAMETNAME KİTABI


SU VE ATEŞ
I. AY DEVRİ
Melek ve şeytan harbi, arzdan önce başladı!
Bu ateşten kürenin arz değil, Ay’dı adı!
Bugünkü Ay sanmayın ama sakın siz onu!
Arz’ın bundan önceki o, reenkarnasyonu!
RAHMÂN! Rûhudur bil ki o dönemdeki Ay’ın!
Tevrat’taki Yehova işte odur, anlayın!
Sulu kabuk bağladı bu Ay, soğuk uzayda!
Su merkeze yağınca, savaş başladı Ay’da!
Ateş çekirdek kovdu, buharlaştırıp suyu!
Düşmandı birbirine su ve ateşin huyu!
Ateşi söndürür su, bak kaynatılsa bile!
Ateş şeytan, su melek simgesi; herkes bile!
Kabuktaydı melekler, şeytanlar çekirdekte!
Buna “su ve ateşin vatan paylaşımı” de!
RAHMÂN meleği sevdi, “rahmet” olduğu için!
Şeytan da kin besledi RAHMÂN’a için için!
“Şeytan RAHMÂN’a düşman!” ALLAH’a değil! Niçin?
Oksijensiz yanamaz ateş de, onun için!
Alev dik başlı üçgen; su yerde yatay dörtgen!
İnsanda var doğuştan üç düşman ve dört dost gen!
II. ARZ DEVRİ
Ay devrinde hayvandık, rüya bilinçli yani!
Uyanıp insan olduk “Arz cenneti”nde ani!
Buraya kadar gerçek, asla efsane değil!
Efsane burada başlar, ona dikkatle eğil!
Şeytan! Arz döneminde intikamını aldı!
Havva cennette ondan Kâbil’e gebe kaldı!
RAHMÂN çocuk doğmadan şeytanı kovaladı!
Ve Kâbil’in “dul karı evladı” oldu adı!
Şeytandan sonra Havva da bu dünyaya indi!
Kâbil doğdu, Âdem’den de Hâbil’i edindi!
İşte budur! Arz’da su ve ateşin miladı!
Hâbil Tanrı evladı, Kâbil şeytan evladı!
“Hâbil kurban, Kâbil buğday etti hediye!”
“Kurbanı kabul etti RAHMÂN!” oğlundan diye!
Kâbil dedi RAHMÂN’a: “Kutsaldır alın terim!
Madem senin adın HAK, ben hakkımı isterim!
Lanetlediğin hâlde toprağı ürün aldım!
Tercih ettin çobanı bana sen, şaşa kaldım!
Sonra kızıp Hâbil’in kanını döktü Kâbil!”
HAKK’a dedi: “Hakkımı yemene bu mukabil!
Ateş iken babama dedin çamura eğil!
Suda da oksijen var; o da bağımsız değil!
O suyla vaftiz yapıp kilisede yatacak!
Irkımı şeytan diye hep ateşe atacak!
Cennet yapacak ırkım bizi kovduğun arzı!
Düşünürken evladın yalnız beş vakit farzı!”
Şeytanın sözlerinden RAHMÂN çok duygulandı!
İkisinin de Rabbi olmaya içti andı!
III. KIYAMET DEVRİ
Süleyman’ı gönderdi o zaman RAHMÂN, niçin?
Melek ile şeytanı barıştırması için!
Tüm ateş cinlerini onun emrine verdi!
“Hikmet’i her şeyden çok çünkü RAHMÂN severdi!”
RAHMÂN dedi: “Süleyman! Hikmet özümsün ama,
Usta olduğu için sipariş ver Hiram’a!”
Hiram bir cin ereni; Kur’an ona “ifrit” der!
“Belkıs’ın sarayını o bir günde nakleder!”
Şeffafta yüzer her şey, bu nakli anlar ârif!
Sultan işi ustaya şu tarzda etti tarif:
“Kristal bir havuz yap! Hep ışık saçan tarzda!
Kamaştırsın her gözü, eşi olmasın arzda!”
Yani sultan mucize bir eser ısmarladı!
Her hâlde “ruh” olmalı onun öteki adı!
Hiram her bir madeni eritti dev kazanda!
Papaz su kattı; kazan da patladı bir anda!
Hiram kendini attı ateş dolu kazana!
Arz merkezine indi, öptü ilk baba-ana!
“Sinâ’daki ateş”le vaftiz edildi yani!
Şeytan’ın değil, HAKK’ın evladı oldu ani!
Îsâ’yı vaftiz etti Yahya, o Mesih oldu!
Hiram yani ÂLÎ’nin ışığı ile doldu!
Vaftizde yeni adı oldu onun “Gül” ve “Haç”!
Gül bâkire Meryem, haç Âdem! Gözünü aç!
Doğdu “Mesih” denilen “Meryem’in oğlu” Âdem!
Alev, Alevî oldu; vaftizci ÂLÎ madem!
Su ve ateş barıştı, bir oldu devlet ve din!
Kutsal Kitap’ta “Son Gün” işte bu, dikkat edin!
Lâik ve şeriatçı harbi çünkü buldu son!
Denmedi hiç kimseye yobaz yahut mason!
Melek: Cami önünde yem bekleyen güvercin!
Şeytan: Kartal! En yüksek uçan tek kuş! Cin mi cin!
Ateş: Savaş, sanayi, uygarlık, bilim demek!
Su: İçi yıkayarak sırf ruha verir emek!
Bu “Diriliş Günü”nün simgesidir gül, niçin?
Gül, arzdan su, Güneş’ten ısı aldığı için!
“Vahiy alan arıdan” kalır ancak hamile!
Selam! İçi dışı bir o insan-ı kâmile!
Diken ile korunmuş “Levh-i Mahfuz” o! Niye?
Nâmahrem olan ona el süremesin diye!
Gül! MUHAMMED ÂLÎ’nin yani koalisyonu!
HASAN! HÜSEYİN! FÂTMA! Diye sen okşa onu!
Ay öncesi Güneş’in ruhudur bil ki ÂLÎ!
ÎSÂ! MESİH! ELİON! RAB! O! Bilmez ahali!
Arz devrinde Ay’ımız arzdan ayrıldığı an,
ÂLÎ’den ışın arza Güneş’ten indi! İnan!
Bu mesajı verenin ismi, bak! Mesih Gül-Haç!
Max Heindel “Hiram O” der! Artık kalp gözünü aç!
Bunu şeffaf hocası verdi Max Heindel’e!
Ehl-i Beyt açısından fakir de aldı ele!
Şifresi çözüldü mü, masalın gelir sonu!
Gerçek bir “Hanif” ise kucaklayın masonu!
M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
Ankara – 29 Aralık 2000
(Buradan sonra yazılan kısmın yazarla bir ilgisi olmayıp, yapılan hatalardan dolayı yazar sorumlu tutulamaz!)
TÜRKÇE DİPNOTLAR
Sembol ≠ dogma / tarihsel veri. Dinler tarihindeki karşılaştırmalı yaklaşım, “su/ateş” gibi öğeleri ritüel işlev, arınma-kirlilik, geçiş/erginlenme, kozmik düzen gibi ortak kategoriler altında inceler. Bu, şiirin “Ay devri–Arz devri–Kıyamet devri” şemasını, mitik-zamansal bir aşamalanma (geçiş ritleri) mantığıyla okumayı mümkün kılar.[1]
Ritüel kuramı anahtarları:
Van Gennep’in “ayrılma–eşik (liminal)–yeniden katılım” modeli, şiirdeki “devreler”i (Ay/Arz/Kıyamet) bir geçiş dramaturjisi gibi anlamlandırmaya uygundur.[1]
Turner’ın liminalite ve “communitas” kavramı, şiirdeki büyük karşıtlıkların (melek/şeytan; su/ateş; din/devlet) eşikte çözülüp yeni düzen üretmesi fikrini açıklamaya yarar.[2]
Mary Douglas’ın “kirlilik/tehlike” yaklaşımı, “arınma”nın yalnız hijyen değil, sınır ve düzen kurma işi olduğunu gösterir; bu da şiirde “su”nun yalnız madde değil sosyokozmik düzenleyici oluşunu temellendirir.[3]
Su ve ateş: Dinler arası ana motif eşleşmeleri
1) Arınma ve düzen kurma (su) / ayrıştırma ve dönüştürme (ateş)
Su çoğu gelenekte “arınma, sınır çizme, yeniden doğuşa hazırlık”la ilişkilidir. İslam’da abdest/temizlik hükümlerinin “arınma” vurgusu ve su yoksa “toprakla sembolik arınma (teyemmüm)” ilkesi, arınmanın maddeden çok ritüel-ahlâkî statü ürettiğini gösterir.[4]
Ateş çoğu gelenekte “dönüştürme/tezkiye/imtihan” hattında işler: yakar, ayrıştırır, kül bırakır; kül ise birçok gelenekte arınma ve süreklilik iması taşır. Zerdüştlükte ateş (Ātar) kutsallığın görünür simgesi gibi ele alınırken, ritüel saflıkta “temiz su” ile birlikte arınmanın ajanları olarak anılır; yani ateş–su ikiliği “düşmanlık” kadar tamamlayıcı bir düzenin de parçasıdır.[5]
Bu, şiirdeki “su ve ateş birbirine düşman” gerilimini, dinler tarihinin bir başka yaygın örüntüsüyle birlikte düşünmeyi sağlar: çatışan değil, birlikte işleyen ikili (arınma + dönüşüm).
2) Hristiyanlık: “Su vaftizi” ve “ateş vaftizi”nin ikili mantığı
Şiirinizde “vaftiz” ve “ateşle vaftiz” ima düzlemi çok güçlü. Yeni Ahit’te Vaftizci Yahya’nın “su ile vaftiz”i ile Mesih’in “Kutsal Ruh ve ateşle vaftiz” edeceği ifadesi, su/ateş ikilisini aynı teolojik eksende birleştirir: su = tövbe/arınma hazırlığı; ateş = Ruh’un dönüştürücü kudreti.[6]
Bu ikilik, şiirdeki “Hiram’ın kazana atlayışı / Sinâ’daki ateşle vaftiz” gibi sahneleri, mistik dönüşüm dramatizasyonu olarak okumaya elverişlidir: “ateş” burada yalnız yıkım değil, “yeniden doğuşa zorlayan eşik”.
3) İslam: Su merkezli taharet + su yoksa sembolik arınma
İslamî gelenekte taharetin suyla kurulması (abdest/ghusl) ve su bulunmadığında/zarar verdiğinde teyemmüm ile “temsilî arınma” imkânı, “arınma”yı salt fizik değil ibadete ehliyet statüsü olarak çerçeveler.[4]
Şiirde “su=melek/rahmet” hattı, bu açıdan “rahmetin beden-zihin-düzen kurucu” yönüne yaslanır; “ateş=şeytan” hattı ise, İslamî söylemdeki “ateş”in (ceza/imtihan) çağrışımlarını ödünç alır; fakat şiir, bunu yeniden kodlayıp kozmik bir tarih kurgusuna taşır.
4) Zerdüştlük: Ateş kültü, saflık ve suyla beraberlik
Zerdüştlükte ateşin (Ātar) kutsallığı çok belirgindir; fakat kritik ayrıntı şudur: ritüel saflık pratiklerinde temiz su ile birlikte arınmanın aracı olarak düşünülür.[5] Bu, şiirdeki “su–ateş düşmanlığı” iddiasını alternatif bir geleneksel örnekle gerilimli kılar: bazı geleneklerde ikisi karşıt değil, “saflığı kuran iki ajan”dır.
Bu karşıtlık, şiirin özgün poetik iddiasını güçlendirecek şekilde şöyle okunabilir: Şiir, “düşmanlık” anlatısını kurarak, sonunda “Kıyamet devri”nde barışma/senteze ulaşır; bu da Zerdüştlükteki “ateş–su beraber arındırır” mantığıyla yapısal olarak buluşur.[5]
5) Yahudilik / Kabala çevresi: Harf-kozmoloji ve “nefes/ruach” dili
Şiirde geçen “Rûh”, “nefes”, “isim” ve yaratım dili, Yahudi mistik geleneğinin harfler ve yaratım temasına yaklaşır. “Sefer Yetzirah” (Yaratılış Kitabı) geleneğinde yaratımın harfler/sayım yolları ve “nefes/ruach” semantiği üzerinden tasavvur edildiği görülür (çeşitli şerh ve çevirilerle).[7]
Bu, şiirin “sayı/harf/isim” katmanını (ör. kutsal isim, “Rûh”un başka adlarla çağrılması, kozmik mimari fikri) mistik-konstrüktif bir kozmoloji olarak okumaya izin verir.
6) Hint gelenekleri: Agni (ateş) “aracı” olarak
Vedik/Hindu bağlamda Agni, kurban/armağan ritüellerinde tanrılara sunuyu taşıyan aracı konumdadır: ateş, yalnız yakan değil ileten/bağlayan bir “medium”dur.[8]
Bu bakış, şiirde ateşin “bilim/sanayi/uygarlık” gibi “araçsal-dönüştürücü” anlamlarla yüklenmesini karşılaştırmalı açıdan anlaşılır kılar: ateş burada “kötülük” değil, enerjinin ve dönüşümün dili olabilir.
Şiirdeki “Hiram / Süleyman / Belkıs / Masonik okuma” katmanı için akademik not
Şiir, üçüncü bölümde (Kıyamet devri) Süleyman–Hiram eksenini “mucize eser / kristal havuz / nakil” gibi motiflerle örerek, masonik-rosikrüsen literatüre açılan bir kapı aralıyor. Max Heindel’in rosikrüsen çevre metinleri (kamusal metin koleksiyonları/derlemeler) bu tür “ezoterik Hiram okumaları”nın modern örnekleri arasında sayılır.[9]
Dipnot uyarısı: Bu hat, “klasik dinî metin” olmaktan çok, 19–20. yüzyıl Batı ezoterizminin senkretik anlatılarına yakındır; akademik dilde bu tür malzeme, genellikle “modern ezoterizm / yeni dinsel hareketler / okültizm tarihi” başlıklarında ele alınır. (Burada şiiriniz, tam da bu “senkretik sembol mühendisliği”ni poetik bir gövdeye taşıyor.)
Dipnotlar
[1] Arnold van Gennep, The Rites of Passage (geçiş ritleri: ayrılma–eşik–yeniden katılım şeması).
[2] Victor Turner, “Liminality and Communitas”, The Ritual Process bağlamı (eşik/liminal dönem, dönüşüm ve yeni topluluk duygusu).
[3] Mary Douglas, Purity and Danger (kirlilik/arınma: sınır, düzen ve tehlike yönetimi).
[4] Kur’an’da taharet ve teyemmüm bağlamı: Maide 5:6 tefsirleri; Nisa 4:43 tefsirleri (su ile arınma, su yoksa/zarar verirse sembolik arınma).
[5] Zerdüştlükte ateş (Ātar) ve ritüel saflıkta ateşin “temiz su” ile birlikte arınma ajanı olarak görülmesi; ayrıca ritüel arınma pratikleri üzerine derli toplu özet.
[6] Yeni Ahit’te su/ateş vaftizi ikiliği: Matta 3:11 (“su ile vaftiz” + “Kutsal Ruh ve ateşle vaftiz”).
[7] Sefer Yetzirah geleneğine dair metin ve şerh/çeviri örneği (Saadia Gaon şerhi/çeviri derlemesi; harfler, nefes/ruach, yaratım teknolojileri teması).
[8] Agni’nin Vedik/Hindu metinlerde kurban ritüelindeki “aracı/taşıyıcı” rolü (genel çerçeve).
[9] Max Heindel ve rosikrüsen metin külliyatından örnek derlemeler (modern ezoterik çerçevede “masonluk/okült yorum” damarının izlenebilirliği).
AY DEVRİ-ARZ DEVRİ
I. AY DEVRİ — Kozmik Geçmiş ve “Ateş Ruhları”
Şiirin ilk bölümü, “Ay öncesi/Arz öncesi savaş”, “ateş çekirdek–su kabuk” gerilimi ve “melek–şeytan” ayrışması üzerine kurulu.
Bu yapı, üç düşünürde de şu biçimde karşılık bulur:
1) Max Heindel – Ay Zinciri ve Luciferik Ateş
Heindel’in Rosicrucian Cosmo-Conception eserinde insanlık, “gezegen zincirleri” boyunca evrilir:
Satürn → Güneş → Ay → Dünya aşamaları.
Ay devrinde:
İnsanlık henüz bugünkü bilinç düzeyinde değildir.
“Ateş ruhları” (Luciferik varlıklar) erken bilinci tetikler.
Ay aşaması, su/astral element ağırlıklıdır.
“Kabuktaydı melekler, şeytanlar çekirdekte” ifadesi, Heindel’in merkez–çevre bilinç katmanları modelini andırır.
Lucifer, burada mutlak kötülük değil; bilinci hızlandıran fakat ayrılık yaratan ateş prensibidir.
Şiirin “ateş kovdu suyu” sahnesi, Heindel’deki “bilincin yoğunlaşması için astral suyun ayrışması” sürecini sembolik çağrıştırır.
2) Blavatsky – Kök Irklar ve Ateş Getirenler
Blavatsky’nin The Secret Doctrine’unda:
İnsanlık, “Kök Irklar” boyunca evrilir.
Lemurya döneminde “Ateş Getirenler” (Manasaputras) insanın zihinsel kıvılcımını yakar.
Ay, önceki evrimin kalıntısıdır (Lunar Pitris).
“Arz’ın bundan önceki o, reenkarnasyonu” ifadesi, Blavatsky’nin Ay’ın önceki evrim halkası olduğu tezine çok yakındır.
Ateş burada şeytanî değil; akıl kıvılcımıdır.
Su ise henüz bilinçsiz, kolektif astral akıştır.
Su = kolektif bilinç
Ateş = bireysel akıl
3) Rudolf Steiner – Ay Ayrılığı ve İnsan Benliği
Steiner’e göre:
Ay bir zamanlar Dünya ile birliktedir.
Daha sonra ayrılır; bu ayrılık insanın ben bilincini mümkün kılar.
Luciferik varlıklar insanı erken özgürlüğe iter.
“Arz devrinde Ay’ımız arzdan ayrıldığı an” dizesi, Steiner’in Dünya–Ay ayrımı öğretisini doğrudan çağrıştırır.
Steiner’de:
Lucifer = erken özgürlük
Ahriman = katı maddecilik
Mesih prensibi = denge
Şiirin üçüncü bölümündeki barışma, Steiner’in “Mesih bilinci dengeleyici merkezdir” öğretisiyle örtüşür.
II. ARZ DEVRİ — İkilik ve İrade
Şiirde Havva–Kâbil–Hâbil anlatısı, klasik kutsal metinden farklı bir ezoterik yorum içerir.
Bu, özellikle Blavatsky ve Steiner’in “Kâbil çizgisi” yorumlarıyla paraleldir.
Blavatsky’de Kâbil
Blavatsky’ye göre:
Kâbil, “ateş soyunun” temsilidir.
Hâbil, daha pasif, çoban çizgiyi simgeler.
Çiftçilik/ateş kültürü, uygarlığın motorudur.
Kâbil’in “alın teri” savunması, bu çizgiye uygundur.
Steiner’de Kâbil ve Hiram
Steiner’in masonik konferanslarında:
Kâbil soyundan Hiram çizgisi gelir.
Hiram bilgeliğin ustasıdır.
Süleyman = krallık bilinci
Hiram = sanat/bilgelik bilinci
Hiram’ın ateşe atlayıp dönüşmesi, Steiner’in “inisiyasyon ateşi” temasına uygundur.
III. KIYAMET DEVRİ — Mesih ve Ateş–Su Uzlaşması
1) Heindel’de Mesih
Heindel’e göre Mesih:
Dünya’ya Güneş bilincini indirir.
Kalp merkezini aktive eder.
Lucifer ve Ahriman güçlerini dengeler.
Şiirde:
“Su ve ateş barıştı, bir oldu devlet ve din” ifadesi, Heindel’in “Christ Consciousness” kavramının poetik izdüşümüdür.
2) Steiner’de Mesih
Steiner için:
Mesih olayı kozmik bir dönüm noktasıdır.
İnsan bilincinin merkezine “kalp Güneşi” yerleşir.
Luciferik ateş ve Ahrimanik katılık dengelenir.
Şiirin “Gül” sembolü, Steiner’in Rosicrucian gül-haç imgesiyle örtüşür.
3) Blavatsky’de Nihai Evrim
Blavatsky’de nihai amaç:
İlahi bilgelikle birleşmiş insanlık
Madde–ruh sentezi
Şiirin sonundaki “Hanif” çağrısı, ezoterik anlamda “dogma dışı saf merkez bilinci” olarak okunabilir.
SU ve ATEŞ’İN ÜÇLÜ OKUMASI
“Ay Devri” motifi, Max Heindel’in kozmolojisinde insanlığın geçtiği “Lunar Chain” aşamasına karşılık gelir; burada bilinç henüz bugünkü maddi yoğunluğa sahip değildir. Blavatsky’de bu dönem, “Lunar Pitris” yani Ay ataları öğretisiyle açıklanır; insanlığın önceki evrim halkasının kalıntılarıdır. Rudolf Steiner’de ise Ay, bir zamanlar Dünya ile birliktedir ve sonradan ayrılır; bu “Ay ayrılığı”, insan benliğinin bağımsızlaşmasını mümkün kılan kozmik bir olaydır.
Şiirdeki “Ateş” motifi Heindel’de Luciferik bir hızlandırma kuvvetidir; bilinci erken uyandırır ama ayrılık yaratır. Blavatsky’de ateş, “Manas kıvılcımıdır”; insan zihnini tutuşturan ilahi akıl prensibidir. Steiner’de ise ateş, insanı erken özgürlüğe iten Luciferik dürtü olarak görülür; tehlikesi vardır ama gelişim için gereklidir.
“Su” motifi Heindel’de astral bedenle ilişkilidir; duygusal ve akışkan bilinç katmanını temsil eder. Blavatsky’de su, kolektif ve henüz bireyselleşmemiş bilinç alanını sembolize eder. Steiner’de ise su, ruhsal plastisiteyi; yani insanın biçim alabilen, şekillenebilen iç doğasını ifade eder.
Şiirdeki “Hiram” figürü Heindel’de masonik ustalığın ve ruhsal mimarinin sembolüdür. Blavatsky’de Hiram benzeri figürler ezoterik mimar, yani kozmik planı maddede inşa eden bilinç olarak görülür. Steiner’de ise Hiram, Kâbil hattının temsilcisidir; teknik bilgi ve bilinçli sanat ustalığının taşıyıcısıdır.
Son olarak “Mesih” motifi Heindel’de Güneş Ruhu olarak tanımlanır; Dünya’ya inen kozmik sevgi ve denge bilincidir. Blavatsky’de Mesih ilkesi, Evrensel Logos yani ilahi bilgelik akımıyla özdeşleşir. Steiner’de ise Mesih, Lucifer ile Ahriman arasındaki kozmik dengeyi kuran merkezî bilinçtir; insanlığın evriminde dengeleyici eksendir.
Bu şekilde şiir, üç düşünürün kozmogoni ve bilinç evrimi öğretisini sembolik bir dil içinde birleştiren bir yapı olarak okunabilir.
I. ÜÇ KUVVETİN METAFİZİK TANIMI
Steiner’e göre insanlık evrimi üç ana ruhsal akım arasında dengelenir:
1) Luciferik Kuvvet
Işık, erken bilinç, özgürlük dürtüsü
Ruhun maddeyi terk etme eğilimi
Aşırı mistisizm, aşırı idealizm riski
Ateş elementiyle sembolize edilir
Lucifer kötülük değil;
denge dışı özgürlüktür.
2) Ahrimanik Kuvvet
Katılık, maddecilik, hesap, teknik bilinç
Soğuk zihin
Aşırı mekanik uygarlık
Yer, taş, kristal sembolizmi
Ahriman da mutlak kötü değil;
denge dışı madde bilincidir.
3) Mesih Prensibi
Kalp merkezi
İki uç arasında bilinçli denge
Özgürlük ile maddeyi birleştirme
Steiner’e göre Mesih olayı, insanın merkezine bir Güneş bilinci yerleştirir.
II. ŞİİRİN BU ÜÇGENE YERLEŞTİRİLMESİ
1) Ay Devri = Luciferik Aşama
Şiirde:
Ateş çekirdek kovdu suyu
Bu, Steiner’in “erken özgürlük” anlatısını çağrıştırır.
Ay evresinde:
İnsan henüz tam maddi değildir.
Ruh ağır basar.
Ateş bilinç kıvılcımıdır.
Luciferik enerji burada ayrılığı başlatır.
2) Arz Devri = Ahrimanik Yoğunlaşma
Arz devrinde:
Toprak
Ürün
Alın teri
Mülkiyet
Bunlar Ahrimanik bilinç göstergeleridir.
Şiirde Kâbil’in: “Kutsaldır alın terim” denmesi, maddeye hak talebidir. Bu, Ahrimanik bireysel iradenin doğuşudur.
3) Hiram ve Ateş Kazanı = İnisiyasyon
Steiner’e göre inisiyasyon:
Alt benliğin ateşten geçmesi
Astral bedenin arınması
Benliğin kristal bilinç kazanmasıdır
Şiirde:
Hiram kendini attı ateş dolu kazana
Bu, doğrudan ezoterik ateş inisiyasyonudur.
Luciferik ateş burada yakıcı değil;
bilinç açıcıdır.
III. MESİH MERKEZİ — SU VE ATEŞİN BARIŞMASI
Şiirde:
Su ve ateş barıştı
Steiner’in ifadesiyle:
Lucifer yukarı çeker.
Ahriman aşağı çeker.
Mesih merkezde dengeler.
Bu üçlü modelde:
Luciferik kuvvet yukarı yönelir; insan bilincini hafifletir, ruhu madde bağlarından kurtarmaya çalışır ve erken özgürlük dürtüsünü uyandırır. Ancak bu yönelim dengeden çıkarsa, fanatik ruhçuluğa, gerçeklikten kopmuş aşırı mistisizme ve dünyadan kaçışa dönüşebilir. Bu aşırılığın dengelenmesi Mesih prensibiyle mümkündür; çünkü Mesih bilinci, ruhu bütünüyle yukarı kaçırmadan, onu merkezde tutarak özgürlüğü bilinçli hâle getirir.
Ahrimanik kuvvet aşağı yönelir; yoğunlaşmayı, maddeyi, hesaplayıcı zekâyı ve teknik düzeni temsil eder. İnsan bilincini somutlaştırır ve dünyaya kök salar. Fakat bu kuvvet aşırıya kaçtığında katı materyalizme, mekanikleşmiş düşünceye ve ruhsal boyutun inkârına yol açar. Bu tehlike de ancak Mesih merkezinde dengelenebilir; çünkü Mesih bilinci maddeyi reddetmeden, onu ruhla uyumlu hâle getirir.
Mesih prensibi ise merkezde durur. Ne yalnızca yukarıya kaçan ruhçuluğu ne de yalnızca aşağıya çöken maddeciliği kabul eder. İki uç arasındaki gerilimi bilinçli bir dengeye dönüştürür. Bu merkezde insan, ne fanatik bir mistik ne de katı bir materyalist olur; aksine, özgürlüğünü hem ruhu hem de maddeyi kapsayacak şekilde bilinçli olarak yaşar. İşte kurtuluş, bu merkezde doğan bilinçli özgürlüktür.
IV. DERİN METAFİZİK YAPI
Şiir aslında şunu söylüyor:
Ay Devri → Ruh baskın (Lucifer)
Arz Devri → Madde baskın (Ahriman)
Kıyamet Devri → Kalp bilinci (Mesih)
Bu, Steiner’in insanlık tarihini üçlü bilinç evrimi olarak anlatmasıyla örtüşür.
V. ŞİİRDEKİ “ŞEYTAN”IN GERÇEK YERİ
Steiner’de Lucifer şeytan değildir;
Ahriman da değildir.
Şiirde ateş–şeytan özdeşliği, klasik teolojik dilde kullanılmış;
ama ezoterik okumada:
Ateş = Luciferik hızlandırma
Toprak-merkez = Ahrimanik yoğunlaşma
Gül = Mesih kalbi
Yani şiir, teolojik değil;
antroposofik üçlü dramatizasyondur.
İnsanlık önce ruhun ateşiyle ayrıldı,
sonra maddenin katılığına düştü,
şimdi kalpte birleşmeye çağrılıyor.
Bu, Steiner’in “bilinçli özgür insan” idealidir.